DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Haziran 2019 sayısı

Ekmek ve Gül’ün Haziran sayısında kadınlar neleri değiştirdiklerini ve neleri değiştirebileceklerini anlatıyor... Umut veren okumalar dileriz...

‘Seçme hakkını’ seçmek... Zora, zorbalığa rağmen...

Görüyor ve biliyoruz ki bu seçimler yalnızca “Belediyeyi kim yönetecek?” seçimi değildi, şimdi artık daha da çok “Nasıl bir hayat” istediğimizin seçimi haline geldi.

Sandık bir şeydir, örgütlü güç her şey

Bunca sefalet, bunca yalan dolan, bunca güvensizlik, bunca çirkinlik içinde “Her şey güzel olacak” diye bir çağrı duymak, elbette iyi geliyor, güzel geliyor. Değişime dair umudu besliyor çünkü.

Biraz nefes alabilmek biz kadınların elinde...

Pazarlarda alacağımız sebzelerin önünden en az beş defa geçiyoruz ki en ucuzunu bulalım. Temennim bu hayat pahalılığın son bulması.

Umudumuzu mücadeleyle birleştirelim

AKP’ye oy veren, vermeyen işçilerde birçok fikir olmasına rağmen “Seçimlerde usulsüzlük yapıldı. Binali Yıldırım mağdur edildi” diyene hiç rastlamadık.

Bizim yardımları, kömürü, ekmeği keseceklermiş, doğru mu?

Belediyeyi CHP’nin kazandığı Ankara’da sosyal yardımların kesileceği söylentisi kadınları endişelendiriyor. Kadınlar, en önemli talepleri olan kreş için hâlâ adım atılmamasına da tepkili.

Kadınlar kreş talebine imzasını atıyor

Kocaeli’de kapı kapı dolaşıp belediyenin mahalleye kreş açması için imza toplayan kadınlar, hem kreşin kendileri için önemini anlatıyor hem de kampanyalarını...

‘Markaya değil, ucuzuna bakıyoruz’

Gelelim bizim evin geçim derdine. Eşim mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Çocuğumun kronik rahatsızlığı olduğu için ben çalışamıyorum. Çocuğumun aylık ilaç masrafı 300 ile 400 lira arasında değişiyor.

‘Taşeronu kaldırdık’ deyince televizyonu kaldırıp atasım geliyor

Ayşe ve Emine iki komşular. Biri taşeron işçi diğeri ev kadını. Daha önce ek gelir olsun diye mantı ve kozmetik iş yapmışlar olmamış. ‘Ev işi bizim omzumuzda, çocuk bakımı bizim omzumuzda’ diyorlar.

Çaresizlik içinde beklemek istemiyorsak...

Yenilenen İstanbul seçimleri ülkenin gündemi olsa da bir otobüs yolculuğunda yapılan sohbetler kadınların gündeminde ekonomik sıkıntılar, geçinememek, işini kaybetme korkusu olduğunu gösteriyor.

Ev işçisi Leyla anlatıyor: Sigorta yok, gelecek yok, para yok!

Ev işçisi Leyla: ‘Bazen ev sahipleri çok takıntılı oluyor, kıl görse yeniden temizlik yaptırıyor. Titiz olduklarından da değil, para verdiği için. Düzenli bir işim olsun, sigortası, hakları olsun çok

Biz önemliyiz; temizlik olmadan sağlık olmaz

Dokuz Eylül Üniversite Hastanesindeki temizlik işçisi kadınlar: ‘Kadroya geçmek sorunlarımızı çözmedi, iş yükünü artırdı. 6 gün çalışıyoruz, kendi hayatımız kalmadı. Çocuk yapamıyoruz, kreş yok.’

Temizlik İşçilerine Adalet!

Ellerinde kalan tek hakları, sendikalarıydı. Onu da kaybetmemek ve diğer haklarını alabilmek için, ‘Justice for Janitors’ (Temizlik İşçilerine Adalet) kampanyası başlattılar, 1985’te.

Peşini bırakma!

En çok kadınlar biliyor galiba bu ülkede adaletin nasıl bir şey olduğunu. Şiddete uğradığında korkusuz, çekincesiz, sakince adli mercilere gidebileceğini söyleyen kaç kadın vardır acaba?

Annem için adalet herkes için adalet demektir

İşyerinde tartıştığı Zeynel Akbaş tarafından evinin önünde öldürülen Fatma Şengül’ün çocukları annelerini kaybettikten sonra yaşadıklarını, hissettiklerini ve şimdiki yaşamlarını yazdı.

Mahalleli çocuk istismarına karşı bir arada

Yaşananlar “bireysel sapıklık” olarak mı açıklanacak ya da çocuklar kimlere, nasıl emanet edilecek?

Asyalı konfeksiyon işçisi kadınlar ‘ben de!’ diyor

Endonezyalı işçi Kokum Komalawati, Asya ülkelerindeki konfeksiyon atölyelerinde çalışan kadın işçilerin #GarmentMeToo etiketiyle başlattığı sosyal medya kampanyasını anlattı.

Kriz derinleşiyor, kadın işsizliği artıyor

Normalde ve kriz dönemlerinde neden ilk kadınlar işsiz kalıyor, neden kadın işsizliği daha yüksek? Doç. Dr. Nilgün Ongan açıklıyor. İşsiz kadınlar da işsizliğin psikolojisini ve yaşamlarını anlatıyor.

Sözleşmelerde kadın işçilerin talepleri neden yer almaz?

İşkolunda 130 bini aşkın işçiyi ve ailelerini doğrudan ilgilendiren sözleşme görüşmeleri, bu yıl metal işçileri açısından ekonomik krizin gölgesinde ve zorlu geçeceğe benziyor.

Ünaldı’da işçi olmak: Küfür, şiddet, taciz, kötü çalışma koşulları...

Ayşe ve Fatma Antep Ünaldı Mahallesi’ndeki konfeksiyon atölyelerinde çalışan, 17 yaşında iki genç işçi. Atölyelerde yaşadıkları ise fiziki şiddet, sözlü taciz, kötü çalışma koşulları...