DERGİMİZDEN
Uygulanan düşük ücret politikaları ile kamu emekçisi ve emeklisi derin bir yoksulluğa sürüklenirken iktidar bizi görmezden geliyor.
İzmir’de yaşayan emekli kadınlar, artan kiralar, katlanan mutfak masrafları ve bitmeyen bakım yükü karşısında verdikleri yaşam mücadelesini anlatıyor.
‘İki yıldır bir gün bile bu mobbinge boyun eğmedik. Eğmeyi de düşünmüyoruz. Atılan işçiler geri gelecek ve herkes hakkını, emeğini alacak.’
‘Ekmek ve Gül’ün kadınları susmuyor. her yeni sayıyla birlikte ekmeğe de güle de sahip olmanın mümkün olduğu bir hayatın umudunu büyütüyorlar.’
Urfa'da bunaltıcı sıcaklar en çok tekstil işçilerini zorluyor. Ütü bölümünde çalışan kadın işçiler zorluklarla baş etmeye çalışırken talepleri görmezden geliniyor.
Pınar'ın cebelleştiği tüm sorunları ve çocuklara dair duyduğu umudu okurken, bu çaba sadece öğretmenlerin tekil tekil tutumlarıyla sınırlı kalmamalı diye düşünüyorsunuz.
Bu dizi yalnızca geçmişin bir kesitini değil, yükselen faşizme, derinleşen ekonomik krize ve toplumsal eşitsizliklere karşı işçilerin ve kadınların omuz omuza ördüğü tarihsel direnişi anlatıyor.
‘Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan yeni gelişmeler, cezasızlıkla beslenen ilişki ağlarını açığa çıkarıyor. Hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz.’
Bu sayıdaki yazılar savaşın, yoksulluğun ve şiddetin birbirinden ayrı olmadığını gösteriyor. Biliyoruz ki şehirleri yakan gemilerle, hayatlarımızı kuşatan eşitsizlik aynı düzenin eseri.
Yürüyen Şato’daki gibi, savaş yalnızca cephede yaşanmıyor; kentlerin sokaklarına, mutfaklara, iş yerlerine, evlere kadar sızıyor.
‘Önümüzde iki ayrı mücadele yok. Bir yanda demokrasi, öte yanda geçim derdi de yok. Soframızdaki ekmeği küçülten düzen ile itiraz etme hakkımızı daraltan düzen aynı.’
ISO 500 listesine giren Konveyör kârını büyütürken, kadın işçiler açlık sınırının altındaki ücretlere, eşitsizliğe ve güvencesizliğe karşı insanca yaşam talep ediyor.
Bazı suçların failleri hiçbir zaman "meçhul" değildir. Sadece kalın bir sisin ardına gizlenirler. Dosyamızda devlet-sermaye ilişkileri çerçevesinde bu sisin kimi, ne için gizlediğini inceliyoruz.
‘Uğranan şiddetin, sömürünün, haksızlıkların failleri meçhul değil çok meşhur. Bu yalnızca bizim ülkemize özgü değil. Kapitalizmin hüküm sürdüğü dünyanın her yanında böyle.’
İsimler değişiyor, mekanlar değişiyor. Ancak ayrıcalıklıların neden olduğu ölümler, geride kalanların mücadelesi olmadığı sürece yine ayrıcalıklıların adaletine mahkum oluyor.
‘Bu ülkede adalet kendiliğinden gelmiyor. Israrla talep ediliyor, çağrılıyor, zorlanıyor ve en çok da kadınların omuz omuza yürüdüğü mücadeleyle büyütülüyor.’
Bu sistemin içindeki en örgütlü yapı olan devletin temsilcileri sorumluluk almayı reddetse de onları buna zorlayacak olan baskı ortamını yaratacak olan bizleriz.
17 yaşında cinsel saldırıya uğrayan bir genç kadının 9 yıl süren hukuk mücadelesi, yargının mağdur suçlayan tavrı ve çelişkili kararları yüzünden "Adalet değil, unutmak istiyorum" feryadıyla son buldu
Gazi Ekmek ve Gül WhatsApp grubuna yansıyan nafaka tartışmaları, kadınların yoksulluk ve çaresizlik cenderesindeki sıkışmışlığını gözler önüne seriyor.Kadınlar konuyu farklı yönleriyle tartışıyor.
“İktidarın ‘makbul aile’ modeline uymayan tüm kimlikleri görünmez kılmayı hedefleyen muhafazakar politikalarına karşı ortak bir mücadele hattı gerekiyor.”
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































