Eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil; aynı zamanda toplumsal eşitsizliklerin, ideolojik yönelimlerin ve ekonomik politikaların yeniden üretildiği bir alandır. Bu nedenle şiddet, bireysel sapmaların değil, sistemsel sorunların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Şiddet, içinde üretildiği toplumsal bağlamdan bağımsız değildir. Gelir eşitsizliği, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik hissi; özellikle gençler arasında öfke, yabancılaşma ve umutsuzluk üretiyor. Eğitim sistemi bu çelişkilerin ortasında konumlanırken, çoğu zaman bu sorunları çözmek yerine yeniden üretiyor.
Okullarda şiddet ve güvenlik politikaları neyi çözüyor?
Okullara yönelik saldırılar, artan öğrenci şiddeti ve öğretmenlere yönelen saldırılar, son yıllarda daha görünür hale gelen bir krizin parçalarıdır. Artan şiddet olaylarına karşı geliştirilen en yaygın refleks, güvenlik önlemlerini artırmak olmuştur: kamera sistemleri, güvenlik görevlileri, giriş-çıkış kontrolleri. Ancak bu yaklaşım, sorunun nedenlerini değil, sonuçlarını hedef alır. Okullarda yaşanan şiddeti, sadece güvenlik sorunu ya da bireysel patolojilerle açıklamak, aynı zamanda eğitimin yapısal sorunlarını da örtbas etmeye hizmet eder. Ama görüyoruz ki velilerin kaygıları ve korkuları üzerinden kamusal bir görev olması gereken güvenlik meselesi bile para toplanarak, hesap numarası verilerek çözülmeye çalışılıyor. Sermaye kesimine, yani patronlara her türlü desteğini sunan, 2 milyar dolar vergisini affeden iktidar, çocuklarının güvenliklerini bile velilerin üzerinden çözmeye çalışıyor, güvenlik sorununu bile kamusal bir sorumlulukla ele almıyor. Sadece güvenlikçi yaklaşımlar, öğrenciler üzerinde baskı ve denetim hissini artırabilir ama şiddetin nedenlerini ortadan kaldırmaz. Okulu bir öğrenme ve gelişim alanı olmaktan çıkararak kontrol edilen bir mekana dönüştürebilir, şiddeti ortadan kaldırmak yerine farklı biçimlerde yeniden üretebilir.
Artan şiddet, aynı zamanda derinleşen eşitsizliklerin sonucudur. Okullar arasındaki imkan farkları, öğrenciler arasında derin uçurumlar yaratıyor. Nitelikli eğitim olanaklarına erişim, sınıfsal olarak farklılaşıyor, okullar arasında ciddi makas açılıyor. Hatta devlet okullarında bile seçme sınıflar oluşturularak parasını veren, itibarlı olan ailelerin çocuklarına aynı okul içerisinde farklı eğitim olanakları sunarak eşitsizlik pratik uygulamalara dönüşüyor. Gözde sınıflara ayrı uygulamalar, sınavlar yapılırken öğretmen ve veliler de bu eşitsizlik uygulamalarının içine çekiliyor.
Kalabalık sınıflar ve yetersiz altyapı
Kalabalık sınıflar, öğretmenlerin öğrencilerin ihtiyaçlarına yanıt vermesini zorlaştırır. Hele bir de okullarda, sınıflar arasında da eşitsizlik varsa bu, çatışmayı daha da artırdığı gibi öğrencilerin sorunlarına çözüm arama noktasında da öğretmen yetersiz kalabilir. Öğrencilerle sağlıklı iletişim kurulamayan ortamlarda çatışma riski daha da artar. Kalabalık sınıflar, ikili eğitim, öğrencinin yeteneklerini teşvik edecek ve öne çıkaracak altyapının eksikliği, eşitsiz uygulamaları daha da artırır. Okul mimarisi, bahçelerinin sadece betondan ibaret olması, oyun alanları ve spor salonu gibi öğrencilerin enerjilerini atabilecek mekanların eksikliği yine bu yetersizliklere eklenebilir.
Rehberlik hizmetlerinin yetersizliği
Psikolojik destek mekanizmalarının zayıf olması, sorunların büyümesine neden olur. Kalabalık sınıflarla birlikte çocukların sorunlarını görebilen, onlara zamanında müdahale eden bir rehberlik hizmeti verilmiyor. Yığınlarca sorun altında rehberlik öğretmenleri teknik bir görevli gibi evraklarla boğuşurken, okul yönetimleri öğrencilerin sorunlarını disiplin meselesi olarak ele alıp “sorunlu çocuklar” adı altında çocukları kendinden uzaklaştırarak sorunu çözmeye çalışıyor. Psikolojik destek eksikliği, sorunların erken aşamada çözülmesini engeller ki okullarda çözülemeyen, yok sayılan problemler toplumda herhangi bir alanda karşımıza şiddet olarak dönebilir.
Demokratik olmayan okul ortamı
Öğrencilerin söz hakkının olmadığı, katılımın teşvik edilmediği ortamlar, otoriteye karşı tepkiyi ve gerilimi artırır. Okullarda kulüp saatleri kaldırılmış, çocukların kendilerini demokratik olarak var edebilecekleri dersler sadece kağıt üzerindeki işlere dönüştürülmüş durumda. Öğrenciler geçmişte, sınıf temsilcilerini ve kulübünü seçerek çalışmalara katılabiliyorken bunlar bir bir ortadan kaldırıldı. ÇEDES projeleri, yeni müfredat uygulamaları ve iş yükleri ile okul ortamları giderek geriledi. “Değerler eğitimi” denilerek okullarda iktidarın değer dayatmaları da buna eklenince çocuğu ve çocuğun yaşadığı problemleri görmekten, çözüm üretmekten uzak uygulamalar, çatışmaları derinleştirdi ve problemlerin katmerlenmesine yol açtı.
Beslenme sorunun önemli parçası
Beslenme sorununun da öğrenciler arasında gelir dağılımındaki farklılıklara bağlı olarak görünür olması da başka bir sorun olarak karşımıza geliyor. Parasız ve eşit eğitim politikalarıyla özel sınıf ve ayrıcalıklar kaldırılmalı, her öğrenciye ücretsiz yemek ve su sağlanmalı, kulüp ve seçmeli dersler gerçek anlamda öğrencilerin tercihine bırakılmalıdır. Bu nedenle son yıllarda okullarda, mahallelerde mücadelesi örgütlenen “1 Öğün Ücretsiz Sağlıklı Yemek” talebi önemlidir ve acilen hayata geçirilmelidir.
Eğitim, demokratik ve ücretsiz biçimde yeniden yapılandırmalı
Sosyal eşitsizlikler ve kapitalist sistemin yarattığı farklılıklar, rekabeti, ön yargıları ve düşmanlıkları besledi. Dolayısıyla çözüm, sadece daha fazla güvenlik önlemi değil; eşitsizlikleri ortadan kaldıran, öğrencilerin söz hakkını güçlendiren ve öğretmenleri destekleyen demokratik bir okul kültürüdür.
Eğer okullar, rekabetin ve eşitsizliğin yeniden üretildiği alanlar olmaya devam ederse şiddet de bu yapının kaçınılmaz bir parçası olacaktır. Ancak dayanışmanın, eşitliğin ve demokratik katılımın güçlendirildiği bir eğitim sistemi, şiddetin yerine birlikte yaşam kültürünü koyabilir. Kalıcı bir çözüm için güvenlikçi reflekslerin ötesine geçmek gerekir. Bu da eğitimi yeniden yapılandırmayı zorunlu kılar. Bu yüzden eşit, demokratik, ücretsiz eğitim anlayışı güçlendirilmelidir.
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
Ekmek ve Gül dergisi Mayıs 2026 sayısı
Dergimizin bu sayısı bizi susturmak isteyenlerin karşısında dayanışmayı ve örgütlülüğü çoğaltmanın bir aracı, mücadele ateşini harlayacak bir yelpaze olmayı sürdürüyor.
Dosya|Şiddet sarmalı eğitimi sarmışken gerçekler ve bahaneler
Okullarda şiddetin boyutlarını, nedenleri ve ne yapılması gerektiğini bu dosyada ele alıyoruz.
Bir güvenlik sorunundan fazlası: Değişim mücadele ile mümkün
isan ayında sokağa çıkan öğretmenler ve veliler, okullardaki güvenlik sorununa karşı polis görevlendirilmesini yetersiz bularak laik, bilimsel ve kamusal bir eğitim sistemi talep etti.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















