DERGİMİZDEN
‘Sendika eli güçlü bir şekilde masaya oturacak. Çünkü iyi bir sözleşme imzalayacak bir işçi örgütlülüğüne sahip.’
‘Küçükçekmece’deki bu küçük atölye, aslında büyük bir gerçeğin yansıması.’
Yoksulluk çoğu zaman hane geliri, asgari ücret, açlık sınırı ya da enflasyon rakamları üzerinden tartışılıyor. Oysa bu rakamların evin içinde ya da iş yerinde nasıl yaşandığını en çok kadınlar biliyor
‘Artık özel sektörde çalışmak istemiyorum çünkü emeğin karşılığı verilmiyor. Sen kendini ne kadar yıpratırsan yıprat onlar senden daha fazlasını istiyor.’
Sohbet ederken kadınların ruh halleri de değişiyordu. ‘Elimizden bir şey gelmez’ düşüncesi ve korku yan yana geldiğimizde, yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördüğümüzde yerini dayanışmaya bırakıyordu.
Madencinin açlıkla, karanlıkla ve sistemle mücadelesine tanık olmak yetmiyor. Asıl soru şu: Görmek, bizi gerçekten harekete geçiriyor mu, yoksa vicdanı susturan bir seyir mi üretiyor?
‘Zeren’in asansörde yaşamını yitirmesi de, bir arkadaşımızın yurtta taciz edilmesi de, hakkını arayan öğrencinin soruşturmalarla yıldırılması da aynı politikanın ürünüdür.’
'Dersim’de kadınlar bütün kayıplarımız için, mezar hakkı için adalet talep etmektedir. Anılarına saygılarımla...'
Bahar’ın hikâyesi, şiddetin, yoksulluğun ve cezasızlığın ortasında büyüyen binlerce kadının gerçeği.
Bazen izlediğimiz film ve diziler o kadar ürkütücü olur ki ‘Yok artık, bu kadarı da gerçek hayatta olmaz’ deriz. Oysa kimi zaman gerçek hayat, anlatılanlardan çok daha ağırdır.
‘Filmin başındaki yaratıcılık, şehirlerin yer değiştirmesi, zaman algısının kayması filmi dayanışmaya ve bir aradalığa çağrı yapan bir yere götüremez miydi?’
‘Bu kitap, travmayı yalnızca acı ve ıstırapla sınırlamıyor; aynı zamanda onun iyileştirilebilir ve dönüştürülebilir bir süreç olabileceğini hatırlatıyor.’
1 Mayıs’ta işçi ve emekçi kadınları yoksulluğa, şiddete ve ölüme terk eden kan emicilere karşı Ekmek ve Gül dergisinin nisan sayısı, bu mücadeleyi büyütmek isteyen herkese bir çağrı olarak elimizde...
Bu 1 Mayıs’ta işçi ve emekçi kadınları yoksulluğa, şiddete ve ölüme terk eden kan emicilere karşı Ekmek ve Gül dergisinin nisan sayısı, bu mücadeleyi büyütmek isteyen herkese bir çağrı...
İşçi ve emekçilerin vergileri silah bütçelerine aktarılırken NATO “güvenlik” adı altında savaşları büyütüyor; bedelini ise en ağır biçimde kadınlar, yoksullar ve halklar ödüyor.
Emekçi kadınlar Ortadoğu’daki savaşın Türkiye’ye sıçrama ihtimalinden ve en çok da artacak zamlar ile düşecek alım gücünden endişeli.
Dergimizin bu dosyasında artan iş cinayetlerine mercek tutuyoruz.
‘Bu düzeni değiştirecek tek güç fabrikadaki iş kazalarını, evdeki angaryayı ve sokaktaki güvencesizliği ortak bir mücadelenin konusu yapmaktır.’
'Mobbing ve taciz, bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu olarak kabul edilip TİS'lerde yer alması gerekiyor.'
Ravive Kozmetik davası; kadınların, çocukların ve güvencesiz çalışan binlerce insanın ortak hikâyesinin bir yansıması...
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































