Olympos’un gökleri, Toprak Ana Gaia’nın öfkeyle doğurduğu devlerin (Gigantlar) isyanıyla sarsılıyordu. Bu, yalnızca tanrılar ve canavarlar arasında bir çarpışma değil; kozmik düzen ile saf kaosun evrensel savaşıydı. Devlerin en korkunçlarından biri olan Enkelados, göğe doğru kükreyerek dağları kökünden söküyor, Olympos'un tahtını yıkmak için vahşi bir yıkım fırtınası estiriyordu. Kaba kuvvetin, kuralsızlığın ve kontrolsüz iktidar isteğinin beden bulmuş haliydi. Tanrıların dahi geri adım attığı bu anda, savaş meydanında parlak zırhı ve korkusuz duruşuyla Athena belirdi. En korkunç devlerden biri olan Enkelados savaş meydanından kaçmaya çalışırken, Athena onu devasa savaş arabasıyla kovaladı ve üzerine bütün Sicilya adasını fırlatarak onu yeraltına (Etna Yanardağı'nın altına) hapsetti. Aydınlığın karanlığa karşı kazandığı bu mutlak zaferin izleri mitolojiye göre bugün bile silinmemiştir.
Baharı yaşamadan direkt kavurucu sıcaklara, kaşlarımızın çatık, keyfimizin kaçık olduğu bir dönemden geçtiğimiz ortada. Yalnız karanlık dönemler bugüne mahsus değil. Efsanelerden gerçeklere insanlık tarihinin her dönemi karanlık ve aydınlık arasındaki mücadele ile şekillenmiştir. “Hak ve batıl” arasındaki mücadele bugünlere kadar hep hayat sahnesinde yer aldı. Kurtarıcılar kimi zaman figürler ama ekseriyetle kenetlenmiş kalabalıklardı.
“Mutlak karanlık kapıda” diyorsunuz. Haklısınız. Uluslararası ve yerli burjuva hukukun yerle yeksan olduğu, hukukun devletler elinde maşaya dönüştüğü bir süreçte ilerliyoruz. İrademizi gasbedenler, sandalyesine sıkı sıkı sarılanlar, hayatımıza müdahale edenler, nafaka hakkımıza bile göz dikenler evet kız kardeşim MUTLAK karanlığı adım adım örmeye çalışıyor.
Cebimizdeki paranın her saniye kuruş kuruş eridiği, güvencesiz işlerde helak olana kadar çalışıp ama yine de evdeki bebelerin karnı az çok doyuyor diye patronlara ses çıkarmadığımız bir süreçteyiz. Dert ortak ve bu dönem bu ortaklık çok daha görünür.
İktidar parçala-böl- hükmet pratiğini ilerletiyor. İçten içe tüm Türkiye’de demokrasi kırıntılarını süpürüyor. Derdin üstü örtülsün diye birçok hareketi örgütlüyor. Bugün işçi sınıfı eylemlerinde, kadın eylemlerinde, öğrenci şenliklerinde ses getirmeye çalışan “prim yapan” provoke eden gruplar da bu iş için istihdam ediliyor. Dergimizin bu sayısı her zamanki gibi “mutlakçılara” karşı kadın mücadelesini hatırlatıyor.
"Varız ve buradayız." Peki ne yapıyoruz? Savaş arabamızı donatıyoruz. Birlikteliğimizi güçlendirerek, safları sıkılaştırarak, yan komşuya el uzatarak, sınıf arkadaşımızı yanımıza alarak, iş arkadaşımızla pankartları boyayarak. Tüm gücüyle saldıranlara karşı genel eylem, genel direniş mevzisini güçlendirerek…
Görsel: Yapay zeka ile üretildi
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















