Vedat Türkali tarafından kaleme alınmış; 1986’da film, 2010’da ise televizyon dizisi olarak yayımlanmış “Fatmagül’ün Suçu Ne?” isimli eser bir sahil kasabasında tecavüze uğrayan ve faillerden biriyle evlenmeye zorlanan Fatmagül’ün hikayesini anlatır. Hepimiz az çok biliriz bu hikayeyi. Bazen izlediğimiz film ve diziler o kadar ürkütücü olur ki “Yok artık, bu kadarı da gerçek hayatta olmaz” deriz. Oysa kimi zaman gerçek hayat, anlatılanlardan çok daha ağırdır.
Şiddet, istismar, zorla evlilik
Sürekli gittiğim bir restoranda çalışan bulaşıkçı kadınla her karşılaştığımızda bakışıp gülüşüyorduk. Çok güzel bir gülümsemesi vardı. Birkaç ziyaretin ardından yanına gidip, “Senin bir hikayen var ve ben onu yazmak istiyorum” dedim. Şaşırarak “Nereden anladın?” diye sordu. Omuz silktim. Belki gülümsemesinin altındaki hüznü gördüm, belki de gerçekten… Kör görmez, sezer.
Seval şu anda 39 yaşında. İlkokul mezunu ama dışarıdan okuyarak lise diploması almak istiyor. İki erkek, bir kız çocuğu annesi. “Nereden başlayayım bilmiyorum” dedi. “İçinden geldiği gibi anlat” dedim.
“16 yaşında evlendim… daha doğrusu evlenmek zorunda kaldım.”
Yoksul bir ailede büyümüş, küçük yaşta çalışmaya başlamış. Bir temizlik firmasında çalışırken, herkes gittikten sonra büroyu temizlediği bir akşam, üst kattaki internet kafenin sahibi kapıyı çalıp “seninle konuşacağım” diyerek bir anda içeri dalmış ve onu istismar etmiş.
“Çok korkmuştum, şoka girmiştim.”
Yaklaşık iki saat sonra kendine gelmiş. Eve geç kaldığı için bu kez evdekilere ne söyleyeceğini düşünmüş. Yolda çantasının kulpunu koparıp kapkaça uğradığını söylemeye karar vermiş. Buna rağmen eve geç kaldığı için babasından şiddet görmüş.
Ertesi gün işe gidip o kişiden kendisiyle evlenmesini istemiş. Çünkü biliyormuş ki ailesi gerçeği öğrenirse onu öldürür. Ancak fail evlenmeyi reddedip onu kovmuş. Ertesi gün yine gitmiş, yine reddedilmiş.
Bir akşam çıkışta konuşurlarken babası onları görmüş. “Bu kim, bununla ne işin var?” diyerek Seval’i sürükleyerek eve götürmüş. O gece yine şiddet görmüş, odaya kapatılmış, hatta odanın lambası bile sökülerek karanlıkta bırakılmış.
“Yaşadıklarımı kimseye anlatamıyordum.”
Ertesi gün babası işe gidince kardeşlerinden kapıyı açmalarını istemiş. Evden kaçarak tekrar işe gitmiş, o kişiyle bir kez daha konuşmuş. Yine reddedilmiş. Büyük bir çaresizlikle kaldırıma oturup ağlamaya başlamış. Yüzü gözü şiş haldeyken iki kadın yanına gelmiş, ne olduğunu sormuş. O da hiç tanımadığı o kadınlara olan biten her şeyi anlatmış. Kadınlar ona “Böyle olmaz karakola git, şikayetçi ol” diyerek onu cesaretlendirmişler.
Karakola gitmiş. İfadesi alınmış, muayeneye götürülmüş ve söylediklerinin doğru olduğu anlaşılmış. Polis, o kişiyi iş yerinden alıp karakola getirmiş; ailesine de haber vermiş. Karakolda “Oğlunuz hapse girer, kızınızın adı çıkar… uzlaşın” demişler.
Fail evlenmeyi reddetmiş. Seval’in babası da adamı evlenmeye zorlamış.
Seval ailesi tarafından eve götürülmüş. O gece ve devamında günlerce şiddet görmüş. Bir hafta boyunca işkenceye varan dayaklar yemiş.
Bir hafta sonra istemeye gelmişler Seval’i. Ancak bunun nasıl bir “isteme” olduğu ortada. Sonrasında bir ay boyunca ne gelen olmuş ne giden. Bu süre boyunca Seval’ın maruz kaldığı şiddet devam etmiş. Bir ayın sonunda onu alıp götürmüşler.
‘Kadınlara destek olmaya çalışıyorum’
Evlilikle birlikte şiddet devam etmiş. Seval’e saldıran erkek, “Hayatımı mahvettin” diyerek ona sürekli şiddet uygulamış. Tüm evliliği boyunca ağır şiddet ve işkenceye maruz bırakılan Seval’e bir gün, “Seni başkasıyla birlikte olurken izlemek istiyorum” deyince; işte o gün, Seval çocuklarını alıp o evden çıkmış.
Aslında daha önce de iki kez ayrılmayı denemiş. Ancak birinde babası, birinde dayısı onu zorla geri götürmüş. Bu son gidişi ise dönüşsüz olmuş. Aynı gün alyansını satmış, kiralık bir ev tutmuş. Temizlik yapmış, bulaşıkçılık yapmış, çocuk bakmış, hasta bakmış; ne iş bulduysa çalışmış.
“Çocuklarımı böyle büyüttüm.”
Baskı ve korkuyla büyümüş. Boşandıktan sonra bile bu ürkeklik devam etmiş. Çalıştığı yerlerde kendisini hâlâ evli olarak tanıtmış.
“Boşanalı 10 yıl oldu. Keşke daha önce boşansaydım.”
Şimdi okumak istiyor. Çocuklarına iyi bir örnek olmak için.
“Ben ailemden hiç destek görmedim. Ama benim durumumda olan kadınlara destek olmaya çalışıyorum.”
Hayattan tek isteği ise: “Çocuklarımın iyi bir yere gelmesi.”
Bu hikayeyi yazmak kolay olmadı. İlk iki gün elim varmadı yazmaya. İstismar ve sonrası yaşanan travmalar, adalet arayışı ve toplumsal baskı…
Ne “baba evi”, ne de “sığınmak” zorunda bırakıldığı evlilik Seval için bir kurtuluş olabilmiş. Seval’in kurtuluşu, ancak kendi ayakları üzerinde durabildiği gün başlamış.
Peki…
Fatmagül’ün suçu neydi?
Ya Seval’in?
Belki de asıl soru şu olmalı: Bu hikayelerde suç kimde, sorumluluk kimde? Bir çocuğu korumayan ailede mi, suçu “lekelenme” korkusuyla örten anlayışta mı, “uzlaşın” diyerek adaleti ulaşılmaz kılan sistemde mi, yoksa bu düzenin devamına göz yuman herkeste mi?
Seval’in hikayesi tekil değil. Ve biz bu sorulara dürüst cevaplar verip kadınlar olarak dayanışmamızı, mücadelemizi güçlendirmedikçe bu hikayeler değişmeyecek.
Fotoğraf: Emre Orman/ csgorselarsiv.org
İlgili haberler
İstismarla mücadelede doğru sorular, doğru cevaplar
‘Kendini koruması için çocuğumuza neyi nasıl anlatacağız?’ sorularının cevaplarını birlikte bulmak elbette çok önemli ve değerli. Ama sadece bunlarla sınırlı kalınırsa istismarla mücadele eksik kalır.
7 yaşındaki çocuk, istismarcıyla evlendirilmeye çalışılıyor
7 yaşındaki kız çocuğunun uğradığı cinsel istismara ilişkin failin yargılanacağı davaya YAKA-KOOP çağrı yaptı. Çağrıda çocuğun kendisini istismar eden erkekle evlendirilmeye çalışıldığı belirtildi.
GÜNÜN ÖNERİSİ: Çocuk istismarından haberdarsanız bunları yapın
Çocuk istismarından, ihmalinden kuşkulanıyor ya da bunu biliyorsanız istismarın durması ve çocuğun korunması için bunları yapmalısınız...
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























