Türkiye’de kadına yönelik şiddet hızla artıyor. Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve bu ölümler sonrasında ortaya çıkan devlet ihmalleri, kadınları şiddete karşı koruyan yasaların hedef alınması Türkiye’yi kadınlar için sürekli yaşam mücadelesi verdikleri bir ülkeye dönüştürüyor.
Bu koşullarda geçtiğimiz gün “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantıda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AKP iktidarının şiddete karşı “sıfır tolerans” ilkesi doğrultusunda güçlü bir mevzuat ve kurumsal altyapı oluşturduğunu iddia etti. Bu iddiasına örnek olarak ise 81 ilde bulunan 86 şiddeti önleme ve izleme merkezini (ŞÖNİM) ve her fırsatta iktidar cenahınca hedef alınan 6284 sayılı Kanun’u verdi. Toplantıya katılan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise 2026’nın haziran ayı itibarıyla KADES uygulamasının 9 milyon 713 bin 686 kişi tarafından indirildiğini ve uygulama üzerinden 2 milyon 117 bin 98 ihbar alındığını açıkladı. Başka bir deyişle, KADES indirenlerin yalnızca yüzde 21.80’i ihbarda bulunabildi. Ne kadar çok kadının şiddetle burun buruna yaşamak zorunda kaldığını gösteren tüm bu veriler adeta bir “başarı tablosu” olarak sunuldu.
Son beş yılın verileri ne söylüyor?
Bakan Göktaş ve Bakan Çiftçi’nin ortaya koyduğu ‘başarı’ tablosunu aksine Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun açıkladığı yıllık veriler 2021-2025 arasında en az 1617 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 1266 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu ortaya koydu.
Son beş yıl içinde katledilen kadınların en az yüzde 40’ı (652 kadın) en az 652 kadın, evli olduğu erkek tarafından, toplam 245 kadın ise eskiden evli olduğu veya birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. 2021-2025 yılları arasında en az 998 kadın bizzat evinde katledilirken, bu sayı toplam işlenen kadın cinayetlerinin yüzde 61.7’sine denk geldi.
2021-2025 yılları arasında kadınlar en çok ateşli silahlarla öldürüldü. Öldürülen 1617 kadının en az 932’si ateşli silahlarla öldürüldü. 2021’de ateşli silahların payı yüzde 48 iken, 2025’te yüzde 58 oldu. Bu durum Türkiye’de ateşli silahlara erişimin kolaylığı ve denetleme ayağındaki yasal düzenlemelerin yetersizliğini ortaya koydu.
Önleyici politikalar bakanlığın bütçesinin neresinde?
Bakan Göktaş, “Koruyucu ve önleyici hizmet ağımızı 81 ilimizde yaygınlaştırdık. 81 ilimizde 86 ŞÖNİM’imizle bu yapının koordinasyonunu merkeze aldık. Kadın konukevlerimiz, şiddet mağduru kadınlar ve beraberindeki çocuklar için güvenli bir yaşam alanıdır” açıklamaları yaparken, 2018’den beri ŞÖNİM sayısında yalnızca 7’lik bir artış görülüyor. Bunun yanı sıra sekiz yıl içinde nüfusu milyonları aşan İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde ilçe bazında yeni merkezlerin yaygınlaşmadığı görülüyor. Bu durum kadınların ŞÖNİM’lere erişememesi anlamına geliyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçe uygulama tabloları ve program ödenekleri de “kadının güçlendirilmesi” programında yer alan ŞÖNİM’lerin yaygınlaştırılmasını amaçlamadığını ortaya koyuyor. 2024 senesinde programa harcanan 5 milyar 986 milyon 174 bin lira Bakanlık bütçesinin yaklaşık yüzde 1.31’ine denk gelirken, 2025 senesinde programa 8 milyar 75 milyon lira ayrıldı. Bu pay Bakanlık bütçesinin yüzde 1.12’sine karşılık gelerek 2024 senesinden de düşük bir seviyeye indi.
Sıfır tolerans söylemi pratikte karşılık bulmuyor
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, yapılan toplantıyı ve kadına yönelik şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yalıncakoğlu, gerçekleşen toplantıda iktidar temsilcilerinin “başarılı” olarak sundukları tabloya tepki gösterdi. KCDP olarak verilere basından ve kadınların ihbarlarından ulaştıklarını belirten Yalıncakoğlu, onlara ulaşmayan ya da basında yer almayan birçok kadın cinayetinin de var olabileceğini söyledi.
Yalıncakoğlu, kadınlar KADES’i kullandıktan sonra yaşanan sorunlara dikkat çekti. Kadınlar, şiddet failinin yakınındayken KADES’i kullanmak zorunda kaldıklarında polis tarafından telefonla arandıkları çeşitli örneklere rast geldiklerini belirten Yalıncakoğlu, “Şiddet anında korunmak isteyen, kolluktan destek isteyen kadın geri arandığında ve bunun da polis olduğunu anlaşıldığında şiddet faillerinin kadınları daha da mağdur ettiğine şahit olduk” ifadelerini kullandı. Kadınların şiddete karşı mücadele etmek istediklerinde başvurdukları karakol, emniyet, savcılık gibi kurumların sorumluluğu birbirlerine atarak kadınların yeniden mağdur ettiğini belirten Yalıncakoğlu, “Bütün bu mağduriyetleri yaşayan kadınlar her halükarda başarmış, hayatta kalmış olsa da örneğin faillerin uzaklaştırma kararını ihlali halinde herhangi bir yaptırıma maruz kalmaması kadınların katledilmelerine yol açıyor” dedi.
Kamu kurumlarının ihmallerinin, aslında önlenebilir cinayetlere neden olduğunu belirten Yalıncaklıoğlu, faillerin alınan koruma kararlarını uygulamadıklarında yaptırımla karşılaşmasının da çok önemli olduğunu belirtti. Elektronik kelepçe uygulamasını örnek veren Yalıncaklıoğlu, “’Elektronik kelepçe elimizde yok’ denildiği haller var. Elektronik kelepçeyi gazetecilere, öğrencilere uyguluyorlar; kadına yönelik şiddet faillerine ise bunu kullanmıyorlar. Kullanıldığı hallerde bile o elektronik kelepçeyi kırıp gelip kadınları öldüren failler var. Bütün bunların, önlenebilir mekanizmaların etkin uygulanması ve etkin takibi gerekir. Kadının şiddet ortamından uzaklaştırılması -ki 6284’te de var bu- başka şehre gönderilebilir; tehdit ve ölüm tehdidi çok yönlü ise yurt dışına gönderilebilir; adres gizliliği konulabilir; birebir çalışan kadın ya da bir mesleki görevi varsa ve bunu sürdürmek istiyorsa birebir koruma polisi verilebilir. Bütün bunlar yapılmıyorken hâlâ ‘sıfır tolerans”’deyip de ‘Elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz’ ve ‘Şiddet azaldı’ deniyorsa, bu gerçekten hiçbir şey yapılmadığı anlamına gelir” ifadelerini kullandı.
2 milyonu aşkın ihbar şiddetin yaygınlaştığını gösteriyor
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ise “Kadınların yaşam hakkını koruyan düzenlemelerin başarısı yalnızca yasal metinlerin varlığıyla değil, uygulanma kapasitesi ve toplumsal zihniyet dönüşümüyle ölçülür” ifadelerini kullandı. 6284’ün hâlâ şiddetten korunma için en önemli yasal güvence olduğunun altını çizen Güllü, federasyonun tuttuğu verilere göre birçok kadının koruma kararlarına rağmen şiddete uğramaya devam ettiğinin görüldüğünü belirtti.
Kadınların ŞÖNİM’lere erişimi, personelin uzmanlığı ve kurumlar arası koordinasyon sorunlarının alınan koruma kararlarının uygulanmamasında etkisi olduğunu belirten Güllü, “Üstelik bu sorunlar çoğu zaman yalnızca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çözmesi gereken meseleler gibi algılanmaktadır. Oysa kadına yönelik şiddet, bütüncül politikalarla ele alınması gereken çok boyutlu bir sorundur” dedi. Şiddetle mücadelede başarının kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin ve tekrarlanan şiddet vakalarının azalmasıyla ölçülmesi gerektiğini belirten Güllü, “Kadınların insan hakları perspektifinden bakıldığında devletin görevi yalnızca mekanizmalar oluşturmak değil, kadınların yaşam hakkını etkin biçimde korumaktır. Bu nedenle mevzuatın gücünden söz ederken uygulamadaki eksiklikleri de aynı açıklıkla değerlendirmek gerekir” dedi.
KADES verilerini de değerlendiren Güllü, KADES’in milyonlarca kez indirilmiş olmasının şiddeti önlemiş olma anlamına gelmediğini belirterek, “Tam tersine bu rakamlar, kadınların kendilerini güvende hissetmediklerini ve olası bir saldırı karşısında sürekli yardım çağırma ihtiyacı duyduklarını da göstermektedir” ifadelerini kullandı. 2 milyonu aşkın ihbarın ise kadına yönelik şiddetin yaygınlığını ortaya koyduğunu vurgulayan Güllü, “Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun deneyimi göstermektedir ki şiddet olaylarının büyük bölümü daha önce tehdit, psikolojik şiddet veya ekonomik şiddet süreçlerinden geçmektedir. Eğer bu aşamalarda etkili müdahale yapılabilirse kadınlar KADES’e basmak zorunda kalmadan korunabilir” dedi.
İçişleri Bakanlığının son yıllarda kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin detaylı veri topladığını ancak kamuoyuyla bu verilerin paylaşılmadığını belirten Güllü, “Toplantı sonrasında Sayın İçişleri Bakanına da ifade ettiğim üzere, bu yaklaşımın doğru olmadığını düşünüyorum. ‘İnfial olur’ gerekçesiyle verilerin açıklanmaması, kamuoyunda devletin bu soruna yeterince sahip çıkmadığı yönünde bir algı yaratmaktadır. Oysa şeffaflık, hem toplumsal güveni artırır hem de failler üzerinde caydırıcı etki yaratır” dedi.
Fotoğraf: MA
İlgili haberler
Her 2 dakikada 1 kadın yaşadığı şiddeti KADES üzerinden bildiriyor
İktidarın politikaları nedeniyle kadın cinayetlerinin korkunç derecede arttığını belirten İlgezdi, 2023 yılında KADES uygulamasını indirenlerin yüzde 1185 artarak 5 milyon 368 bine ulaştığını söyledi.
Serap Doğan uzaklaştırma kararına ve KADES uygulamasına rağmen öldürüldü
Kendisini sürekli rahatsız eden Selahattin Özdemir tarafından öldürülen Serap Doğan'ın uzaklaştırma kararı aldırdığı ve KADES butonuna basarak yardım istediği ortaya çıktı.
KADES’ten yardım istedi, polis telefonda “Yanlışlıkla bastım” diyen kadını görmeden geri döndü
Selahattin Özdemir tarafından öldürülen Serap Doğan'ın KADES butonuna basması üzerine adrese giden polis kadının telefonda, “Yanlışlıkla bastım” sözü üzerine kadını görmeden geri döndüğü ortaya çıktı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























