DERGİMİZDEN

Sinsi Düşman: Hipertansiyon

Türkiye’de bugün 40 yaşını geçmiş her iki kişiden biri hipertansiyon hastası. Hipertansiyon, kadınlarda biraz daha fazla görülüyor. Peki neden? Ne yapmak gerekir?

Kızıl Meydan’ın sosyalist dengbeji: Sûsika Simo

Ayağındaki prangaları kopardı, sesini tüm Sovyet ülkesine duyurdu, Lenin’e yazdığı kılamlarla anıldı. İyi ki vardı, iyi ki yaşadı...

‘Kınamızı soldurana, gülümüzü kurutana’ karşı her dilden Kardeş Türküler

‘Hikaye 94 yılında Boğaziçi Üniversitesinde başlıyor. Kırmızı Salon önünde kadın kitapları sergisi var, söyleşi ve paneller arka arkaya... Şenlikli kadın şarkıları dökülüyor genç kadınların dilinden.’

Nataşa Bolşevikova, bir kadın örgütçü

İşçi sınıfı ırmağının yönünü belirleyen, her koldan onu besleyerek gürül gürül akmasını sağlayan o “birkaç yüz” kadronun yaptığına örnektir Nataşa’nın yaptıkları.

Ya taşradaki kadının sıkışmışlığı?

Ahlat Ağacı üzerine epey yazıldı çizildi. Bu yazıda, filmde yer alan kadınlar üzerine birkaç söz söylemeye, filmi bir de kadın yönüyle değerlendirmeye çalışacağız.

Aynı iş kolunda çalışıyorduk ama kocam hep çok yorgundu

Evlenmeden önce kocasıyla arasında geçen ‘ev işi yükünü paylaşma’ sohbetlerinin evlilikten sonra nasıl değiştiğine kısaca bakalım mı?

Romeo ya da Juliet olmak

Nedense Romeo’nun değil de Juliet’in evi turistlerin ilgi odağı olmuş. Ünlü balkon sahnesinin olduğu bahçede duvarlara mektuplar asılıyor, dilekler tutuluyordu.

Çocuk sahibi olmak isterken...

Çocuk sahibi olmanın pek çok etkenle daha zor olduğu bir zamanda, umut tacirleriyle asıl doktorları ayırt etmek için okunası bir yazı. Çocuk sahibi olmak isterken...

Yan yana durursak eğer...

Hemcinslerimize sahip çıkıp birbirimizin hayatını kolaylaştırdığımız sürece yaşam güzelleşecektir.

Kanla sulanmış bir coğrafyanın 13 Gül’ü...

Şen kahkahaları, şarkıları, dansları eksik olmuyor. Sevgileri ve muziplikleriyle Ventas hapishanesinin gaddar gardiyanlarını dahi yola getiriyorlar. Kanla sulanmış bir coğrafyanın 13 Gül’ü...

Ekmek ve Gül Temmuz 2018 sayısı

Seçimdi, geçimdi, rejim değişikliğiydi derken henüz geldiğini bile anlamadığımız yazın, sadece güneşiyle değil, umudu büyüten birlikteliklere vesile olan buluşmalarla da içinizi ısıtmasını umuyoruz...

Çocuklar kelebek ömrüne mahkum olmasınlar diye...

Soruyoruz size; bugün “bekasını koruyoruz” dedikleri devlet, bizim çocuklarımızın canını hiçe sayıyorsa, korunan kimin bekasıdır? İhya edilen kimin çıkarıdır? Cevaplarımız dergimizde...

Biz ve onlar ayrışsın elbet... Ama bilelim, ‘biz’ kimiz, ‘onlar’ kim!

Gerçekten araya koyduğumuz “onlar ve biz” ayrımı şu parti ya da bu partiyle, şu inanç ya da bu inançla, şu kıyafet ya da bu kıyafetle mi belirleniyor?

Çocuk istismarı hepimizin içini yakarken...

Kaybolan çocukların fotoğraflarını paylaşıp özür dilemek, sadece sosyal medyadan üzüntü bildirmek, kötülük kendine bulaşmadıkça ses çıkarmamak... Bunlar korur mu çocukları?

Eğilip yıkılmayan Mahmure

Mahmure bir gün okula gelmedi. Bir hafta sonra, okul yolunda karşılaştım Mahmure’yle. Yanında kocaman bıyığı, kırlaşmış saçı, ütüsüz gri takımıyla adeta duman yığınını andıran bir adam oturmaktaydı.

Hele bir sor; niye oy verdim...

Seçimden önce “Bu sefer AKP’ye oy yok” diyen kadınlar, seçimden sonra tartışmaya girmek istemiyor. Sonra da ‘Bak yemin ver başkasına anlatmayacağına’ diyip anlatıyorlar nedenlerini...

Ayrıştırılmaya, sömürülmeye ‘dur’ demek için...

Ankaralı kadınlardan bir seçim sohbeti: Bu sistem iş birlikçi bir sistem ve asla halka yönelik bir sistem değil. Ayrıştırılmaya, sömürülmeye dur demek için birlik olmak zorundayız.

‘Bir siyasetçi bile ‘Gece vardiyası kalksın’ demedi

Kimse bizi düşünmüyor, bir siyasetçi bile gece vardiyası kalksın demedi; taleplerimize kulak tıkadı. Ayın sonunu zor getirirken son model spor arabasıyla Meclise giren milletvekili var...’

Seçim sonuçları hayal kırıklığı mı!

Ortaya çıkan tek gerçek ise örgütlenmeli, umudu ve mücadelemizi sürdürmeliyiz. Yeter ki bizler 24 Haziran seçimi öncesinde yakaladığımız heyecanı, dayanışmayı ve inancı yitirmeyelim.

Göçmen kadınların ortak mücadelesi

Londra’da, göçmen/siyah kadınlar arasında mücadele yürüten, uzun yıllar ‘şiddet gören kadın sendromu’nun mücadelesini veren Southall Black Sisters’tan Meena Patel’le yaptıkları çalışmaları konuştuk.