Mücadele ile gelen Bahar
Bahar’ın hikâyesi, şiddetin, yoksulluğun ve cezasızlığın ortasında büyüyen binlerce kadının gerçeği.

Günün telaşı yerini akşamın sessizliğine bırakırken bir tanıdık evinde Bahar’la karşılıklı oturduk. Bahar, henüz 24 yaşında olmasına rağmen sırtında bir asırlık yük taşıyan genç bir kadın. Gülüşü ne kadar aydınlıksa, bakışları o kadar derin ve nemli. Anlatacağı çok şey var da kelimeler dolup taşan göz pınarlarında düğümleniyor sanki. İçindeki kırgınlıklarını ve bitmek bilmeyen mücadelesini masaya bırakıveriyor. Bahar anlattıkça bir kadının hayatının nasıl bir savaş alanına dönüştürüldüğünü, devletin ve sistemin o korunaklı sanılan evlerin kapısında nasıl kör sağır kesildiğini bir kez daha görüyoruz. Onun sözlerinden dökülenler, bu düzende hayatta kalmaya çalışan binlerce kadının ortak çığlığı gibi odaya yayılıyor.

Bahar’ın annesi ve babası kuzenler, annesi zorla evlendiriliyor. Ve evlendiği gece başlıyor şiddet. Annesi bu şiddetten kaçmak için Bahar’ı üç yaşındayken terk ediyor. Törelerine göre anne eşini ve çocuğunu terk ettiyse eğer, ne kadının ailesi ne de o kadın bir daha asla çocuğunu göremiyor.

Üç yaşında Bahar babaannesine veriliyor. Küçükken istenmediğini pek anlamasa da büyüyünce o duygu yer kaplıyor yüreğinde. Bahar’ın babasına gelecek olursak... Başka biriyle evleniyor ve kızına daha çok şiddet uygulamaya başlıyor. Bahar eve kaç kere polis çağırsa da çözüm olmuyor. Çünkü babası semtte bilinen herkesin korktuğu bir madde satıcısı. Bahar hayattan kopmuş.

Üvey annesi yüzünden defalarca şiddet gördüğü için onu sevmese de kardeşlerine değer veriyor Bahar. Ama ne yazık ki 17 yaşındaki kardeşi şu an cezaevinde. Babası madde satarken ceza almamak ve ortalıkta çok görünmemek için 8 yaşındaki çocuğuna madde sattırırmış. 8 yaşında küçük bir çocuk bütün madde isimlerini ve fiyatlarını ezbere biliyormuş. Şimdi de hem kullanıcı olmuş hem de babası gibi bir satıcı. Ara ara evde krize giriyor, babası da “Ben semtimde rezil olamam, oğlunu yatırdı demem” diyerek tedaviye karşı çıkıyormuş. Şu an Bahar, kardeşinin hapiste olmasına üzülse de bir yandan orada kullanamadığı ve satamadığı için mutlu.

Bahar’a, babasının şu an ne yaptığını sorduğumda, “Babam da hapiste ama neden girdiğini bilmiyorum. Zaten bu ilk girişi de değil. Üzülmüyorum aksine çok seviniyorum. En azından bir müddet babamdan hepimiz kurtulduk. Babam sadece bana değil herkese çok çektiriyor. Madde kullanınca neler yaptığını tahmin bile edemezsin. Benzin getirip evi yakmaya çalıştı, kendini 2. kattan aşağı attı. Amcamlara yengemlere saldırdı. Ama kardeşim bunları hak etmedi” diyor.

Bahar babasıyla davasının da yeni bittiğini ekliyor. Bahar’a önce şiddet uygulayıp sonra öldürmeye kalkmış. Amcası araya girip kurtarmış. “Yatakta hala üç el silah izi duruyor. Yüzüm, gözüm kan içindeydi. Babamdan şikayetçi olmama rağmen yine ona bir şey olmadı. Çünkü devlet beni değil, hep babamı korudu” diye anlatıyor. Bahar nu yaşına kadar çok kez karakol, sığınma evi görmüş. Ama gidecek başka yeri olmadığı için babaannesinin evine geri dönmüş.

Bahar’ın ismi, aslında doğanın en büyük mücadelesinin adı. Sert, dondurucu kara kışın ardından toprağı cesaretle delip çıkan o ilk yeşilliğin zaferi. Ruhunda kışı yaşamak ama inadına çiçek açmak var. Bahar’ın üzerine çöken o zifiri karanlık, sermayenin, uyuşturucu çetelerinin ve bu çetelere yol verenlerin kurduğu kirli bir sistemdir. Bahar’ın içindeki o filiz, kadınların gücünü, birliğini ve mücadelesini gördükçe büyümeye başlamış bile. 

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Ekmek ve Gül dergisi Mayıs 2026 sayısı

Dergimizin bu sayısı bizi susturmak isteyenlerin karşısında dayanışmayı ve örgütlülüğü çoğaltmanın bir aracı, mücadele ateşini harlayacak bir yelpaze olmayı sürdürüyor.

Seval’in hikayesi: Sormamız gereken sorular var

Bazen izlediğimiz film ve diziler o kadar ürkütücü olur ki ‘Yok artık, bu kadarı da gerçek hayatta olmaz’ deriz. Oysa kimi zaman gerçek hayat, anlatılanlardan çok daha ağırdır.

Bahar ateşini birlikte yakmaya...

Kız kardeşim, elindeki yelpazeyi yanındaki kız kardeşine uzat. Uzat ki hayatlarımızı yakanların ateşini birlikteliğimizle söndürebilelim...


Editörden