DOSYA

Aile Bakanı’ndan müjde (3): Kadın İzleme Merkezi kuruyoruz

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ni kadın kurumlarına ve uzmanlara sormadan apar topar açan hükümet, aynı yöntemle Kadın İzleme Merkezi açıyor. ŞÖNİM’lerde durum vahim, KİM’lerde neler olacak?

Aile Bakanı’ndan müjde (2): Kadın Konukevleri yaygınlaşacak

Nüfusu 100 bini geçen belediyeler sığınmaevi açmak zorunda, ama açmıyorlar! Bakan da eksikliğe dikkat çekiyor, ‘açılsın diye mektup yazdım’ diyor.

Aile Bakanı’ndan müjde (1): Elektronik kelepçe geliyor

Daha önce pek çok kez gündeme gelen elektronik kelepçe, toplumsal bir sorun olan ve eşitsizlikten beslenen şiddet sorununu ‘teknik’ bir meseleye indirgiyor.

Öğretmendik, şimdi kapana kısılmış gibi hissediyoruz

Ankara’dan üç ‘ihraç’ öğretmen kendi hikayelerini kaleme aldı. Anlattıkları, binlerce ‘ihraç’ edilmiş kamu emekçisinin yaşadıklarına tercüman oluyor.

OHAL’de ihraç edilen kadınlar işte bunları yaşıyor!

Yıllarca emek verdikleri meslekleri ellerinden alındı, geçim derdi büyüdü, aile baskısı arttı, çocukların geleceği kaygısı bunalttı...

İyi ki ihraç edilen kadınlar eve kapanmadı!

Hasbiye Sol 17 yıllık hemşirelik mesleğinden KHK ile ihraç edildi. Ekonomik özgürlüğünün elinden alınması karşısında çok sevdiği mesleğini, hayallerini feda etme pahasına kendine yeni bir iş kurdu.

OHAL: Ölüm gibi bir şey oldu ama ölmeyeceğiz

Kadın akademisyenler barış imzacısı oldukları için yıllarca emek verdikleri üniversitelerden uzaklaştırıldı.Bunun sıfıra döndürme hamlesi olduğunu ama dayanışmayla hep artıda kaldıklarını anlatıyorlar

Aştığı engeller, OHAL’le yeniden karşısına dikildi

Zeynep engelli bir kadın. Üniversiteyi zorluklarla okudu, memur oldu. OHAL yıktığı engelleri yeniden karşısına dikti. Şimdi onlarca kişinin yaşamını alt üst eden bu süreçte yaşadıklarını kaleme alıyor

Kayyum işinden etti, kocası canından etmekle tehdit ediyor

Batman Belediyesinde sosyologdu. Şiddet gördüğü kocasından ayrı bir yaşam kurmaya çalışıyordu. Kayyum onu işinden etti. Cezaevindeki kocanın tehditleri, “Uğraşamayız” diyen savcılara “komik” geldi!

OHAL’de kadınlık halleri: Her halde direniş...

Dosyadaki her bir kadın, mesleklerini elde etme çabaları, yaşamları, ihraçların kadınlar için katmerlenen zorluklarına karşı ayakta durma savaşlarıyla birer direnç hikayesi...

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (7): Rita Abatzi

İzmirli Rita annesi ve kız kardeşiyle Yunanistan'a göçmek zorunda kaldı. 30'lu yaşlarında şarkı söylemeye başladı, savaş koşulları yüzünden müzikten ayrı düştü.

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (6): Roza Eskenazi

İstanbul'da fakir bir Yahudi Seferad ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Ermenice, Türkçe, Yunanca şarkılarıyla sahneyi titretir. Nazilerden kaçan Yahudi ailelere evini açar...

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (5): Deniz kızı Eftalya

Boğaz'ın karanlığından yükselen sesini dinlemek için halkın sahile akın ettiği, adına mehtabiyeler düzenlenen bir kadın o. Bugüne taşınan onlarca derleme onun sesiyle kaydedildi ama adı geçmedi.

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (4): Marika Papagika

Kos'tan İskenderiye'ye sonra New York'a uzanan bir öykü bu... Bugüne tanıdık şarkılar bırakan bu içli ses, belki de göç yollarının ve yoksulluğun zorluklarıyla bilenmişti.

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (3): Şamran Kelleciyan

Bir vakitler sahnenin bir başından öbür başına rüzgâr gibi uçan genç kadın Direkler Arası'nın en meşhur kantocularındandı. Öldüğünde geriye dört sandık dolusu nota ve onlarca kanto bestesi bıraktı.

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (2): Peruz Terzakyan

Hayranı da derdi de çok bir kadındı. Kantonun piri, kantocuların kraliçesiydi. Rengarenk, yanardöner pullu fistanı, neşesini esirgemeyen hali ile çok aşıklar edinmiş, maalesef sefalet içinde ölmüş...

Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar (1): Kantocular

Aşağılayıcı sözleri göğüsleyerek çıkıp şarkı söyleyen, dans eden, erkeklerle dalgasını geçen Ermeni, Rum, Yahudi, Çingene kadınları bir dönemi kapatıp yeni bir dönemin kapısını ardına kadar açtılar.

Dosya: 1 Mayıs’a Giderken Kadınlar ve Çalışma Yaşamı

İşsizlik, kayıt dışılık, güvencesizlik, fazla çalışma, düşük ücret, ev işleri, çocuk bakımı... Kadının sırtına büyük bir yük olarak binen bu sorunlara karşı seslerini duyurma için kadınlar alanlarda.

Dosya: 1 Mayıs’a Giderken Kadınlar ve Çalışma Yaşamı (17)

Kadınların sendikaların yönetimlerinde temsil oranı sadece yüzde 8.8. Ancak bunu değiştirecek olan da bizleriz! Direnişlerin, grevlerin nasıl en ön safındaysak, sendikaların yönetimlerinde de olacağız

Dosya: 1 Mayıs’a Giderken Kadınlar ve Çalışma Yaşamı (16)

Türkiye’de kadın işçilerin sadece yüzde 7.9’u sendika üyesi. Kadınların sendikalaşma oranı erkeklerden daha düşük. Patronlar, kadın işçilerin sendikalaşmasını önlemek için özel yöntemler uyguluyor…