DERGİMİZDEN
AKP döneminde kurulan medya rejiminin kadınlar açısından en çıplak gerçeği bu: Kadınlar sistematik biçimde yalnız bırakılıyor.
Türkiye medyası, 10-15 yıl öncesine göre daha erkek, daha maço, daha cinsiyetçi. Karşımızdaki tablonun tek bir açıklaması yok. Her biri tek tek zehirli içeriklerin karışımıyla oluşmuş bir kokteyl bu.
‘Emekçi kadınlar için medya, bir haber kanalı değil; kendi sözünü, kendi kültürünü, kendi tarihini ve kendi geleceğini yazma mücadelesidir.’
‘Kıskanmak hali çoğu zaman çocukluktan gelen değersizlik duygusuyla körüklenen habis bir duygu olsa da toplumsal koşulların da değersiz hissetmeye yol açan etkileri es geçilmemeli belki de...’
‘Düşünülenle yaşananın mümkün mertebe tutarlı olduğu yerleri çok seviyorum. Mümkün olmadığında da mümkün olmayışı, derin bir anlayışla anlıyorum.’
‘İş yerlerini odağa alan, emekçi kadınları karar süreçlerine aktif biçimde katan bir mücadele programı oluşturmadan kadın mücadelesini büyütmek mümkün değil.’
Yapılan anket, kadın eğitim emekçilerinin sendikal hayattan uzak kalmasının temel nedeninin ev içi yükler ve dışlayıcı örgütlenme biçimleri olduğunu ortaya koyuyor.
‘Sincan’da pek çok okulda kadın öğrencilerin çeşitli düzeylerde tacize maruz kaldığını biliyoruz. Bu öğretmenler çoğunlukla görev yaptığı okuldan alınıp başka bir okula görevlendiriliyor.’
'Bizler 'yan yana daha güçlüyüz' diyerek yolumuza devam edeceğiz.'
‘İhtiyacımız olan şey, susmak değil; aynı sorunları yaşayan öğretmenlerin bir araya gelmesi ve dayatılan sefalet ücretlerini kabul etmemek...’
‘Sadece dinlenme fırsatını değil, dünyayı keşfetme iştahlarını da kaybediyor çocuklarımız...’
‘Rosa, 1898’de kendini tüm varlığıyla proletarya davasına adamak üzere Almanya’ya yerleşti. O tarihten itibaren Avrupa sosyalizmi içindeki belli başlı tartışmalarda önemli bir rol oynadı.’
Luxemburg, kadınların kurtuluşunu sınıf mücadelesinden koparmadı. Oy hakkından burjuva feminizmine uzanan tartışmalarıyla, sorunun üretim ilişkilerinden ayrı ele alınamayacağını ısrarla savundu.
2025'in son sayısında kadınlar, sermaye ve devletin işbirliğini teşhir etmeye devam ederken 2026’ya ışık tutuyoruz...
Öfkemiz binse umudumuz binlerce... Haydi hediyeleşelim kız kardeşim; bir umudum sen, bin umudum ördüğümüz mücadele.
2026 yılına yaklaşırken bütçe kreşe, sığınmaevlerine, kadınlara mı ayrılacak; asgari ücret insanca yaşanılabilecek bir düzeye çıkarılabilecek mi soruları kadınların kafasında.
Eğitimi aşama aşama sanayinin ve sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendiren hamleler çocuk emeğini sömürü çarklarına her gün biraz daha fazla sürüklüyor.
Dergimizin bu dosyasında çocuk emeğinin nasıl örgütlü ve bilinçli bir tercihle iktidarın politikaları ile yaygınlaştırıldığını ele alıyoruz.
MESEM ve derinleşen yoksulluk, çocukları eğitimden koparıp ucuz iş gücüne dönüştürüyor. Devlet politikaları, çocukluğu korumak yerine çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor.
Türkiye’de milyonlarca çocuk okul yerine atölyelerde, fabrikalarda çalıştırılıyor. Dilovası’daki facia ise çocuk işçiliğin görünmez değil, görmezden gelinen bir gerçek olduğunu gösteriyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































