Varto’da JES projesine karşı mücadele: Kurulan sofralarda, yapılan sohbetlerde, çekilen halaylara
Bir kadın muhtarın imza baskısını duyurmasıyla başlayan süreç, Varto’da geniş bir direnişe dönüştü.

Her şey, mera komisyonuna imza vermesi için baskı gören bir kadın muhtarın durumu duyurmasıyla başladı. Bahar, yapılan baskılara rağmen imza vermedi. Diğer muhtar arkadaşlardan yardım isteyerek gittiği devlet kurumunda istenen imzanın ne anlama geldiğini öğrendi. Olay o kadar da masum değildi. Topraklarının Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Ignis Energy firmasına peşkeş çekileceğini öğrendi Varto halkı. 22 Ocak’tan bu yana Varto halkı topraklarını, uluslararası ve yerli iş birlikçilerine talan ettirmemek için, Varto'dan Bingöl’ün Karlıova ilçesine uzanan geniş coğrafyayı tehdit eden projeye karşı ayakta.

"Ağrımasa bilir miydim yüreğimin yerini?”

Yitirdiğimiz Sennur Sezer’in bu dizeleri, Varto’da jeotermal enerji santraline (JES) karşı verilen mücadeleyi özetliyor. Çünkü bugün yüreğimizin nerede ağrıdığını da biliyoruz, o ağrının kaynağını da. Ve onu dindirmenin yolunu da. Belki de bu yüzden topraklarımıza sahip çıkmak için haftalardır kurulan nöbet çadırının yolunu tutuyoruz. Çadır nöbetinde günün ilk ışıklarını yakan ve akşam söndüren kadınların ve kucaklarındaki çocuklarının gözlerindeki kararlılığı, umudu gördüm.

Düne kadar sabahın erken saatinde kalkıp hayvanların bakımını yapmak ağır gelen kadınlar, topraklarının tehlikede olduğunu öğrendiklerinde bütün yorgunluklarını bir kenara bıraktılar.

6 aylık Avesta çadır nöbetinde

Direnişin en güçlü hikayesini kadınlar yazıyor. Çadıra gelen her kadının gözlerinden her saatinde çadır nöbetinde olamamanın mahcupluğu okunuyor. Anlatıyor kadınlardan biri: “Ekmeğim yok ama ekmek yapsam buraya (nöbet çadırına) gelemeyecektim çünkü bir günümü alıyor.” Kadınların çoğu evindeki işlerini tamamlayıp çadırın yolunu tutuyor.

Hava buz gibi. Çadırın içinde yanan sobanın yanında durmayan oradan oraya koşan çocuklar... Montlarıyla arkasından koşan anneler... Songül iki çocuğundan biri olan iki yaşındaki Alya’sıyla, Hanım altı yaşındaki Gazel, dokuz yaşındaki Cemre, on yaşındaki Asya’sıyla çadır alanında yerini alanlardan. Havanın ayazına aldırmadan altı aylık Avesta bebeğini kucağına alıp nöbet için akşam alanda kalacak eşini ziyarete gelen Songül de oradaydı.

Kimi elinde bir tepsiyle geliyor, kimi çayın altını yakıyor, kimi mutfak olarak kullanılan alanı temizliğe girişiyor, kimi de sessizce bir köşeye oturup gelenleri karşılıyordu. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı: Vazgeçmemek.

Bastonuyla bile zor yürüyen Gülnaz teyze…

Zamanla daha iyi tanıştıkça mücadeledeki kararlılıklarını daha iyi anlıyorum. Çünkü direnişe nasıl destek verileceğini sürekli gösterdiler. Bazen çay demlediler, bazen yorgunluğa rağmen ertesi gün yeniden aynı kararlılıkla çadıra geldiler. Nöbetin yükünü omuzladılar. Bir yandan evlerinin, çocuklarının ve yaşamın sorumluluğunu taşırken diğer yandan doğalarına sahip çıkmak için mücadele ettiler. Çadırın içinde kadınların emeği her yerde hissediliyor. Yapılan sohbetlerde, kurulan sofralarda, paylaşılan ekmekte ve omuz omuza çekilen halaylarda…

Topraklarından başka bir yerde yaşayamayacak büyüklerimiz çadırın her yerindeler. Beş dakikalık yolu 20 dakikada yürümek zorunda kalsa da bastonuyla yavaş yavaş alana girmek için can atan Gülnaz teyzeyi ve yanında ona dikkat etmeye çalışan İpek teyzeyi görünce duygulanmamak elde değil.

Geleceklerine küçük yürekleriyle sahip çıkıyorlar

Çadırın etrafında koşuşturan, oyunlar oynayan, meraklı gözlerle olan biteni izleyen çocuklar... Sesleri, kahkahaları, kavgaları bütün yorgunluklara bedel. Gelecekleri için verilen mücadelenin o kadar bilincindeler ki çizdikleri resimlerde, oynadıkları oyunlarda “JES istemiyoruz” mesajları var. Çadırın etrafında oynarken sloganlara eşlik ediyor, halaylara katılıyorlar. Toprağın, suyun ve yaşamın ne kadar değerli olduğunu bizlere yeniden hatırlatıyorlar.

Gücümüz mücadeleden vazgeçmemekte

Günlerce yağan yağmur, çamura, rüzgara rağmen çadıra umut oldular. Orada bulunduğum bir hafta boyunca dayanışmanın yalnızca söz değil, yaşanan bir gerçek olduğunu her saniye, her dakika gösterdiler. Bu süreç bana bir şeyi çok net öğretti: Mücadelede kadınların umudu, çocukların neşesi hep vardı. Kadınların çabasıyla ayakta duran, çocukların gülüşleriyle güçlenen bir direnişi hiçbir baskı, hiçbir tehdit kolay kolay durduramaz.

Bugün geriye dönüp baktığımızda hafızamızda yalnızca tutulan nöbetler değil; kurulan dostluklar, paylaşılan lokmalar, edilen sohbetler ve birlikte büyütülen umut var. Hopa'da, Milas'ta, Çanakkale'de, Eskişehir'de, Antalya'da ve daha birçok yerde olduğu gibi burada da kadınlar mücadelenin en ön saflarında. Çünkü yaşamı savunmanın ne demek olduğunu en iyi onlar biliyor.

Sennur ablamızın dizelerinde söylediği gibi bugün yüreğimizin ağrıdığı yeri biliyoruz. Ama aynı zamanda o yarayı iyileştirecek gücün de nerede olduğunu biliyoruz. O güç; çadırın yolunu her gün yeniden tutan kadınlarda, oyun oynarken geleceğe umut veren çocuklarda ve omuz omuza duran halktadır. Bu yüzden sesimizi daha da büyütmeye devam edeceğiz. Kadınlarla, çocuklarla, gençlerle, köylülerle birlikte toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkacağız. Çünkü biliyoruz ki yaşamı savunanların en büyük gücü dayanışmadır.

Mücadelenin bana kattıklarına gelince adını sayamayacağım birbirinden cesaretli ve güçlü kadınlarla arkadaş olmanın verdiği gururla döndüm yaşamımı idame ettiğim şehre. Selam olsun yol arkadaşlarıma Bahar’a, Nazlı’ya, Songül’e, Hanım’a, Alev’e, Senem’e, Gönül’e, Ayşe’ye, Özlem’e, Besra’ya, Göyri’ye…

Fotoğraf: Derya Dursun

İlgili haberler
Kızılcaköylü kadınlar yeni yılda JES istemiyor

5 aydır JES için gelen ekipleri köye sokmayan Kızılcaköylü kadınlar her türlü müdahaleye rağmen mücadeleye devam ediyor. Kadınların bir de yeni yıl mesajları var.

Aydın’ın JES’e karşı çıkan köylüleri Aydın’a alınmıyor!

JES karşıtı mücadele veren Aydın’ın Kızılcaköylüleri, Vali ile görüşmek için Aydın’a gitmek istedi, jandarma izin vermedi.

Sarayköylü kadınlar JES'e karşı toprağına, havasına sahip çıkmak için buluştu

Denizli'nin Sarayköy ilçesinde halk, gerçekleşen jeotermal patlamanın ardından 11 gündür JES çukurunun kapatılmaması, gerekli önlemlerin alınmamış olmasını protesto etti.


Editörden