DERGİMİZDEN

Bir fabrika, üç sömürü

‘22 yaşında genç bir işçi olarak fabrikada üç ayrı sömürü düzeni görüyorum. Çok can yakıcı ama biz işçi sınıfı güçlüyüz.’

Patronların planı işliyor, işçilerin planı ne olacak?

‘Ya öfkemizi doğru yere, doğru örgütleyeceğiz ya da öfkemiz biraz dindiğinde yine uzun mesai saatlerine ek iş arayışına gireceğiz.’

İşçi kadınlar neye yansın?

‘Evet insanız, robot değiliz ama güçlü durmak zorundayız. Çünkü kadınların karşılaştığı korkunç bir baskı ve mobbing mevcut.’

KYK’da örgütlülük gerekli

KYK Yurt yönetmeliğinde yapılan değişikliği üniversiteli genç kadınlar tartışıyor. Genç kadınların hayatlarına müdahale niteliği taşıyan bu değişikliğin karşısında ise kadınların tek çaresi mücadelesi

MESEM’li bir gencin annesi: Çocuklarımızın sisteme kurban gitmesine ne kadar izin vereceğiz?

‘Bugün benim çocuğuma, yarın sizin çocuğunuza mutlaka zarar verecek bu sistem.’

Boyun eğmeyen kadınlar

Bahar Eriş, kitabında tarih boyunca görmezden gelinen, kalıplara sığmayan ve direnerek iz bırakan kadınların yaşamlarını bir araya getirerek okuru cesaret ve ilhamla buluşturuyor.

‘Biz buradayız ve susmuyoruz’

Cinsel saldırıya uğrayan genç bir kadın, tehdit ve baskılara rağmen adalet mücadelesini yazdı. ‘Utanç benim değil’ diyen kadın, 12 yıl ceza kararının ardından sesleniyor: Biz buradayız ve susmuyoruz.

Nurtepe-Güzeltepe’de kadınlar kendi derneklerini kuruyor

Deprem sonrası dayanışmayla yan yana gelen mahalleli kadınlar, şiddete ve yalnızlığa karşı birlikte güçlenmek için kadın derneği kurmaya hazırlanıyor: Güvenli yaşamı birlikte inşa ediyoruz.

Gülistan Doku nerede?

Gülistan Doku kaybolalı altı yıl oldu. Geçen bu süreçte neler yaşandığına bir bakalım…

Doğurganlık hızının en yüksek olduğu il Urfa: TÜİK verileri başka, Urfalı kadınların hayatı başka

TÜİK verilerinde doğurganlık hızı en yüksek il Urfa. Ancak Urfalı kadınlar yoksulluk, enflasyon ve bakım yükü nedeniyle yeni çocuklar istemiyor, ‘olanı büyütmek bile zor’ diyor.

Trump’in stratejisi nefret, yağma ve sömürü üzerine kurulu

Haklara saldırı, emeğin en ucuz hale gelmesi ve savaşların gölgesi tüm dünyada kadınları olumsuz etkileyecektir. Ancak toplumsal patlamalar da en karanlık dönemlerin ardından ortaya çıkar.

İşaretler ortada peki ya devlet nerede?

2025’te kadın cinayetleri, şüpheli ölümler, yoksulluk ve cezasızlık işaretleri çoğalttı. Bakanlık “işareti fark et” dedi ama sorumluluk almadı.

DOSYA| AKP’li yılların medyası, derinleşen ayrımcılık

2026'nın ilk dergisinde medyadaki dönüşümü ve kadınların bu dönüşümden nasıl etkilendiğini irdeliyoruz...

AKP’li yıllarda dönüşen medya, gizlenmesi istenen gerçekler

‘Buraya tesadüfen gelinmedi, ya da bu adamlar gökten düşmedi. Çok açık ki bu noktaya bu operasyonlarla gelindi, daha da kötüsü bu ortaya dökülenler buz dağının görünen yüzü bile değil…’

Bu hikaye ekranda başladı...

AKP döneminde kurulan medya rejiminin kadınlar açısından en çıplak gerçeği bu: Kadınlar sistematik biçimde yalnız bırakılıyor.

Çürümüş medyanın içinde kadın olmak

Türkiye medyası, 10-15 yıl öncesine göre daha erkek, daha maço, daha cinsiyetçi. Karşımızdaki tablonun tek bir açıklaması yok. Her biri tek tek zehirli içeriklerin karışımıyla oluşmuş bir kokteyl bu.

Emekçi kadınlar için nasıl bir medya?

‘Emekçi kadınlar için medya, bir haber kanalı değil; kendi sözünü, kendi kültürünü, kendi tarihini ve kendi geleceğini yazma mücadelesidir.’

‘Kıskanmak’ üzerine...

‘Kıskanmak hali çoğu zaman çocukluktan gelen değersizlik duygusuyla körüklenen habis bir duygu olsa da toplumsal koşulların da değersiz hissetmeye yol açan etkileri es geçilmemeli belki de...’

‘Bencil, kurnaz ve yalancı’: Stirner’den babama

‘Düşünülenle yaşananın mümkün mertebe tutarlı olduğu yerleri çok seviyorum. Mümkün olmadığında da mümkün olmayışı, derin bir anlayışla anlıyorum.’

Eğitim Sen 3. Kadın Kurultayının ardından

‘İş yerlerini odağa alan, emekçi kadınları karar süreçlerine aktif biçimde katan bir mücadele programı oluşturmadan kadın mücadelesini büyütmek mümkün değil.’

Editörden