Gülistan için ısrar, adalet için mücadele
Gülistan Doku'nun akıbetine ilişkin soruşturma yeni bir aşamaya gelirken, kadınlar altı yıldır sürdürdükleri adalet mücadelesinin önemine dikkat çekiyor.

Gülistan Doku'nun akıbetine dair gelinen noktada devlet olanaklarını arkasına alanların gücünü ve yetkisini kullanarak bir kadını nasıl katledip sonra kaybettiğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Peki bu sürece nasıl gelindi? Altı yılı aşkın bir süredir kadınların ve duyarlı kamuoyunun ısrarı ve inadı olmasaydı bu dosya tozlu raflardan inecek miydi? Medyada kentin suskun olduğuna dair eksik ve hatalı tespitler yapılıyor. Yıllardır “Gülistan Doku nerede?” diye sormaktan vazgeçmeyişimize ve en geniş kesimleri bu konuda taraf haline getirebilmemize suskunluk denilebilir mi?

Dersim'de yaşayan kadınlar, Dersim Kadın Platformu bileşeni olan siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, kadın örgütleri yıllardır mücadele ettiler. Kadınlar bugün açığa çıkan detaylı bilgilere sahip olmasa da bu sorunun peşinden gitmeyi bir an olsun bırakmadılar. Çünkü Dersim gibi her tarafı izlenen bir kentte hiç kimsenin kaybolamayacağını en iyi Dersim’de yaşayanlar bilir. Çünkü her şüpheli kadın ölümünün, kaybolan kadınların arkasında bir kadın cinayeti olma ihtimalinin yüksek olduğunu en iyi kadınlar bilir. 

Kadın cinayetlerinin olağan bir ülke gerçeğine dönüştürülmeye çalışıldığı, kadınlara karşı işlenen suçların cezasızlıkla karşı karşıya olduğu bilinen bir gerçek. Ama bir ilin valisi ve kayyumunun oğlu tarafından işlenen bir cinayeti örtbas etmek amacıyla, hem görevlerinden gelen güç ve yetkilerini, hem görevi sayesinde elde ettiği servetini kullanarak adeta bir cinayet şebekesi kurulmuş olması, kadınlar açısından içerisinde bulunduğumuz durumun vahametini açık bir şekilde ortaya koydu.

Van’da 2 yıl önce öldürülen Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ile AKP İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da bir araya geldiler. Bu görüşmenin ardından basına açıklamalarda bulunan Salim Ensarioğlu, Van, Dersim, Elazığ, Kars gibi illerde bulunan üniversitelerde okuyan ve yoksul ailelerden gelen genç kadınların önce “örgütçüsünüz” diye korkutulduğunu, daha sonra ise içerisinde polisin, askerin ve bürokratların bulunduğu şebekeler tarafından istismar edildiklerini beyan etti. Üstelik “ispatlarım” da dedi. Salim Ensarioğlu’nun saydığı illeri duyunca aklımıza hemen gelen genç kadınlar oldu: Gülistan Doku, Yeldana Kaharman, Rojin Kabaiş…

6 yıl ısrarla ‘Gülistan’a ne oldu?’ diye sorduk

Başa dönecek olursak; peki gerçekten bunca şey olurken kadınlar sessizce izlemeyi mi seçti? Uzun yıllardır Dersim Kadın Platformu’nda mücadele eden Nurşat Yeşil’e sorduk: “Gülistan Doku Dersim halkının içinde kapanmayan bir yara oldu. Dersimli kadınlar ve Dersim Kadın Platformu olarak kaybolduğu ilk günden beri alanlardaydık, Gülistan Doku’nun akıbetini sorduk. 5 Ocak 2020 günü Gülistan'ın kaybolduğunu öğrendiğimiz anda baroya gittik ve o zaman da Gülistan'ın kaybolmadığını, kaybettirildiğini ve Gülistan'ın erkek arkadaşı Zainal’ın üvey babasının asayiş şubede çalışmasından dolayı delilleri karartabileceğini, bu nedenle bir şeyler yapılması gerektiğini konuştuk. Gülistan baraj gölünde aranırken soruşturmanın yanlış yürütüldüğünü defalarca açıklamalarımızda dile getirdik. İntihara yönelik kesin bilgiler yokken sadece suda aranması, kaçırılma, katledilme gibi ihtimallerin devre dışı bırakılması bizde şüpheler uyandırmıştı. İlk zamanlarda sürekli ailenin yanında olmaya çalıştık ama maalesef Tuncay Sonel’in aileyi kadın kurumları ve diğer kesimlerden izole etmesinden dolayı, bu sınırlı kaldı. Biz yine de aile ile dayanışmaya devam ettik ve 6 yıl boyunca Gülistan Doku olayının sönümlenmemesi ve Gülistan’ın unutulmaması için her 5 Ocak’ta ve Dersim’de yaptığımız her eylemde Gülistan’a ne olduğunu sorduk. Bugün soruşturma bu aşamaya gelmişse öncelikle Doku ailesi, özellikle de abla Aygül Doku’nun Gülistan'ın akıbetini sormaktan vazgeçmemesi ve bununla birlikte Dersim Kadın Platformu, Dersim halkı ve ülke genelindeki tüm kadın örgütlerinin daima Gülistan'ın akıbetini sormalarının katkısı büyüktür. ‘Gülistan Doku’ya ne oldu?’ sorusunu bir slogan haline getirmemizden ve kadın örgütlerinin verdiği mücadelenin sonucu olarak dosya bugün bu aşamaya gelmiştir.” 

Gülistan Doku dosyasında gerçekler belirli yönleriyle açığa çıkınca ülkenin farklı kentlerinde yaşayan evlatlarını kaybetmiş aileler Dersim Kadın Platformu’na ulaşarak kendi çocuklarının da gündeme getirilmesi için destek talebinde bulundular. Çünkü burada 6 yıldan uzun bir süre geçmesine rağmen Gülistan’ın akıbetini sormaktan vazgeçmemiş olan örgütlü bir irade gördüler. AKP’li vekilleri dahi fuhuş çetelerini ifşa etmek durumunda bırakan da kadınların bu örgütlü, hesap soran ve vazgeçmeyen iradesi değil midir?

Güvencemiz mücadelemiz

Kadınların memleketin her yanında güvenliğinden endişe ederek yaşadığı maalesef bir gerçek. Ancak Gülistan Doku ile sembol haline gelen ve artık AKP’li vekillerin bile saklayamayacağı bir biçimde ayyuka çıkan, devletin imkanlarını açıkça kullanarak genç kadınları istismar eden çetelerin varlığı bize bazı şeyleri ortaya koyma ihtiyacını hissettiriyor. Böylesi çetelerin memleketin yoksul genç kadınlarını bir hedef haline getirdiği ortamda kadınların güvenliğini de ancak kadınların kendi örgütlülüğü sağlar ve güçlendirir. Bu çeteler karşısında bizleri, kız kardeşlerimizi güçlü kılacak yegane şey kendi örgütlülüğümüzdür. Kim daha örgütlü olursa o daha güçlü olur.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden