Bayrak tartışmasının arka planı: ODTÜ’de kadınlar ne yaşadı?
Cinsiyetçi küfürler, taciz, şiddete karşı ses çıkaranların yuhalanması... ODTÜ’de ‘bayrağa saldırıldı’ iddialarının arkasında neler olduğunu bir ODTÜ öğrencisi yazdı.

Geçtiğimiz haftalarda, 6 Mayıs’ta Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Bahar Şenliğinde yaşanan provokasyon gündeme geldi. Şenliğin Devrim sahnesinde çıkan ilk sanatçı olarak geleneksel Devrim yürüyüşünü selamlayan İlkay Akkaya sahne alırken, Devrim Stadyumunda, ellerinde Türk bayrağı bulunan bir grup sloganlarla, yuhalamalarla ve bozkurt işaretleri eşliğinde sahneyi bastırmaya çalışmıştı. Stadyumda bulunan öğrencilerin bu provokasyona müdahale etmesi ile ilgili görüntüler, “Türk bayrağına saldırı” şeklinde servis edildi. Bu olay ve ardından gelişen süreçte yaşananlar ise, kampüs içinde üniversiteli kadınların güvende hissetmediği bir ortam yarattı. Olayın yaşandığı 6 Mayıs günü ve ertesi gün kampüs içinde gerçekleşen “bayrak yürüyüşü” sırasında sarf edilen cinsiyetçi küfürler ve bu yürüyüşe katılan/düzenleyen kişilerin öğrencilere yönelik taciz ve saldırıları, bu güvensizliğin yalnızca bir histen ibaret olmadığını göstermiş oldu.

Kadınlar neden güvensizdi?

ODTÜ öğrencileri geleneksel ODTÜ Devrim Yürüyüşünde bu sene “Emperyalizme ve Faşizme Karşı Eşitlik, Özgürlük ve Sosyalizm için ODTÜ Devrim’e Yürüyor” şiarıyla yürüdü. Her sene olduğu gibi öğrenciler yürüyüş boyunca savaş politikalarına, yoksulluğa, kadın cinayetlerine, LGBTİ haklarına yapılan ihlallere de ses çıkardılar. Bu pankartlardan birkaçında “Yaşamımızdan çalan, emeğimizi ucuzlaştıran politikalara karşı aile yılı değil, mücadele yılı!” “Gülistan, Rojin, İlayda ve kaybettiğimiz tüm kız kardeşlerimiz için tehdit, baskı, yoksulluğa karşı kadın mücadelesini büyütüyoruz!” yazıyordu. Devrim Yürüyüşü her zaman ODTÜ’lü kadınlar için bir araya gelip kendi taleplerini ve sözlerini dile getirebildikleri bir yer oldu. Taleplerini bu sene “Etkin CİTÖB güvenli kampüs!”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Nitelikli barınma istiyoruz!” sloganlarıyla haykırmak, ODTÜ geleneğini yaşatmak için yürüyen kadınlar, yürüyüşten sonra mumlarla çimlere “Devrim” yazmaya çalıştıkları anda bu provokasyonla karşı karşıya kaldı. Yaşananlar, bayrağa saldırı olarak sunulan bu provokasyonların aslının ODTÜ öğrencilerinin talepleri için mücadele etme amacıyla bir araya geldiği alana, Devrim Yürüyüşünün anlamına ve ODTÜ öğrencileri geleneğinin bir parçası olan Bahar Şenliğine karşı yapılan bir saldırı olduğunu bizlere gösterdi. Genç kadınların yürüyüşe yansıttığı talepler, provokasyon ile gölgelenmeye çalışıldı. Keza günün devamında ve ertesi gün, Devrim Yürüyüşünü birlikte örgütleyen ODTÜ öğrencilerinin taleplerinin öne çıkarılması yerine ‘Türk bayrağına saldırı’ söylemi servis edilmeye devam edildi.

Bayrak yürüyüşünden sonra Şenlik sahnesinin başlaması ve havanın kararmasıyla artan şiddet ve tacizlerle birçok kadın alanı terk etmek zorunda hissedince, Uluslararası Gençlik Topluluğundan bir genç kadın (UGT) bu olaylara karşı açıklama yapmak için sahneye çıktı. Kadın öğrencinin sahneye çıkması ve konuşmaya başlamasıyla birlikte yuhalamalar başladı. Öyle ki birçok kişi yuhalamalardan açıklamayı bile duyamadı. Tacize karşı ses çıkarılmasının bile bu grupların başını çektiği bir güruh tarafından yuhalaması tacizlerin önüne geçilmesine engel olan bir müdahale oldu. Bu durum, birçok kadının en güvende hissettikleri kampüslerinde bile güvensiz hissetmelerine neden oldu. Aynı zamanda bayrak altına sığınanların aslında neyi hedeflediğini de bir kez daha göstermiş oldu.

Güvensizliğin sorumlusu kim?

Şenliğin ilk günü yaşananların ardından, hemen ertesi gün Vatan Partisinin gençlik örgütü Türkiye Gençlik Birliği (TGB), Zafer Partisi Gençlik Kolları, İstiklal Kadınları Hareketi, İyi Parti gibi oluşumlar bayrak yürüyüşü adı altında ODTÜ A1 Kapısına toplanma çağrısı yaptı. ODTÜ’lü kadınlar açısından kampüste güvensiz hissetmelerine sebep olan tüm bu sürecin çağrıcılarından biri de İstiklal Kadın Hareketi isimli bir örgüttü. Bir süredir “Türk kadını” söylemi üzerinden, kadınların ulusal kimlik tanımayan şiddetsiz bir yaşam gibi talepleri etrafında yürüttükleri mücadeleyi baltalamaya çalışan bu hareket, daha önce de 8 Mart alanında alandaki kadınlara cinsiyetçi küfürler etmesiyle de hatırlanabilir. Kadınların birbirleriyle kurdukları kız kardeşlik bağlarını saldırgan bir biçimde parçalamayı kendine görev edinmiş bu hareket, ODTÜ’de de taleplerini haykıran genç kadınlarını sosyal medya üzerinden fotoğraflarını teşhir ederek hedef göstermekten çekinmedi.

ODTÜ’lü kadınlar ne öğrendi?

Bahar Şenliğinde yaşanan bu olaylar birçok kadını kötü etkilemiş olsa da bu bizleri mücadeleden alı koymadı, koyamaz. Çünkü ODTÜ’lü kadınların bu tarz saldırganlıklarla karşılaştığı ilk an bu değil. 2024 yılının sonlarında kadınların “Biz kadınlar barışta ısrarcıyız! Ancak yasaklarla savaşacağız!” yazdığı duvara karşı yapılan saldırılar da yine milliyetçi gruplar tarafından, kurt işaretleriyle gerçekleşmişti. Bu hamleler kadınları yıldırmaya çalışsa da her seferinde kadınların birbirine daha sıkı tutunmasıyla, ortak talepleri etrafında birleşerek birlikte mücadele etmesiyle bu saldırılar sönümlenebildi. 2016’da ODTÜ’de CİTÖB’ün kurulması, Gazi Üniversitesinde bütün baskılara rağmen Kadın Çalışmaları Topluluğu kurulması, ODTÜ’de CİTÖB’ün etkinleştirilmesi için 3 bin 200 imzanın toplanması sonucu düzenli CİTÖB eğitimlerinin tekrardan başlaması bu mücadelelerin sadece bir kısmı.

Bizler güvenli yurtlar, güvenli kampüsler, Etkin CİTÖB gibi talepler etrafında birleşip mücadele ettiğimiz sürece, iktidarın ve iktidara yedeklenen kesimlerin kadın mücadelesine, bu mücadeleyle edindiğimiz haklara zarar vermesi söz konusu bile olamaz. Tam olarak bu sebepten dolayı bayrak ya da herhangi bir başka ulusal sembolün altına saklanarak bu mücadeleye zarar vermek isteyenlere mahal vermeden, bizleri ayrıştıran değil birleştiren taleplerimiz etrafında mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bunu yapmanın yolu ise üniversiteli genç kadınlar için kendi topluluklarında, kendi kurdukları dayanışma gruplarında bir araya gelmekte saklıdır. 

Fotoğraf: Sosya medya platformu X


Editörden