DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül dergisi Ocak 2026 sayısı

AKP medya, eğitim, sağlık gibi birçok alanda tek adam rejimini kurumsallaştırmaya yönelirken, bu sayımız kuşatmaya karşı yan yana gelen, mücadeleden vazgeçmeyen kadınların yazılarıyla dolu...

Direncin ve umudun 2026’sı

'2026’ya bir avuç umut, tonlarca hasretle girdiğimiz doğrudur. Ancak Smart Solar işçilerinin sobayla grev çadırında yükselttiği mücadele umudunun hepimizin içinde var olduğunu biliyoruz.'

Kaygıyı öfkeye, öfkeyi örgütlü gücümüze dönüştürelim

2026’ya girerken kadın işçiler daha uzun mesai, daha düşük ücret ve daha güvencesiz bir hayata zorlanıyor. Yoksulluk, iş cinayetleri ve şiddet aynı düzenin ürünü. Biriken öfke iş yerlerine sığmıyor.

‘Ev kirasına çalışıyoruz’

Sincan’da kadın işçiler, açlık sınırının altındaki asgari ücretle kirayı, faturaları ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamanın imkânsızlığını anlatıyor.

Başkalarının maaşları büyüyor, bize yetinmek düşüyor

Esenyurt’ta bir tekstil işçisi kadın, 21 bin liralık kira, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ve okuyan çocuklarla asgari ücretin yaşamaya yetmediğini söylüyor.

‘Hayatlarımız olmuş arabesk: borçlar, krediler...’

‘Yine bir gün derneğin önünden geçen bir arabadan yine bir arabesk şarkı dertli dertli yükseliyor. Kadınlardan bazıları gülüyor: Hayatlarımızın fon müziği bu.’

Bir fabrika, üç sömürü

‘22 yaşında genç bir işçi olarak fabrikada üç ayrı sömürü düzeni görüyorum. Çok can yakıcı ama biz işçi sınıfı güçlüyüz.’

Patronların planı işliyor, işçilerin planı ne olacak?

‘Ya öfkemizi doğru yere, doğru örgütleyeceğiz ya da öfkemiz biraz dindiğinde yine uzun mesai saatlerine ek iş arayışına gireceğiz.’

İşçi kadınlar neye yansın?

‘Evet insanız, robot değiliz ama güçlü durmak zorundayız. Çünkü kadınların karşılaştığı korkunç bir baskı ve mobbing mevcut.’

KYK’da örgütlülük gerekli

KYK Yurt yönetmeliğinde yapılan değişikliği üniversiteli genç kadınlar tartışıyor. Genç kadınların hayatlarına müdahale niteliği taşıyan bu değişikliğin karşısında ise kadınların tek çaresi mücadelesi

MESEM’li bir gencin annesi: Çocuklarımızın sisteme kurban gitmesine ne kadar izin vereceğiz?

‘Bugün benim çocuğuma, yarın sizin çocuğunuza mutlaka zarar verecek bu sistem.’

Boyun eğmeyen kadınlar

Bahar Eriş, kitabında tarih boyunca görmezden gelinen, kalıplara sığmayan ve direnerek iz bırakan kadınların yaşamlarını bir araya getirerek okuru cesaret ve ilhamla buluşturuyor.

‘Biz buradayız ve susmuyoruz’

Cinsel saldırıya uğrayan genç bir kadın, tehdit ve baskılara rağmen adalet mücadelesini yazdı. ‘Utanç benim değil’ diyen kadın, 12 yıl ceza kararının ardından sesleniyor: Biz buradayız ve susmuyoruz.

Nurtepe-Güzeltepe’de kadınlar kendi derneklerini kuruyor

Deprem sonrası dayanışmayla yan yana gelen mahalleli kadınlar, şiddete ve yalnızlığa karşı birlikte güçlenmek için kadın derneği kurmaya hazırlanıyor: Güvenli yaşamı birlikte inşa ediyoruz.

Gülistan Doku nerede?

Gülistan Doku kaybolalı altı yıl oldu. Geçen bu süreçte neler yaşandığına bir bakalım…

Doğurganlık hızının en yüksek olduğu il Urfa: TÜİK verileri başka, Urfalı kadınların hayatı başka

TÜİK verilerinde doğurganlık hızı en yüksek il Urfa. Ancak Urfalı kadınlar yoksulluk, enflasyon ve bakım yükü nedeniyle yeni çocuklar istemiyor, ‘olanı büyütmek bile zor’ diyor.

Trump’in stratejisi nefret, yağma ve sömürü üzerine kurulu

Haklara saldırı, emeğin en ucuz hale gelmesi ve savaşların gölgesi tüm dünyada kadınları olumsuz etkileyecektir. Ancak toplumsal patlamalar da en karanlık dönemlerin ardından ortaya çıkar.

İşaretler ortada peki ya devlet nerede?

2025’te kadın cinayetleri, şüpheli ölümler, yoksulluk ve cezasızlık işaretleri çoğalttı. Bakanlık “işareti fark et” dedi ama sorumluluk almadı.

DOSYA: AKP’li yılların medyası, derinleşen ayrımcılık

2026'nın ilk dergisinde medyadaki dönüşümü ve kadınların bu dönüşümden nasıl etkilendiğini irdeliyoruz...

AKP’li yıllarda dönüşen medya, gizlenmesi istenen gerçekler

‘Buraya tesadüfen gelinmedi, ya da bu adamlar gökten düşmedi. Çok açık ki bu noktaya bu operasyonlarla gelindi, daha da kötüsü bu ortaya dökülenler buz dağının görünen yüzü bile değil…’

Editörden