DERGİMİZDEN
Belediye kreşlerine yönelik yeni düzenlemeler, binlerce çocuk ve aile için eğitim, bakım ve istihdam açısından belirsiz bir gelecek yaratıyor.
Eskiden pazarın en taze ürünlerini sabah erken saatte seçerek alırdık. Şimdi ise; biraz daha uygun olur ümidiyle akşam pazarın toplanmasına yakın gider olduk.
İş yerlerindeki örgütlenme sorunları ve kadınların ağır bakım yükü, sendikal mücadelede ortak ve kalıcı bir iradenin önündeki engelleri büyütüyor.
Didim Halk Pazarı’nda üreticiler, veliler ve eğitim emekçileri; çocukların beslenme, eğitim ve güvenlik sorunları etrafında ortaklaşan kaygılarını anlattı.
Bir şeylere kılıf uyduruyorlar da yoksulluğa karşı ne yapılıyor? Alım gücünün düştüğü bu dönemde ailelerin kaygıları giderek artıyor.
'Sana söz veriyorum çocukluğum, bu rüyanın peşini bırakmayacak, sevgiyle bakan çocuklar için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğim.’
‘Hangi yumuşaklıkla söylersem söyleyeyim, herhangi bir otorite figürü olarak oradaki varlığımın diğer varlıkların hassasiyeti ölçüsünde bir yaptırım ve etkileme gücü var.’
Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri romanında dört kuşak kadın, hafıza, aşk ve özgürleşme üzerine…
Bize 'abartıyorsun' diyen erkek egemen tıp anlayışına karşı; bedenimizin dilini öğrenmek, birbirimizin uyarısı ve güvencesi olmak zorundayız.
Bu sayımızda biraz da bu soruların peşine düşüyoruz: 25 yılın yükünü nasıl sırtımızdan atacağız? Çocuklarımızın eğitiminden emeğimize uzanan bu mücadelede sözümüzü ve gücümüzü nasıl örgütleyeceğiz?
ugün bir mutfakta, bir okul çantasında, bir pazar filesinde karşımıza çıkan bu tablo sadece bugünün hikâyesi değil. 25 yıldır hayatlarımızı şekillendiren politikaların, faturasının hikâyesi.
Düşmanlaştırıldığımız, güvensizleştirildiğimiz böylesi bir dönemde “Kime güveneceğiz ki?” sorusunun yanıtını işçi kadınlar buldu: Birbirimize!
Sınıf sendikacılığı kadın işçi ve emekçilerin örgütlenmesine nasıl yaklaşır?
Bu dosyamızda, geçtiğimiz 25 yılın kadınlara ne getirdiğini, ancak aynı zamanda kadınların bu getirilere karşı nasıl mücadele ettiğini işliyoruz.
25 yıldır AKP’nin sınıfsal eğilimi değişmedi: Emeğini sermaye için ucuz ve esnek hale getirmek; bakımı ise aileye, aile içinde de kadınlara yüklemek.
AKP iktidarının 25 yılında kadınların kazanılmış hakları kimi zaman yasalarla, kimi zaman fiili uygulamalarla hedef alındı.
‘Bu 25 yılda iktidar, politikaları ile şiddeti arttırırken kadınlar da kız kardeşlik bağı ile mücadele olanaklarını arttırdı.’
‘25 yılın bilançosunu yalnız bizden alınanlarla tutamayız. Bir de vermediklerimiz, kazandıklarımız var.’
‘Bugün ihtiyaç olan, bu mücadeleleri ve talepleri; hayatı işçi ve emekçi kadınlar açısından yaşanamaz kılmayı hedefleyen bir mücadele hattının parçaları olarak örgütleyebilmek.’
1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle kadınlara sorduk: “Barış sizin için ne anlama geliyor? Barışı sağlamak için ne gerekli?”
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































