Ankara’daki butlan, bölgedeki kayyım: Kadınlar neden birlikte yürümeli?
Siyasi iktidarın batıyı ve bölgeyi bölerek, hak gasplarını ayrı meselelermiş gibi sunarak muhalefeti yalnızlaştırma hamlesine karşı kadınlar ortak kaderi görüyor.

Üzerinden yıllar geçen 15 Temmuz darbe girişimini ve sonrasında inşa edilen o karanlık süreci hatırlamak, bugünün haritasını okumak için hepimize bir ayna tutuyor. Hatırlayalım; siyasi iktidarın faşist rejimi kurumsallaştırmak için dayanak yaptığı o günlerin ardından, binlerce insan haksız hukuksuz KHK’lerle işinden edildi, açlıkla sınandı. Ardı ardına gelen kayyımlarla halkın iradesi gasbedildi, Kürt siyasetçiler cezaevlerine atıldı. Ve tesadüf değildi, kayyımların bölge illerinde ilk hedef aldığı yerler kadın kurumları oldu. Kadın dernekleri kapatıldı, kadınlar kamusal alandan silinmek, yalnızlaştırılmak istendi. Bu abluka en çok da Kürt halkını ve Kürt kadınlarını vurdu.

Bugün ise hafızamızın bir diğer sayfasına, CHP’nin 38. Olağan Kurultayının iptaline ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı ekleniyor. Kararın ardından batıda hararetli tartışmalar yaşanırken, Diyarbakır sokaklarında, bölge illerinde ilk bakışta bir yansıma görünmemiş olabilir. Ancak tek adam rejimini daha da güçlendirmek, sarsılan koltuğunu kalıcılaştırmak isteyen iktidarın bu hamlesi, sadece bir partinin iç meselesi ya da hukuki bir teknik detay değil. Bu, batısından doğusuna tüm halkların ortak geleceğini tehdit eden kolektif bir demokrasi sorunudur. Karşımızdaki fotoğrafı böyle okumak, buradan hareketle hattımızı belirlemek hepimizin geleceği açısından elzemdir.

İki ayrı konu değil, tek bir merkez

İktidar yıllardır çok tanıdık bir taktik uyguluyor: Batı illerini ve bölgeyi birbirinden ayırmak, meseleleri sanki birbirine yabancı, bambaşka konularmış gibi ele aldırmak. Bölgedeki kayyım darbesine batı sessiz kalsın, batıdaki hukuksuzluğa bölge halkı sırtını dönsün istiyorlar. Çünkü çok iyi biliyorlar ki coğrafi sınırları aşan güçlü ve birleşik bir muhalefet, onların kurmak istediği bu sömürü ve baskı düzeninin önündeki en büyük engel.

İzmir’deki kadınların mutlak butlan kararına karşı yükselttiği ses tam da bu yüzden çok kıymetli. İzmirli kadınlar sokaktan haykırıyor: “Yargı, AKP ve patronlar yararına işliyor.” İşte doğu ile batıyı birbirine bağlayan kopmaz zincir burada. Yargı mekanizması, fabrikada hakkını arayan işçinin karşısına barikat çıkaran patron için nasıl işliyorsa, bölgede halkın iradesini gasbeden, kadın derneklerinin kapısına kilit vuran zihniyet için de öyle işliyor. CHP kurultayına butlan müdahalesi yapan el ile fabrikada grev yasaklayan, tekstil atölyesinde kadının emeğinin en ucuza ve güvencesiz sömürüsünün önünü açan el, aynı eldir.

Tam da bu yüzden, bölgedeki kadınların butlan meselesine karşı ortak mücadelenin asli bir parçası olması ne kadar elzemse, batıdaki kadınların da bölgeden yükselen barış çığlığına ses olması o kadar hayatidir. Bu, birbirimizin derdine dışarıdan omuz vermek, uzaktan ses olmak meselesi değil, doğudaki savaşın da batıdaki hukuksuzluğun da tek bir merkezden üretilen ve her birimizi doğrudan vuran aynı bütünün parçaları olduğunu görme meselesidir.

Çaremiz birleşik mücadele

Kürt halkının on yıllardır süren barış talebine, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne karşı süreci her defasında bir oyalama ve tasfiye hamlesine dönüştüren iktidara karşı bu kararlar hepimizi, en çok da biz kadınları ilgilendiriyor. Bir gece yarısı kararnamesiyle biz kadınları şiddete karşı koruyan uluslararası sözleşmelerden çıkılmaması için bu karar karşı durmalıyız. Dişimizle, tırnağımızla, sokakta canımız pahasına verdiğimiz mücadeleyle kazandığımız haklarımızın her an bir mahkeme salonunda veya saray odasında gasbedilmemesi için ses çıkarmalıyız. Kadın derneklerimizin kapatılmaması, ana dilimizin engellenmemesi için, kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine karşı yürüttüğümüz mücadelenin de sendikal hak arayışlarımızın da kriminalize edilip suç sayılmaması için omuz omuza durmalıyız.

Fabrikalarda, bant başında verdiğimiz emeğin, döktüğümüz alın terinin patronlar tarafından sömürülmesine dur demek için, bu toprakların en çok ihtiyaç duyduğu “barış” çığlığının yok sayılmaması için bu butlan kararına da sonrasında önümüze getirilecek tüm tek adam hamlelerine de karşı durmak zorundayız. Bölge illerinden batı metropollerine, atölyelerden sokaklara kadar uzanan bu karanlık abluka karşısında, birbirimizin elini tutmaktan, haklarımızı ve geleceğimizi savunmak için birleşik bir mücadeleyi büyütmekten başka şansımız yok. Biz kazanacağız, çünkü biz birlikte güçlüyüz.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Tarihten ‘mutlak gutlak’ ya da ‘İptal ettim gitti’ vakaları

Mutlak butlan sadece hukuk terimi değil; tarihte papaları, kralları, imparatorları ve koskoca dönemleri 'hiç yaşanmamış' saymanın da aracı olmuş.

Butlanla kadınların ne ilgisi var?

CHP’ye “mutlak butlan” tartışması yalnızca bir parti meselesi değil; kadın haklarından emeğe, muhalefetin tasfiyesine uzanan yeni rejim hamlesinin parçası.

Kadınlar CHP'ye mutlak butlan kararına tepki gösteriyor

Ankara Bölge Adliye Mahkeme 36. Hukuk Dairesinin CHP hakkında aldığı 'mutlak butlan' kararının ardından işçi ve emekçi kadınlar tepki gösteriyor.


Editörden