DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Ağustos 2019 sayısı

Ekmek ve Gül’ün yeni sayısında; geri gönderme kararının mülteci kadınlar için ne demek olduğunu, haklarımıza yönelik saldırıları ve bu memleketteki kadınların ortak dertlerini konuşuyoruz...

Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır…

Bu yüzden bizim tarafımız net. Biz; ezilmenin ne demek olduğunu en iyi bilenler, buna karşı her şeyimizle mücadele eden kadınlar olarak diyoruz ki; mülteciler kardeşimizdir!

Bu saldırı furyasının arkasında ne var?

Esas hedefi kadınların özgür bir biçimde yaşama, var olma talebi ve mücadelesi olan bu zihniyet, yıllardır gerici söylemlerini sürdürse de son yıllarda ‘kısmi başarılar’ elde etmiş gibi görünüyor.

Çocuğum için bile nafaka talep etmedim ama şimdi altından kalkamıyorum

O yuva yıkıldıysa bunun çok büyük sebepleri vardır. Bu bedellerin hem erkek tarafından hem de kanunlarla kadına yaşatılması büyük haksızlık.

Geri gönderme kararı mülteci kadınlar için ne anlama geliyor?

İstanbul’da yaşayan mültecilere ilişkin uygulanmaya başlanan ‘geri gönderme’ kararı mülteci kadınları nasıl etkiliyor, gittikleri yerlerde onları neler bekliyor, Türkiyeli kadınlar ne yapmalı?

Hayatımı vermişim, nafaka benim hakkım

Sincanlı kadınlar, nafakanın hakkını savunuyor. ‘Okumamışım, çalışmamışım ben ne yapacağım? Üç çocuk yaptım, hayatımı verdim, bu benim hakkım’ diyor kimi, kimi devletin sorumluluk almasını istiyor.

Nafakaya göz diken devletliler şu hesaba bir baksın!

Yıllarca kahrını çekip, eziyet görüp bir de o kocalara çocuk veriyoruz. Boyun eğip eziyet çekmeye devam mı edelim! O kadar eziyetin üstüne bir de çocuklarla ortada kalmışız, nafaka gözünüze mi battı?

İsimleri erkeklerin gölgesinde kalan kadınlar...

Bu filmlerin ortak noktası ne mi? Tabii ki ‘tarihte yer alan kadınların, kadın olarak verdikleri kimlik mücadelesi ve başarılarının erkeklerin gölgesinde kalmaları...’

Tuvaletten dinlenme odası!

DEÜ Hastanesinde çalışan temizlik işçisi bir kadın ne kadar aşağılayıcı koşullarda çalışmak zorunda bırakıldıklarını çok çarpıcı bir örnekle anlatıyor...

Çalışması da ayrılması da ayrı dert: Ah bu taşeronluk!

Hastanede taşeron işçi olarak çalışan Sevda, çalıştığı süre boyunca kadro ve sendika mücadelesi verdi. İşsiz kaldı, tazminatı hak ettiğinin altında ödendi. O şimdi de tazminat hakkı için mücadelede…

Sağlık çalışanları ‘sağlık olsun’ diyemiyor, neden mi?

‘Biz sağlık çalışanları, kendi sağlığımızın da dikkate alınmasını istiyoruz. Hakaretler duymak istemiyoruz. Güvenli bir işyerinde saygıyla çalışmak istiyoruz.’

Adana HiltonSA’da grev var: Bu şartlarda neden olmasın?

16 odayı en ince ayrıntısına kadar tek başlarına temizlemek zorundalar. Hepsinde boyun ve bel fıtığı var. Hakaret, mobbing gırla. Ama aldıkları ücret asgari ücretin altında!

Neş’e kavganın musikisidir

Aliağa Belediyesi’ndeki işçi kıyımına karşı direnen 187 işçinin en neşelisi Menşure... Hayatı, zorluklara göğüs gererek, neşesini hiç yitirmeyerek yaşamayı öğrenmiş bir kadın o...

Nepal’de 111 bin inşaat işçisi kadın eşit ücret için örgütleniyor

Nepal’de son yıllarda üst üste yaşanan depremler inşaat sektörünü canlandırırken, ülkede erkeklerin işsizlik sorunu nedeniyle ülke dışına göçleri nedeniyle sektörde kadınlar çalışmaya başlamış.

İspanya’da ev işçisi kadınlar haklarının peşinde

İspanya’da ev işlerinde çalışan yaklaşık 601 bin işçinin 528 bini kadın. Ev işçisi olarak çalışan kadınların ise üçte birinin sosyal güvencesi var. Ev işçilerinin büyük çoğunluğunun göçmen kadınlar.

Japonya Türkiye’den bile kötü!

Bugün de Japon kadınlar açısından hayat halen çok zor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2018 Dünya Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre 149 ülke içinde Japonya 110'uncu sırada yer alıyor.

İş cinayetleri ve kazalarına karşı: Yolumuz engel dolu ama çıkmaz değil!

İş cinayetlerine ve iş kazalarına karşı kadınların yürüyeceği yol engellerle dolu. Ancak, kadın işçilerin birlikte durabilmesi ve örgütlenmesiyle ayağımıza takılan taşları ortadan kaldırabiliriz!

Gülerek tükenmek mi, mücadeleyle gülmek mi

Hizmet sektöründe kadınların işyerlerinde ani bir ölüm değil de, sürece yayılmış bir ölümle karşı karşıya kalmaları, kadınları işçi sağlığının mağduru ve muhatabı değilmiş gibi gösteriyor.

Hayatınız kimsenin insafına kalmasın

Geçirdiği iş kazası sonucu yaşamı altüst olan ve eşi iş kazasında can veren iki kadın anlatıyor: ‘Yaşadıklarımızın sebebi olan patrona güvenmek yerine en baştan hakkımı aramalıymışım.’

Kadın emekçilerin tercihi mücadele

Kadın emekçilerin taleplerine yer veren sözleşmelerden kaynaklı olarak Tüm Bel-Sen, işkolunda ikinci sendika olmasına karşın kadın emekçilerin örgütlenme tercihinde birinci sırada yer alıyor.