DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Ekim 2020 sayısı

Ekim sayımızda, tarikat ve cemaat eliyle hayatları karartılan çocukları, pandemi ile birlikte derinleşen yoksulluğu, uzaktan eğitimi, yurtlarda büyüyen çocukların şimdisini tartışıyoruz...

Bize layık görülene değil, layık olduğumuz eşit yaşama…

Bir domino taşı tarihten beri gelen, sıra sıra birbirini yıkan, yoksulluğu nesilden nesile taşıyan o taşların önüne ayağımızı koymadan, o yıkılan taşların yolu değişmeyecek. Değiştirelim o yolları...

Tarikat, cemaat, AKP ve geleceğimiz

Çocuklarla evlenmenin meşrulaştırılması, taciz ve tecavüzün suç listesinden çıkarılması, kadınların açık pazarlarda meta olarak satıldığı karanlık bir çağ, bu yapılarca el oğuşturarak beklenmektedir.

‘Tarikat şeyhi kızımı istismar eden erkeği affetmemizi istedi’

Esenyalı’dan iki kız çocuğunun yaşadığı örnek tarikat eliyle çocukların hayatlarının nasıl da karartıldığını ortaya koyuyor. Şeyh, çocuğu istismara uğrayan babaya istismarcıyı affetmesini söylüyor.

Yurtta yetişen Lale’yi ölüme mahkûm eden bir düzen!

Yurtta yetişen, devlete emanet edilen çocukların kaderi hep mi aynı olur? Lale de Aleyna da ölmeyebilirdi. Yanı başımızdaki Lale’nin hikayesinden biliyoruz; kurumların da bu cinayetler de payı var.

Yurtlar gerçeği: Devletin çocuk bakımının dönüşümü

Bakıma muhtaç çocukların devlet korumasında olduğu yurtlar ve kurumlar yeniden gündemde. Bu kurumlar nasıl kurumlar, sorunları neler, son yıllarda nasıl bir dönüşüm yaşadı?

Ankara Katliamı duruşmalarında  14 aylık bebeğiyle adalet arayan Nabile

10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerden Vahdettin Ozğan’ın eşi Nabile adalet arayışında en küçük çocuğu Serhat’ı mahkeme salonlarında büyütmüş bir kadın. Ve mücadelesinde hâlâ ısrarcı...

Hayatta kalma mücadelesi

Emekçi kadınlar ‘Hastalanıp ölecek miyiz?’ kaygısını bir kenara bıraktılar, bırakmak zorunda kaldılar. Belirsizlik ve önünü görememek koronadan ya da açlıktan ölmekle karşı karşıya getirdi.

Maaş alamama, işsizlik, sigortasız, yarı ücrete çalışma...

Pandemi öncesine oranla Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneğine yardım talebiyle daha fazla başvuran kadınlar, eve ekmek alabilmek için ne mücadeleler verdiğini paylaştı bizlerle...

İşyeri kapanırsa kışın sonunu görmek zor!

Ankara Dikmen’de küçük bir çamaşır yıkama atölyesinde çalışan kadınlar yaşanan kriz nedeniyle iş yerlerinin kapanması endişesi içinde ne yapacaklarını kara kara düşünüyor.

Ev eşyasını satan, çocuğunu okuldan alıp sanayiye gönderen…

Ankara Etimesgut’ta kadınlar pandemiyle ağırlaşan ekonomik koşullara eğitimdeki korkunç tablo eklenince büyük sorunlarla karşı karşıya kalmış. Çare ise elde avuçta ne varsa elden çıkarmakta bulunmuş.

Kışın vazgeçilmezi konservenin tarihi

Konserve, tarihi bir teknoloji. Okyanus ötesi topraklara ulaşmakta da, uzun süren savaşları kazanmakta da payı büyük. E malum bizimki de artık bir yaşam savaşına dönüşünce, tarihine bakmak farz oldu!

Domatesi, kavanozu, kapağı ateş pahasıyken…

Tuzluçayırlı kadınlar kış hazırlıkları derdini özetliyor: Bu pahalılıkla kışlık yapmak da kışı çıkarmak da çok zor olacak!

Nerede o balkonlardaki eski kurutmalıklar!

Şimdi tüm kışı atlatmak için kurutmalık yapmak değil derdimiz. Arada çıkarıp sofraya koyalım en azından diye yapmaya çalıştığımız birkaç poşet kurutmalık.

Devlet yoksulu görmüyor, çocuklar geleceksizliğe mahkûm ediliyor!

Tek bir telefonda, pahalı internet paketleri ile çocuklarının sisteme giriş yapmasını sağlamaya çalışan, çalışırken çocuklarına bakacak kimsesi olmayan, kreşlere para yetiştiremeyen kadınlar anlatıyor

Sistemin sorunlarını emekçilere, çözümü ‘vicdan’a havale etmenin adı: Sağlıkta şiddet

Sağlıkta şiddetin en önemli nedenlerinden biri yanlış sağlık politikaları. Kadınlar sağlık hizmetinde en çok zarar gören kesim. Bu nedenle, mücadelede en çok yan yana gelecek olan kadınlardır!

İşçinin mağduriyetinden faydalanmayı çok iyi biliyorlar…

‘Çoğu zaman gece vardiyasından çıkıp hastaneye gidiyor sonrasında hiç uyumadan tekrar işe geliyorum. Bunu bilmelerine rağmen iş yükümü arttırıp, her zamankinden fazla sayıda ürün çıkarmamı istiyorlar’

‘Sağlık çalışanı olduğum için yaşadığım mahalleyi terk etmek zorunda kaldım’

Sağlık çalışanı olduğu için oturduğu apartmanda şiddete maruz kalarak evinden taşınmak zorunda kalan bir hemşire, çalışma yükünün getirdiği ağırlığın da artık kendilerini tükettiğini anlatıyor...

Keda jinan helale*

Van’ın en işlek caddesinde mor zemin üstüne beyaz harflerle Kadın Emeği yazılı bir tabela göze çarpıyor. Burası iki kadının emeği, dayanışması ve gücünün dört duvarı!

Iraklı mülteci kadınlar: ‘Burada yaşamak çok zor’

‘Ölmemek için buralara geldik. Ama insanların bizi böyle aşağılamaları zor. Bize hep kötü bakıyorlar. Geldik diye, ucuz çalışıyoruz diye kızıyorlar ama bilmiyorlar ki biz o aza muhtacız.’