DERGİMİZDEN

‘Ölmek değil, yaşamak istiyorum’ diyen E.F’nin yanındayız

Sizlerle kız kardeşimiz E.F.’nin hikayesini kendi yazdıklarıyla paylaşmak istiyoruz. Mektubunu derneğimize ulaştırdı, biz de Ekmek ve Gül aracılığıyla tüm kadınlarla paylaşıyoruz.

Sınırların ötesinde kadınlar ne yaşıyor?

Pandemi boyunca ve sonrasında tedbir adı altında ne yapıldıysa kadınların hakları pahasına yapıldığına çok kez tanık olduk. İşte Kamboçya, Kanada, ABD ve İrlanda’dan örnekler…

Batman: Kadınlara yönelik düşmanlık politikalarının adresi

Batman’da Uzman Çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne maruz kalarak intihara sürüklenen İpek Er, ilk değil son da olmayacak belki ama, elbet bir gün kadınların mücadelesi bu olayları sonlandıracak...

Korkuyorum, çocuklarımı da korkumla korkutuyorum…

Adana’dan Hülya’nın mektubu pek çok kadının duygularına tercüman. Çocuk istismarında cezasızlık örneklerinin arttığı her gün, kadınlar bu korkularla yaşıyor.

Evde küçük de olsa bir nefes almak için…

Çıkarın kağıdı kalemi, nefessiz kaldığımız bu günlerde içimizdekileri kelimelere dökeceğiz… Hadi başlayalım…

Kadınların gülüşleri solup gitmesin diye…

Her köşesi katledilen kadınların isimleriyle dolu olan,’Ölmek değil yaşamak istiyoruz’ çığlığı atanların ülkesinde 7/24 etkin koruma politikaları uygulanması gerekirken, yaptığım ihbar yanıtsız kaldı.

Sağlıklı koşullarda eğitim vermek istiyoruz

Biz öğretmenler bir an önce okulların açılmasını, öğrencilerimize kavuşmayı, yüz yüze eğitim yapmayı istiyoruz. Fakat bu koşulların sağlıklı bir şekilde sağlanmasını da istiyoruz.

Gündelik ırkçılığa bir de böyle bakın

Siyahlar beyazlarla aynı hastaneye, kuaföre bile gidemiyor, aynı tuvaletleri kullanmaları yasak,beyazların fincanlarına siyahların ellerinin bile değmemesi gerek, fakat bütün işleri siyahlar yapıyor.

Ekmek ve Gül Ağustos 2020 sayısı

Ekmek ve Gül dergisinin yeni sayısında kadınlar, İstanbul Sözleşmesinin iptal edilmek istenmesine karşı ‘haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’ sözünü büyütüyor…

Nar çatladı, kuyu taştı…

Kadınların seslerini duyurmaya vesile olmaya, onların çağrısını yinelemeye devam edeceğiz. Çünkü kadınlar için nar çatladı, kuyu taştı… Artık bu saldırılara sabrımız kalmadı!

İstanbul Sözleşmesi bir eşik; o eşiği biz kadınlar geçeceğiz

İstanbul Sözleşmesi, esasen kadınların eşitlik haklarını tümüyle ortadan kaldırmak isteyenler karşısında “eşitlikten vazgeçmiyoruz” sözünü ortaklaştıran somut bir gündem olması dolayısıyla önemli.

Kastları kadınların “haklarımıza sahip çıkmalıyız” diyen birliğine…

Kadınlar arasındaki “haklarımıza sahip çıkmalıyız” duygu ortaklığı apaçık. Kastları da buna… Çünkü bugün haklarına sahip çıkan kadınlar, yarın tüm yaşamsal sorunları için de bir araya gelirler.

Dayanışma sarar yaralarımızı…

Zor günlerden geçerken Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinde yıllarca birlikte mücadele eden kadınlar olarak ‘Dayanışma sarar yaralarımızı’ dedik ve yine birbirimize sarıldık…

Kadın cinayetlerindeki ‘stratejik sessizliği’ kırmak

Kadından kadına vicdani köprüler yetmiyor. Erkek şiddeti gibi ataerkiden beslenen toplumsal ve yapısal bir sorunu sadece vicdan ve sorumluluk çağrılarıyla aşamıyoruz. Peki ne lazım?

‘Mücadelemizi büyütelim, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkalım’

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmak istenmesine karşı Türkiye’nin dört bir yanından yükselen ‘Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’ sesine Edremit’te yaşayan kadınlar da ses kattı.

İstanbul Sözleşmesi, YÖK tutum belgesi ve üniversiteli kadınlar

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için mücadele ederken birliktelikler oluşturmayı, Cinsel Taciz Önleme Birimleri kurulması, aktif hale gelmesi için güçlü bir mücadele örmeyi önümüze koyabiliriz.

Oyun çağımızda zorla evlendirildik, ceremesini hayat boyunca çektik!

Emine, Ayfer, Fatma, Sevgi, Nursel, Ayşe, Elif… Oyun oynarken evlendirilmiş, küçücük bedenleri ilk anneliği kaldıramamış, başka çocuklar bunları yaşamasın diye ‘asla’ sözünü bırakmamış kadınlar…

Cesaretiyle var olan Gülcan

Ben hastaneye gidemeyen, pazara gidemeyen dört duvar arasında yaşayan bir kadındım. 5 çocuğum da evde doğdu mesela. Ama bugün her şeyi kendi başıma yapıyorum.’

Silahların gölgesinde kadın hayatları

İktidarın silahlı kuvvetleri politikalarıyla uyumlu olarak bulunduğu her yerin tek adamı olma gücünün doruklarında. Bu gücün en görünür ve en görünmez tarafıysa kadınlar ve kız çocuklarının bedenleri.

Hayatımızdan da haklarımızdan da vazgeçmiyoruz!

Bu zamana kadar mücadeleyle kazandığımız tüm haklarımız saldırı altında. Bu saldırılar, hayatımızın ipotek altına alınması, geleceğimizin elimizden alınması demek. Bir tekinden bile vazgeçmiyoruz!