DERGİMİZDEN
Savaşın gölgesinden işsizliğe, oradan yoksulluğa uzanan bir hayat… Eda, geçim derdi, borçlar ve ertelenen sağlık ihtiyaçları arasında ayakta kalmaya çalışıyor.
Kadın yoksulluğu anketinde konuşan kadınlar; meslek sahibi olamamanın, boşanma süreçlerinde yalnız bırakılmanın ve yetersiz sosyal yardımların hayatlarını nasıl belirlediğini anlatıyor.
Çorlu Ekmek ve Gül Grubu etrafında bir araya gelen kadınlar, bulundukları alanda taleplerini yükseltmek amacıyla bir dernek kurmayı hedefliyor.
Bugün Yasemin aramızda değil ama onun yazıları, mücadelesi, öğrettikleri hep bizimle olacak; mücadelemizde yaşayacak.
‘Eğitim sistemi bugün hâlâ şunu söylemeye devam ediyor: Herkes eşit. Ama ben sınıfın içine biraz daha dikkatle bakınca başka bir cümle duyuluyor: Bazıları yarışa birkaç adım önde başlıyor.’
Kendisini öldürmeye teşebbüs eden şahsa çocuklarının isteği dışında görüş kararı çıkmasından korkan Dilek Hemşire, mahkemelerin çocukların beyanını esas almasını istiyor.
‘Şiddet sonrası çocukla görüş hakkı bazı dosyalarda ebeveynlik değil, kadın ve çocuklar üzerinde süren bir kontrol aracına dönüşüyor.’
‘Kadınların desteği bizi ayakta tuttu. Artık ne olsa kadınlara danışıyorum, onlara soruyorum ve biliyorum ki ne olursa olsun kadınlar arkamda.’
‘Seher’in hikayesi, farklı kimliklerin aslında ne kadar iç içe geçtiğini ve “öteki” kavramının ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.’
‘Kadınlar yan yana geldiğinde biliyorlardı Bahar'ın ölümünün münferit olmadığını. Şiddeti, istismarı, cinayetleri aklayanın iktidar politikası olduğunu.’
'İyi ki kadınım, iyi ki Ekmek ve Gül grubuna katılmışım.'
‘Bu kocaman sesin yankısı içinde kalmasına rağmen solmamış rengarenk bir kadın var karşımda. Kendi sesini duymak isteyen, duyurmaya çalışan.’
’Benim hikayem döner tezgahında geçiyor ama eminim başka kadınların hikayesi de başka yerlerde yazılıyor. Yerler farklı ama yaşanan mücadele aynı.’
‘Pankarta yazılan taleplerin tanıdık gelmesi; bir kadının yüksek sesle, korkmadan attığı slogana eşlik etmek; 8 Mart'ta böyle bir kalabalıkla yürümek benim için çok özeldi.’
‘Daha güzelini inşa etmeyi başardığımız bir toplum görmek isterdim seninle. Yine de senin diktiğin tohumlar büyüyecek ve yeşertecek başka tohumları da.’
Sömürüye ve şiddete dayalı bu düzene karşı yüz yılı aşkın süredir eşit işe eşit ücret, insanca yaşam koşulları için mücadele eden kız kardeşlerimizi anıyor; mücadelemizi büyütüyoruz.
Bu sayıda, 8 Mart alanlarında yükselen talepleri kadınların kendi sözleriyle tartışıyor. 8 Mart sonrasında da mücadelenin ateşini büyütmek için tüm işçi ve emekçi kadınlara sesleniyor.
Bugün ‘ateş düştüğü yeri yakar’ söylemini çoktan geride bırakmış durumdayız. Ateşin düştüğü yeri değil, hepimizi yaktığı bir dönemden geçiyoruz.
Dosyamızda işçi- emekçi kadınların kendi özgün talepleriyle sınıf mücadelesinde nasıl güçlenebileceklerini inceliyoruz.
‘Yaygın, güçlü ve kitlesel 8 Martlar ancak ve ancak işçi ve emekçi kadınların iş yerlerinde, bizzat seçtikleri temsilcilerle doğrudan dahil oldukları mekanizmaların kurulması ile mümkündür.’
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































