Herkese merhaba. Bir süredir Eskişehir’in Gültepe Mahallesi’nde kadınlarla bir araya geliyoruz. Gültepe, daha çok işçilerin yaşadığı bir mahalle. Mahallede sosyal ve kültürel imkanlar oldukça sınırlı. Yaz akşamlarında havanın serinlemesiyle birlikte kadınlar, gençler ve çocuklar parklarda bir araya geliyor. Çocuklar oynarken kadınlar da komşuları ve arkadaşlarıyla oturup sohbet ediyor. Gün içinde evde, işte, çocukların peşinde geçen hayatın içinde kadınlar burada birbirlerine dertlerini anlatıyor. Biz de bu buluşmalarda kadınlarla Ekmek ve Gül’ü tanıtıyor, yaşadıkları sorunları konuşuyoruz. Bir yandan da mahallede kadınların düzenli olarak bir araya gelebileceği bir grup kurmaya çalışıyoruz.
Aslında kadınların kurduğu bu küçük birliktelikler bir dayanışma alanı oluşturuyor. Ancak çoğu zaman bu dayanışma alanı birkaç kadın arasında kalıyor. Oysa konuşmaya başladığımızda görüyoruz ki sorunlar hiç de bireysel değil. Farklı evlerde, birbirine benzeyen hayatlar var. Mutfak masrafı, çocukların beslenmesi, faturalar, kira, eğitim giderleri… Evin ekonomisini ayakta tutmak kadınların omzunda. Çocuğu olan birçok kadın, çocuğunu bırakacak bir yer olmadığı için çalışamıyor. Çalışabilen kadınlar ise güvencesiz ve ağır koşullarda çalışıyor.
Aynı soruları her kadın soruyor
Sohbet ettiğimiz bir kadın lokantada bulaşıkçı olarak işe başladığını anlatıyor. Günde 12 saat çalışmış. İş yerinde düşüp ayağını incitmiş. Elleri çamaşır suyundan soyulmuş, ayak bileği mosmor. Yaşadıklarını anlatırken bir yandan da “Bak halimize, bizi kim anlayacak ki?” diyor. Başka bir kadın 56 yaşında. Dört sene önce eşiyle anlaşmalı boşanmış ve nafaka almamış. Dört yıl boyunca tarlaya, çam dikmeye giderek oğlunu okutmuş. Oğlu liseyi bitirmiş. Şimdi askere gidecek. “Çocuğumu askere göndereceğim, mecbur çalışacağım” diyor. Güneşin altında çalışırken tansiyonunun çıktığını anlatıyor.
Kadınların anlattıkları birbirinden farklı gibi görünse de aslında aynı yerde birleşiyor: Yoksulluk. Bir annenin şimdiden çocuğunun beslenme çantasını nasıl dolduracağını düşünmesi, başka bir annenin okul masraflarını nasıl karşılayacağını hesaplaması, bir diğerinin çocuğunu bırakacak yer olmadığı için çalışamaması… Hepsi aynı düzenin kadınların hayatına yüklediği sorunlar. Devlet okullarındaki kayıt paraları da kadınların en çok konuştuğu meselelerden biri. “Devlet okulu benden nasıl para ister?” diye soruyor bir kadın. Bu soru tek bir kadının sorusu değil. Tıpatıp aynı soruyu başka kadınlardan da duyuyoruz. Ama bu sorular çoğu zaman tek tek soruluyor. Her kadın kendi evinde, kendi bütçesiyle, kendi derdiyle baş etmeye çalışıyor. Böyle olunca ortak olan sorunlar da kişisel bir mesele gibi kalıyor.
Kadınların anlatacak çok sözü var. Öfkesi de var, soruları da var, çözüm arayışı da. Mesele kadınların birbirini dinlemesiyle başlayabilir ama orada kalmamalı. Çünkü aynı sorunları yaşayan kadınların yan yana gelmesi, bu sorunlara birlikte çözüm aramasının da yolunu açabilir. Bu yüzden Ekmek ve Gül’ü mahallede kadınlarla buluşturmaya, kadınların sözünü birbirine taşımaya devam edeceğiz. Gültepe’de kadınların yalnız olmadığını birbirimize hatırlatacağız.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Eskişehir Ekmek ve Gül buluşması: İşçi direnişleri umut oldu
Eskişehir Ekmek ve Gül okuru kadınlar: Çalışma koşullarımız zorlaşır, haklarımız gasbedilir, açlık ve yoksullukla sınanırken yan yana gelmekten ve direnmekten başka çaremiz yok!
Eskişehirli kadınlar: Kadınlar asla pes etmemeli
8 Mart’ta doğru giderken Esklişehirli kadınlara taleplerini ve ne yapılması gerektiğini sorduk. Kadınlar taleplerini sıralarken mücadeleden vazgeçmemenin önemine dikkat çekti.
Eskişehir OSB’de kadın işçi sayısı artıyor: Sebep teşvikler, ‘uysal işçi’ arayışı, ‘gönüllü kölelik’ beklentisi
‘OSB’de kadın çalışan sayısı giderek artıyor, kadınının önemi çok ayrıdır’ diyen Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli’ye Arçelik işçisi Ayşe ve Mefa işçisi Emine cevap verdi.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























