İÇİMİZDEN BİRİ

Anlatacaklarım Fikriye Yenge’nin hikayesidir

‘Çocuğunu erken evlendirmesin kimse. Ne olacak evlenince, başı göğe mi değecek? Diyelim evlendirdi devlet el koysun çocuğa. Baba, baba olsa; ana, ana olsa vermez yavrusunu o yaşta el kapısına.’

Gülperi

Nisan ayı deyince, ister istemez yüreğimize serpilen ‘bahar coşkusu’ndan nasibini almayanımız yoktur umarım. Hele de içimizden birinin, Gülperi Teyzemizin o eşsiz yaşama sevincine tanık oldukça...

Hayallerini taşa işleyen kadın

Türkiye’de tek kadın taş işleme ustası Aylin Sarı. Sarı bu sanatla ilgilenmeye başladığında insanların alay konusu olmuş, ama vazgeçmemiş.

GÜNÜN PORTRESİ: Gönül Şen Menzel

Ressam Gönül Şen Menzel’i tanır mıydınız? Gökkuşağı tadında resimler yapan, sadece tuvallere değil çevresindeki insanlara da doğanın her bir rengini anlatma telaşında olan özgün ve üretken sanatçıyı?

Dilşad olacak diye: Anneannem

Bazı kadınlar yaşlandıkça, binyıllık bir ağaç gibi köklerini derine, çok derine salarlar. Derinlerde gelişip yayılan köklerinden süzdükleri bilgi, binlerce yıllık toprağın deneyimidir.

BELLEK

GÜNÜN PORTRESİ: Zabel Yesayan

Bazen insanın kendine belirlediği hayat akışından, kendi iradesinden bağımsız gelir olaylar bulur insanı.Gözümüzü dünyaya açtığımız yerden başka yerlere sürükler. Zabel Yesayan’ın hayatı da böyledir.

Jones Ana’nın kızları

Pittston madencilerinin grevinde iki destek grubu kurdu; Jones Ana’nın Kızları ve Özgürlük Savaşçıları...

GÜNÜN BELLEĞİ: Kadınlar Dünyası yayın hayatına başladı

‘Bugünkü hayat yenilik istiyor’ dedi kadınlar, takvim 1913’ün 4 Nisan’ını gösteriyordu. Kendilerine özgü bir dünyaları olduğunu herkese anlatmak için yola çıkan kadınlar ‘Kadınlar Dünyası’nı kurdu.

GÜNÜN PORTRESİ: Fosforlu bir yazar Suat Derviş

Fosforlu Cevriye’nin yazarı olarak bilinir en çok Suat Derviş. Ünlü şair Nazım Hikmet’in “başını eğdiremediği kadındır”* bazılarına göre, eşleri konuşulur bazen de. Peki, gerçekte kimdir Suat Derviş?

GÜNÜN BELLEĞİ: Mahlaslı kadınlar

20. yüzyılda isminin zikredilmesinde bir sakınca kalmamış kadın yazarlar yaşadıkları dönemde isimlerini gizliyordu, neden mi?

MEKTUP

‘Ekonomik kriz demek kadınları erkeğe bağımlı kılmak demek’

‘Ekonomik kriz, kadının istihdamda yer bulamaması, kadını eve, erkeğe bağımlı kılarak emeğinin sömürülmesinin yolunu açmaktadır.’

1 Mayıs’ gelebilirsem şunları söyleyeceğim

1 Mayıs yaklaşıyor. Ama patron izin vermediği için 1 Mayıs’a katılamayacak olan bir kadın işçi taleplerini anlatıyor...

‘Çocuklarıma bakabilmek için ayrıca parça başı iş yapıyorum’

Bir işçi kadının çağrısı: Ben bütün işçileri ve kadınları işsizliğe, hayat pahalılığına, OHAL’e ve savaşa karşı bu karanlık gidişe dur demek için mücadeleye, dayanışmaya ve 1 Mayıs’a çağırıyorum.

Anneanne, babaanne yoksa çocuklar ortada kalıyor

Bu kadar sorunlarımız var ama biz parti yarıştırıyoruz. ‘Gelin birlikte hareket edelim’ diyorum. Çok koyu AKP’liler rahatsız oluyor ama bir tane mesaileri kesildiğinde ortalığı ayağa kaldırıyorlar.

‘Hamileyim, doğuruyorum, aybaşı oldum’ demeyin yakarım!

Tekstil işçisi kadın anlatıyor: Koşullarımız kölelik desem abartı olmaz. Ustabaşı bize diyor ki ‘Hamileyim, doğuruyorum, aybaşı oldum diye sakın yanıma gelmeyin yakarım, sonunuz kapının önü olur’.

DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Nisan sayısı

Ekmek ve Gül’ün nisan sayısında 8 Mart’tan 1 Mayıs’a kapılar açan, aralarında kurdukları, hayatla kurdukları köprüden geçen kadınlar, heybelerinde neler taşıdıklarını anlatıyor.

O kapılar açıldı, bir daha kapanmayacak

Mahkûm edildiğimiz hayatın üstüne kapanan kapılara karşı, bizim de kapılarımız var. O kapılar, yaşamak istediğimiz hayata açılmanın kapıları... Birbirimize ulaşmanın kapıları...

Aynı ‘performansı’ 1 Mayıs’ta da bekliyoruz

Hükümet, patronlar, medya…8 Mart’ta hepsi eşitlikçi oldu. Gerçek olan emeği sömürülen, bedeni kuşatılan kadınların mücadeleyi sokaklara taşıdığı 8 Mart’tı. Şimdi aynı performansla 1 Mayıs’ta görüşelim

8 Mart’tan 1 Mayıs’a...

8 Mart’ta kadınların talebi; güvenceli iş, insanca yaşanacak ücret, ücretsiz kreş, çocuk istismarı ve kadın cinayetlerinde önlem alınmasıydı. 8 Mart’ta nasıl yan yana isek 1 Mayıs’ta da öyle olacağız

Migros çığ gibi büyürken, biz kar tanesi gibi eriyoruz

Migros işçisi bir kadın çalışma koşullarını anlatıyor: ‘Migros çığ gibi büyürken, biz işçilerinin yaşamı kar tanesi gibi küçülüyor. Sendika da sorunlarımızı geçiştiriyor.’