DERGİMİZDEN
Çivisi çıkan dünyanın ve o çivinin pasıyla zehirlenmemizi uzaktan keyifle izleyenleri gördükçe, o çiviyi yerine takacak olanın bizler olduğunu yavaş da olsa anlamaya başlıyoruz...
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlanırken emperyalizme, barbarlığa, zorbalığa karşı mücadele eden kız kardeşlerimizden aldığımız güçle mücadeleye devam edeceğiz...
Yoksulluk, şiddet ve savaş birbirinden bağımsız değil. 8 Mart’a giderken Ekmek ve Gül; insanca ücret, güvenceli iş ve şiddetsiz bir yaşam için kadınları iş yerlerinde ve mahallelerde birleşik mücadele
‘Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa gi
Dünyada emperyalizme karşı mücadele hattını örmek kadınların yıllardır deneyimlediği ve nesilden nesile miras bıraktığı bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.
‘İranlı kadınlar geçmişin ve bugünün yaralarının kaynaklarının dünün monarşisi, bugünün molla rejimi ve her zaman batı emperyalizminden kaynaklandığını biliyor.’
Saray rejimi, Rojava saldırılarını içerideki krizin üzerini örtmek için kullanıyor. “Sınır ötesi güvenlik” söylemiyle muhalefet susturulurken savaş harcamaları emekçinin sofrasından çalınıyor.
‘Zaten hayat zor, dünyayla mı uğraşacağız?’ demeyin. Dünyayı pazar olarak gören emperyalist sistem, Eskişehir’de maden ararken doğayı, fabrikada ise işçiyi sömürüyor.
Günümüzde emperyalizmin saldırganlığına rağmen, dünyanın dört bir yanındaki emekçi kadınlar 8 Mart mirasına sahip çıkıyor.
Velayet, ebeveynlik hakkı ile güvenlik arasındaki gerilimi merkezine alarak, görünmeyen psikolojik şiddetin yıkıcı etkisini çarpıcı biçimde ortaya koyar.
Kapitalizm tarihi boyunca süren ekmek mücadelesinin mirasçıları olan kadın işçiler, 8 Mart’ı direniş alanlarında, grev çadırlarında ve fabrika önlerinde karşılıyor.
MESS grup sözleşmesi, metal işçilerini ve özellikle kadın işçileri doğrudan ilgilendiriyor. İnsanca ücret ve çalışma koşulları için tek güvenceleri, örgütlü mücadeleleri.
‘Sadece kadınların da değil, tüm işçilerin saf dışı bırakıldığı bir süreç oldu. Ama onlar bizi saf dışı bıraksa da bizim dahil olmamız gerektiğini düşünüyorum.’
Sincan’a zehir saçan Erkunt Döküm Fabrikasını, Sincanlı emekçi kadınlarla konuşuyoruz...
‘Benim babam memurdu; işçi sınıfını pek bilmezdim. Eşim sayesinde yeni yeni öğreniyorum. Patron senden aldığını sana veriyor, onu da eksik veriyor; üstüne bir de lütufmuş gibi sunuyor.’
Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması patronları cesaretlendirdi. Fabrikalarda ücretler eşitlenirken, işten atılma tehdidiyle karşılaşan işçiler öfkeli...
Yıllarca çalışan emeklilerin hayalleri ile gerçekleri arasındaki uçurum ortada. Hayalinde insanca bir yaşam olan emekli kadınlar, gerçeğin 'market market fiyat takibi' olduğunu anlatıyor.
Geçim sıkıntısı nedeniyle çocuğunu MESEM’e gönderen Sevim, Ostim’deki çalışma şartlarını anlatıyor.
‘Ben oğlumu toprağa verdim, haksızlığa teslim etmeyeceğim. Muhammet Kendirci için adalet...’
‘Asgari ücretle aramıza koyduğumuz mesafe, bizi yoksulluktan değil; birbirimizden uzaklaştırıyor. Plaza ışıkları altında büyüyen bu yanılsama, beyaz yakalıları örgütsüz ve yalnız bırakıyor.’
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































