DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Eylül 2018 sayısı

Yeni başlangıçlar için capcanlı hissedeceğimiz bir Eylül olsun diye dergimiz rengarenk...

Solanla doğana aynı daldan yürür su

Gelin bu Eylül’ü yükü yalnızca bizim sırtımıza bindirip, “aynı gemideyiz” cümleleriyle kaderlerini kaderlerimizin üstüne çiziktirenlerin, karşısına dikildiğimiz bir başlangıca çevirelim...

Gemi aynıysa herkes dikkatli olsun!

Elin baltasıyla ağacınızı keserseniz, hem baltadan olursunuz hem ormanınızdan. İşte ‘döviz terörü’ dedikleri bu! ‘Biz batırdık, siz boğulun!’ diyorlar, ‘milli’ seferberliğe çağırıyorlar.

Krizin faturasını işçilere kesmeye çalışanlara cevap: İsyan çıkar!

Bu zor zamanların faturasını işçilere ödetmek isteyen sermaye ve onun sözcülerinin işi bu defa zor görünüyor. Görünen o ki, emekçiler güç biriktiriyor ve birbirilerini daha iyi anlamaya başlıyor.

Kışa kim bilir ne olacak!

Mamak’ta kadınlar anlatıyor: ‘Sadece pazar değil, her şey pahalandığı. Ekonomi giderek kötüleşiyor. Düzeleceğinden de umudumuz yok...’

Fiyatlar pahalı ama sor bakalım neden!

Pazarda herkes fiyatları yüksek buluyor ama pahalılığın nedenleri konusunda fikirler farklı. Ekonomi politikalarıyla ilgisi olduğunu düşünen ise çok az. İşte Kocaeli’den pazarın nabzı...

LGS karmaşası ve bazı sorular

Tercih edilmemesine rağmen, liseler ısrarla imam hatibe dönüştürülüyor ya da yenileri açılıyor. Bunun siyasetini yapanların acaba kaçı çocuğunu bu imam hatiplerde veya meslek liselerinde gönderiyor?

Ev kadınlarının ‘hayat pahalı’ ayaklanmaları

1911 ağustosunda başlayan ev kadınlarının huzursuzluğu eylemlere dönüştü. Tepesi atan kadınlar her şeyi kırıp döküyor, fiyatları düşürmeyen satıcıları pataklıyorlardı.

Eğitimde yıkım işte böyle yapıldı!

Eğitimdeki değişiklikler ne bilgisizliğin ne de plansızlığın ürünüdür. Tam tersine başkanlık sistemi ve onun ‘yeni Türkiye’sinin ihtiyacı olan itaatkar nesiller yetiştirmek hedefinin ürünüdür.

Ayazı bahar eden kadınlar

Diyarbakır’da barış için el ele tutuşan kadınlar tarihe bir not düşüyor. Buradan yükselen ses kadınların en zor koşullarda bile barışı kazanmak için mücadele etmekten geri durmayacağını öğretiyor.

Dünyanın her köşesinde barış için mücadele var

Bütün dünyada savaş çığırtkanlığının yayıldığı, bölgemizde yıllardır devam eden savaşlarda büyük acıların yaşandığı günleri kadınların yakın tarihte verdikleri barış mücadeleleri ile hatırlayalım.

Yaşamın, umudun, aydınlığın, adı barış olsun

Elbet bir gün adalet yerini bulacak. Biz kazanacağız! Vicdan ve adalet diye bağıran analarımızın, kadınların direnci kazandıracak!

Savaşın içinde yaşamak / Insyriated

‘Filmin adı (Insyriated) Türkçeye ‘Hayatın İçinde’ olarak çevrilmiş. Ama izleyince göreceksiniz ki anlatılan daha çok, aslında ölüm demek olan savaşın içinde yaşamak!’

B12’ime baktıracaktım!

B12 nedir, ne işe yarar? Eksikliği bize nelere mal olur? Eksikliğini gidermek için neler yapabiliriz?Hangi besinler B12 açısından zengindir?

Yerli ve milli şiddet

Dün ‘ihtiyaç’ olan bu yasanın, şiddetin katlanarak artageldiği bu günde neden ihtiyaç olmaktan çıktığını açıklasınlar hele bir...

Ailenin Karanlık Yüzü: Ensest

Kamusal erişimi olan erkeğin tasarrufuna terk edilen kadın ve çocuğun aile içinde yaşadığı problemler, böylelikle mahrem sayılan aile içinde saklı kalıyor.

Kurbağayı yanlışlıkla mı öptük?

Hani ‘feminist’ ve ‘solcu’ olunca beyimiz, belki de ‘Daha olmamış bu, biraz daha öpeyim’ mi dedik nedir, çıkış yolunu bulalım derken kuyruğunu kovalayan kediye benzedik.

Homofobi nedir?

Cinsel kimlikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle ötekileştirilen LGBTİ+ bireyler hemen her alanda ayrımcılığa maruz kalıyor.

Özgürlüğün, dayanışmanın, umudun kampı

‘Çocuklar özgürce, saatlerce anne babaları kaygılanmadan koşup oynuyor, yüzüyorlardı. Çünkü anne babalar herkesin en az kendileri kadar çocuklarını sahiplenip, koruyacağını biliyordu.’

Biri alternatif kamp mı dedi!

‘Orası bizim bir haftalık özgürlük alanımız daha iyiye daha güzele, daha özgür yarınlara ulaşmak istediğimiz.’