DERGİMİZDEN

Belediye kreşlerine merkezi müdahale: Çocukların ve ailelerin payına belirsizlik düşüyor

Belediye kreşlerine yönelik yeni düzenlemeler, binlerce çocuk ve aile için eğitim, bakım ve istihdam açısından belirsiz bir gelecek yaratıyor.

Eylül bereketiyle gelmedi

Eskiden pazarın en taze ürünlerini sabah erken saatte seçerek alırdık. Şimdi ise; biraz daha uygun olur ümidiyle akşam pazarın toplanmasına yakın gider olduk.

İş yerinden başlayan bir örgütlenme ihtiyacı

İş yerlerindeki örgütlenme sorunları ve kadınların ağır bakım yükü, sendikal mücadelede ortak ve kalıcı bir iradenin önündeki engelleri büyütüyor.

Didim halk pazarından: ‘Çocuklarımızı okula güvenle gönderemiyoruz’

Didim Halk Pazarı’nda üreticiler, veliler ve eğitim emekçileri; çocukların beslenme, eğitim ve güvenlik sorunları etrafında ortaklaşan kaygılarını anlattı.

‘Kırtasiye masrafından çocukları servise veremedim’

Bir şeylere kılıf uyduruyorlar da yoksulluğa karşı ne yapılıyor? Alım gücünün düştüğü bu dönemde ailelerin kaygıları giderek artıyor.

Çocukluğuma…

'Sana söz veriyorum çocukluğum, bu rüyanın peşini bırakmayacak, sevgiyle bakan çocuklar için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğim.’

Artan otoriterlikten bize düşen

‘Hangi yumuşaklıkla söylersem söyleyeyim, herhangi bir otorite figürü olarak oradaki varlığımın diğer varlıkların hassasiyeti ölçüsünde bir yaptırım ve etkileme gücü var.’

Unutanlar, bastıranlar, unutamayanlar

Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri romanında dört kuşak kadın, hafıza, aşk ve özgürleşme üzerine…

Tıpta 'erkek normu' ve kadın kalbi

Bize 'abartıyorsun' diyen erkek egemen tıp anlayışına karşı; bedenimizin dilini öğrenmek, birbirimizin uyarısı ve güvencesi olmak zorundayız.

Ekmek ve Gül dergisi Eylül 2026 sayısı

Bu sayımızda biraz da bu soruların peşine düşüyoruz: 25 yılın yükünü nasıl sırtımızdan atacağız? Çocuklarımızın eğitiminden emeğimize uzanan bu mücadelede sözümüzü ve gücümüzü nasıl örgütleyeceğiz?

25 yılın yükünü nasıl sırtımızdan atacağız?

ugün bir mutfakta, bir okul çantasında, bir pazar filesinde karşımıza çıkan bu tablo sadece bugünün hikâyesi değil. 25 yıldır hayatlarımızı şekillendiren politikaların, faturasının hikâyesi.

Türkiye’de tam gaz baskı süreci ve dalgakıranlar

Düşmanlaştırıldığımız, güvensizleştirildiğimiz böylesi bir dönemde “Kime güveneceğiz ki?” sorusunun yanıtını işçi kadınlar buldu: Birbirimize!

Kadınlar adına değil, kadınlarla birlikte: Sendikaları yeniden iş yerlerinden kurmak

Sınıf sendikacılığı kadın işçi ve emekçilerin örgütlenmesine nasıl yaklaşır?

Dosya: AKP’nin 25. yılı: Kuşatma, saldırı, direniş

Bu dosyamızda, geçtiğimiz 25 yılın kadınlara ne getirdiğini, ancak aynı zamanda kadınların bu getirilere karşı nasıl mücadele ettiğini işliyoruz.

25 yılın ağırlığı, kadınların direnci

25 yıldır AKP’nin sınıfsal eğilimi değişmedi: Emeğini sermaye için ucuz ve esnek hale getirmek; bakımı ise aileye, aile içinde de kadınlara yüklemek.

Yasalar, genelgeler, fiili uygulamalar…

AKP iktidarının 25 yılında kadınların kazanılmış hakları kimi zaman yasalarla, kimi zaman fiili uygulamalarla hedef alındı.

25 yılın bilançosu: Kadınların hayatı daralıyor; mücadele sürüyor

‘Bu 25 yılda iktidar, politikaları ile şiddeti arttırırken kadınlar da kız kardeşlik bağı ile mücadele olanaklarını arttırdı.’

25 yılın öteki tarihi: Vazgeçmedik, direndik, değiştirdik

‘25 yılın bilançosunu yalnız bizden alınanlarla tutamayız. Bir de vermediklerimiz, kazandıklarımız var.’

AKP’nin 25 yılı bize ne gösterdi, şimdi ne yapmalı?

‘Bugün ihtiyaç olan, bu mücadeleleri ve talepleri; hayatı işçi ve emekçi kadınlar açısından yaşanamaz kılmayı hedefleyen bir mücadele hattının parçaları olarak örgütleyebilmek.’

Kadınlara sorduk: Barış sizin için ne anlama geliyor?

1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle kadınlara sorduk: “Barış sizin için ne anlama geliyor? Barışı sağlamak için ne gerekli?”

Editörden