İzmir Eğitim Sen 2 No'lu Şube'den kadın eğitimciler aile politikalarını konuştu
KESK 3. Kadın Kurultayı çalışmaları kapsamında Eğitim Sen 2 No'lu Şube'den eğitim emekçisi kadınlar aile politikalarını ve bu politikaların eğitim emekçileri üzerindeki etkilerini konuştu.

Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube KESK Kadın Kurultayı Çalışma Grubu, "Aile yılı politikaları, kadın bedenine ve emeğine dönük saldırılar" başlıklı bir söyleşi düzenledi. Etkinlik öncesi, eğitim emekçisi kadınların KESK’in 3. Kadın Kurultayı hazırlıkları kapsamında yıl boyunca yürüttükleri atölyelerde hazırladıkları tasarımlar da sergilendi.

Kadın ve LGBTİ mücadelesi tehdit ediliyor

Söyleşiye konuşmacı olarak katılan editörümüz Sıla Altun, iktidarın aileye yönelik politikalarını geldiği günden beri adım adım uygulamaya soktuğunu ifade etti. Yoksulluk nafakasının sınırlandırılmasına yönelik tartışmanın dahi 10 yıldan fazla bir süredir sürdüğünü ifade eden Altun, son olarak “Aile ve Nüfus 10 Yılı Genelgesinin” çıkartıldığını hatırlattı. Altun, genelgede hem kadın emeğinin esnek ve güvencesizlikle hedef alındığını hem de kadın ve LGBTİ’ler gibi eşitlik için mücadele eden kesimlerin hedef alındığını vurguladı. Genelgede, “insan hakları ve bireysel özgürlükler adı altında mili ve manevi değerleri tehdit” gibi ibareler olduğunu belirten Altun, “Aslında burada hedef gösterilen kadın mücadelesi, LGBTİ mücadelesi; hatta bütün işçilerin, emeklilerin mücadelesi” dedi.

Kadınların bugünü ve geleceği güvencesizleştiriliyor

Aile yılında en çok tartışma alanlarından birisinin doğurganlık hızının düşüyor olması olduğunu ifade eden Altun, “Aile yılı ile birlikte doğum hızının artması için çeşitli hamleler yapılıyor. 'İş ve aile yaşantısını dengeye oturtalım' denilerek esnek çalışma dayatılıyor. İlk elden kadınlar açısından esnek yarı zamanlı çalışmak iyi bir şeymiş gibi anlaşılıyor. Ama oldukça tehlikeli. Bakım yükünün zaten kadında olduğu varsayılarak yapılan bir düzenleme. Kadın emeğinin ucuzlaştırılması gibi bir sorun var. Esnek, yarı zamanlı çalışmada ücret düşüyor; prim günlerini tamamlayamama, dolayısıyla emekliliğin zorlaşması gündeme geliyor. Geleceğin de güvencesizleştirilmesi söz konusu" dedi.

Nafaka hakkına saldırının anlamı kadınları bağımlı kılmak

Nafaka hakkına saldırıların; kadının hem aileye hem de aile içindeki erkeğe bağımlılığının garanti altına alınması, en kötü koşullara boyun eğmesini sağlayacak bir sistemin inşa edilmesinin adımlarından olduğunu dile getiren Altun, aile politikalarının eğitimdeki yansımalarına da değindi.

"Aile yılı" uygulamaları ile birlikte eğitimin de müfredatın da yeniden dizayn edilmesi, aile derslerinin konulması ya da doğrudan eğitim emekçilerine yönelik muhafazakâr baskıların artıyor olması konuları ile de karşılaşıldığını dile getiren Altun, "Eğitim emekçilerinin yüzde 64’ü kadınlardan oluşuyor. Esnek, yarı zamanlı çalışmaya zorlanma, şiddete ve mobbinge uğrama, idareden baskı görme gibi sorunlarla sık karşılaşılıyor" dedi.

Kadınlar anlattı: Esnek çalışma, tarikat örgütlenmeleri...

Sunumun ardından yapılan sohbette, eğitim emekçisi kadınlar karşılaştıkları sorunları ve yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Yarı zamanlı çalışmanın kadınların yükünü daha da arttıracağına dikkat çeken bir eğitim emekçisi, iki yaşından itibaren çocukları kabul eden devlet destekli kreşlerin olması gerektiğini belirtti. Kadınlara evlenmenin ve anne olmanın dayatıldığını ifade eden bir başka eğitim emekçisi kadın ise, “Evli ve çocuklu olmadığım için her türlü koşulda çalıştırıldım” ifadelerini kullandı. Bir başka eğitim emekçisi kadın ise esnek çalışmanın öğrencilere de getirildiğini ifade etti.

Eğitim emekçisi kadınlar, eğitimde tarikat, cemaat örgütlenmelerine de dikkat çekti. Bir eğitim emekçisi kadın sınıfından birkaç öğrencinin derslere gelmediğini, tarikat okullarına gönderildiğini belirtti. Eğitim emekçisi kadın, okula bildirimde bulunsalar da çocuklar için herhangi bir şey yapılmadığını anlattı.

‘Öğretmenlerin alanı giderek daraltılıyor’

Başka bir eğitimci de öğretmenlerin alanının giderek daraltıldığını, öğretmenin herhangi bir kaynaktan yararlanmasının yasaklandığını dile getirdi. İlkokuldaki fen bilimlerinin en önemli konularının en sona bırakıldığını, hayat bilgisinde iktidarın önemli gördüğü konuların öne alındığını belirtti. Öğretmenler odasına kamera konulmak istenmesine bütün sendikaların karşı çıkmasını hatırlatan eğitim emekçisi kadın; iş yerlerindeki hak gaspları karşısında sendika ayrımı yapmadan bir araya gelinip karşı çıkılması gerektiğini vurguladı.

Bir başka eğitimci de maarif modeli uygulamasında yer alan 20 “değerden” birinin aile bütünlüğü olduğunu ifade ederek, "Öğrencilerimizin bu değerleri edinmesini sağlamamız isteniyor. Bunların içinde örneğin 'Ülkesinin geleceği için aile ve nüfusun önemini bilir' ibaresi geçiyor ve fizik dersinde bile bunu işleyip bu kazanımı vermemiz bekleniyor. Bunları müfredata yedirmeye çalışıyorlar, ders kitapları bunlara göre hazırlanacak. Buraları da sendika olarak teşhir etmek ve iş yerlerinde tartışmak gerekir" dedi.

Söyleşi; iş yerlerindeki, öğretmenler odasındaki bütün eğitimciler olarak örgütlülüğün sağlanmasının önemine dikkat çekilerek sonlandırıldı.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Eğitim Sen Kadın Kurultayından emekçilerin gerçeğine: Sendikal mücadelede uyarı zili

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, sembolik başlıklarla yetinen değil, kadınların gerçek yaşamlarından beslenen ve onların örgütlü gücünü açığa çıkaran bir sendikal mücadeledir.

Eğitim Sen Kadın Kurultayı sonuç bildirgesi açıklandı: 46 delegenin şerhi var

Eğitim Sen Kadın Kurultayı sonuç bildirgesi, 46 delegenin şerhi eklenmeden "ortak irade" olduğu belirtilerek yayımlandı.

Eğitim Sen Kadın Kurultayına giderken: Mülteci öğrenciler görünmez kılınıyor

Sanırım bu süreçte bizi en çok değiştiren şey, yıllardır mülteci öğrencilerle çalıştığımız halde aslında bu konuda çok da yeterli bilgiye sahip olmadığımız gerçeğiyle karşılaşmaktı.


Editörden