DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Haziran sayısı

Özgürlüğü ve hayatı istiyoruz, bir kişi daha eksilmeyeceğiz... Haziran sayımız Evrensel Gazetesi ile bayilerde. Kaçırmayın...

Yok’a da, eksiğe de doyduk, Var’a ve çoğa hazırız!

Geleceğimizi istiyoruz. Şiddetin, çalışma yaşamının güvencesizleştirilmesi, ağırlaşan yaşam koşullarıyla ilişkili olduğunu biliyoruz. Hepsini istiyoruz. Çünkü biri olmadan hiç biri olmaz biliyoruz!

Vahşileşen şiddetin arkasında ne var, önüne nasıl geçebiliriz?

Ülkede kadınlar için ölümün “olağan” biçimi neredeyse lüks. Giderek vahşileşirken bir yandan da sıradanlaşan kadına şiddet sorununu mücadelemizin temel gündemlerinden biri haline getirmek zorundayız.

Batmanlı kadınlara ses olun!

Son dönem istismar haberleriyle gündem olan Batman, sesi içerisinde boğulan kadınların bedenlerini Batman çayına attığı, kadının ne evde ne yaşamda adı olmayan kentti. Bugün hâlâ eril bir kent.

İki komşunun diyaloğu

Sohbet ilerledikçe evden her gece gelen gizemli tıkırtıyı sordum. Eşinden gizli çalıştığını söyledi. Eşi çalışmasına karşı çıktığı için o da eşi gece vardiyasında çalıştığında dikiş yapıyormuş.

Bu dava cezasızlıkla sonuçlanmayacak!

Ayşegül adalet ararken neredeyse suçlu ilan edildi! Yasaların gerektiği gibi uygulanmadığını bir kez daha gördük. Ama bu davanın peşindeyiz.

Hayatın gerçekliği: ‘Antabus’

Kadıköy’de tekstil işçisi, öğrenci, özel sektörde çalışan 21 kadın, Seray Şahiner’in yazdığı, Nihal Yalçın’ın oynadığı Antabus’u izledi ve sonra birbirine anlattı oyunu izlerken neler hissettiğini.

İki saatlik okul yolu, hem cebi yakıyor hem ruhu

Üniversiteli kadınlar dertlerini yazıyor. Okurken aynı zamanda çalışmak zorunda olduklarını anlatıyor. Canlarını en çok sıkan şey de her gün artan boyutlarla yaşadıkları taciz.

Kudret

“Yol aldığı bataklıktan, omzunu yalandan saran şalını çıkarıp, atıp, sımsıkı sarıldığı kızıyla, demir adımlarla yürüyüp çıkıyor Kudret. Önüne uçsuz bucaksız yemyeşil bir ova serilidir artık.”

Tek güvencemizi de elimizden almak istiyorlar

Babam tersaneden emekli. Maddi olarak sıkıştıklarında babam “Tazminatım var, onunla hallederiz” derdi, öyle de oldu. Şimdi bu hakkı elimizden almak istiyorlar. Kadınlar olarak daha duyarlı olalım.

Kıdem tazminatı en çok bize lazım!

Bir mücadele ağı kurmak ve en önde de işine, geleceğine sahip çıkmak isteyen kadın işçilerin durması gerek. Yoksa atı alan Üsküdar’ı geçer!

Hayallerimize, hayatlarımıza sahip çıkalım

Kıdem tazminatına saldırılar yeni değil. Ama şimdi, iştahla kıdem tazminatının fona devredilmesini dillendirebiliyorlarsa bu, işçilerin ve sendikaların dağınıklığındandır. Hakkımızı yedirmeyelim.

Emekli olacak kadar çalışabileceğimin garantisi var mı?

Diyorlar ki 15 yıl çalışman gerekiyor kıdem tazminatının bir bölümünü alabilmek için. Geri kalanı emekli olunca alacakmışız. Benim emekli olacak kadar çalışabileceğimin garantisi var mı?

Düşünsenize, bütün işçiler bir hafta iş bırakmış...

“Neden olmasın” diyorum, “Bizle başlar sonrası gelir belki.” “Senle benle olacak iş değil. Bizi hemen atarlar” diyor, “Bak kıdem de kalkıyormuş.” “Orası belli olmaz” diyorum, “Biz bi birleşelim de!”

İş güvencesi bizim için çok şey ifade ediyor

Kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılması sıradan bir yasal değişiklik değil! Amaç kadın emekçileri güvenini kaybetmiş, kimliksizleştirilmiş birer çağdaş köle haline getirmek...

Sambası başımızın üstüne, fönü kapımızın dışına

Brezilya fönü deyip geçme, korkunç zararları var yapana. Büyük bir kuaför zincirinin kuaförü Sema, binbir emek ve uluslararası dayanışmayla “sağlıklarını” nasıl geri kazandıklarını anlatıyor.

İşçi sınıfının ‘Jones Ana’sı

“Adresim ayakkabılarım gibidir; benimle birlikte yolculuk eder. Nerede haksızlığa karşı mücadele ediliyorsa, evim orasıdır.”

Herkesin bir hikayesi var, ben benimkini yazıyorum

2 çocuklu bir işçi kadın... Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği ile değişen hayatını yazarak anlatıyor çocuklarına. Çünkü yazmak biraz da mücadeledir...

Birlikte sesimiz daha gür

Tuzluçayırlı kadınların yaşamı değiştirmek için büyük emekle kurdukları dernekleri 1 yaşında! “Daha fazla öğrenmeye, daha fazla biriktirmeye, daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız var.”

Bir mahalle, onlarca değişim hikayesi

Milliyetçilik ve muhafazakarlığın yoğun olduğu, kadınların da bu muhafazakarlık altında ezildiği bir ilçe Sincan. Bir mahallesinde kadınların kendine güvenmesi ve yaşadıkları değişim okunmaya değer.