“Bir kere fethedilen zihinsel bir hastalık bir daha geri gelmez”
Thrangu Rimpoche
Bibliyoterapi (kitap terapisi), bireylerin psikolojik, duygusal ve sosyal süreçlerine katkı sağlayan; okuma yoluyla anlamlandırmayı ve iyileşmeyi destekleyen bir yaklaşımdır. Kitaplar bu yönleriyle sadece bilgi sunan araçlar olmaktan çıkıp, aynı zamanda duygusal bir temas alanına dönüşebiliyor. Bu bağlamda Kaplanı Uyandırmak, bibliyoterapinin etkisini güçlü bir şekilde hissettiren eserlerden biri. Peter A. Levine ve Ann Frederick, bu kitapta travmayı yalnızca psikolojik bir çerçevede ele almakla kalmıyor; felsefe, mitoloji, fizyoloji ve sanatla kurdukları bağ sayesinde konuyu çok katmanlı bir şekilde düşünmemize de alan açıyor.
Bir ruh sağlığı çalışanı olarak, kendine yardım alanında öne çıkan eserlerden birinin bu kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kitap, travmayı yalnızca acı ve ıstırapla sınırlamıyor; aynı zamanda onun iyileştirilebilir ve dönüştürülebilir bir süreç olabileceğini hatırlatıyor. Eser dört ana bölümden oluşuyor: şifacı olarak beden, travma semptomları, dönüşüm ve yeniden yapılanma ile travma için ilk yardım. Bu yapı, okuru teorik ve deneyimsel bir yolculuğa çağırıyor. Travmatik olaylar; hayata ya da bedensel bütünlüğe yönelik tehditler içeren, kişinin baş etme kapasitesini zorlayan ve yoğun bir çaresizlik duygusu yaratan yaşantılar olarak tanımlanıyor. Judith Lewis Herman’a göre travmanın özü, bireyin güçsüz bırakılması ve ilişkisel bağlarının zedelenmesiyle ilgili. Travma çoğu zaman belirli gruplarla ilişkilendirilse de fark etmeden hayatımızın birçok alanına sızabiliyor. Yalnızca savaşlar ya da ağır istismar değil; gündelik yaşamda karşılaşılan deneyimler de sinir sistemimizde iz bırakabiliyor.
Levine, kaplan metaforu üzerinden doğadaki hayvanların tehlike anındaki tepkilerini anlatıyor. Bir antilop, avcıyla karşılaştığında bazen kaçamıyor, donakalıyor. Bu durum organizmanın hayatta kalmak için girdiği farklı bir bilinç hali. Fizyolojide bu duruma “donma tepkisi” deniyor. Savaş, kaç ya da don tepkilerinden biri olan bu mekanizma, aslında doğanın bizi korumak için sunduğu bir sistem olarak düşünülebilir. İnsan, çoğu zaman bu döngüyü tamamlayamıyor. Bu noktada travma, bedende çözümlenememiş ve sıkışıp kalmış bir enerji olarak varlığını sürdürebiliyor. Günlük hayatta anlamlandıramadığımız fiziksel şikayetlerle karşılaşıyoruz. Yapılan tetkiklerde tıbbi bir karşılık bulunamadığında, bu, çoğu zaman “psikosomatik” olarak ifade ediliyor.
Ben de kendimi üzgün hissettiğim bazı anlarda, boynumdan omuzlarıma ve oradan kollarıma yayılan bir ağrı fark ediyorum. Bu durum, bedende çözülmemiş bir enerjinin yansıması olabilir mi? Belki de iyileşmek, sadece hatırlamak değil; bedenin de hikayesini duymaya izin vermektir.
Kolaj: Canva pro
İlgili haberler
GÜNÜN BİLGİSİ: Travma yaşayan çocuklar oyunları aynı şekilde oynayabilir
Çocukların hep aynı oyunu oynaması yaşadığı bir travmanın dışa vurumu olabilir. Travma yaşayan çocuklar için yine oyun terapisi iyi bir tedavi yöntemidir.
Sıbyan mektepleri gerçeği: Çocuklarda travma, ailelerde çaresizlik
Çocuklarının ömür boyu taşıyacakları travmalar yaşadığının farkında oldukları halde sıbyan mektebine göndermek zorunda kalan kadınlar anlattı: ‘Kızım kolu morarmış geldi, küçük kızım kapanmak istiyor’
Eğitim Sen ‘Deprem travması yaşayan çocuklara nasıl yaklaşmalı’ broşürü yayımladı
Eğitim Sen depremzede çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğine dair bilgiler barındıran ‘Deprem travması yaşayan çocuklara nasıl yaklaşmalı’ broşürü hazırladı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























