Şiddetten kaçıp çocuklarıyla bir odunlukta yaşamaya çalışan Zeynep, kadın dayanışmasıyla yeniden ayağa kalktı. 'Artık kendimi kimsesiz hissetmiyorum.'

Zeynep ile yollarımız yaklaşık 2 yıl önce kesişti. “Hatay’dan şiddet mağduru bir kadın Adana’ya gelmiş, biraz yardıma ihtiyaç var” dediler. Hemen kalktık gittik. Adana’nın yoksul mahallerinden birinde beş yaşlarında oğlu ve sekiz aylık hamile halde iki katlı evin üstünde bir odunlukta yaşamaya çalışırken bulduk onu. Dört duvar, çakma bir kapı, her yerden delik deşik çinkodan bir tavandan oluşan odada bir çekyat, birkaç mutfak eşyası vardı.

Zeynep 26 yaşında, altı çocuklu yoksul bir ailenin dördüncü çocuğu olarak doğmuş; zorlu hayat koşulları derken sosyal medyadan tanıştığı biri ile kaçarak evlenmiş. İlk zamanlar Hatay’da aile evine gelin gidiyor, hemen hamile kalıyor. Yaşadıklarını Zeynep şöyle anlattı: “Kayınvalidem, kayınpederim bana çok iyi davranıyorlardı, Beş aylık hamileydim. Eşim eve geç gelmeye başladı, ‘Mesaiye kalıyorum’ diyordu ama bir süre sonra beni aldattığını öğrendim. Alkol de almaya başlamıştı. Ailesi de ona kızıyordu ama o bildiğini yapıyordu. Derken doğum yaptım, bebek olunca biraz düzeldi ama bir süre sonra şiddet yine başladı. Artık oğlum üç yaşına gelmişti. Bir gün şiddet gördükten sonra oğlum da ağlıyordu. Onun gözlerine baktım. ‘Burada mı kalalım mı? Gidelim mi?’ diye sordum. ‘Gidelim anne’ dedi. Oğlumun bu ortamda büyümesini istemiyordum. Her şey onun içindi. Adana’ya geldim. Yine bu odunlukta kaldım ama koşullar çok kötüydü. Bir süre sonra eşim barışmak istedi, tedavi olması şartımı kabul edince eve geri döndük.

Tedavi oldu, bir süre yine aramız iyiydi. Bir işe girdi, çalışıyordu. Kısa süre sonra şiddet başladı. Üstelik bu sefer hamileydim. Bebeğime bir şey olur korkusuyla yine Adana’ya bu odunluğa geldim. Hiç eşya yoktu, ikinci el eşya satılan sitede ücretsiz buzdolabı almak isterken satıcı kadına durumumdan bahsettim, ‘Buzdolabını ücretsiz verebilir misiniz?’ dedim. Satıcı kadın da Adana Ekmek ve Gül Grubu’ndan bahsetti.” Ona yardımcı olacağımızı söyleyince Zeynep’in de kabul etmesiyle bize ulaştılar.

İlk işimiz ona daha iyi koşullarda yaşayacağı bir alan hazırlamak oldu. Tüm kadınlar elbirliğiyle çocuklarıyla yaşayacağı bir ev düzeni kurduk ona. Doğum geldi çattı. Hepimiz heyecanla bekledik, birkaç sancılı hastane günlerinden sonra bebeğimiz doğdu. O kadar çok teyzesi, anneannesi vardı ki, hepimizin bebeği oldu Küçük E. Soğuk kış koşulları yeni anne için zorlu olabilirdi. Bir arkadaşımız bebek kırkını çıkarana kadar evinde misafir etti Zeynep’i. Zeynep hepimizin kızı, bebeği hepimizin bebeği olmuştu.

Bebek ikinci ayını doldurdu, evine yerleştirirken, “Ben çocuklarım için güçlü durmaya çalışıyordum ama sizinle tanıştıktan sonra kendimi daha güçlü hissetmeye başladım. Annem babam çok erken öldüler, kardeşlerimin hepsi bir yere dağıldı. Kendimi kimsesiz hissediyordum ama artık bir ailem var çok mutluyum” dedi.

“Bu ayki dergiye senin hikayeni yazmak istiyorum Zeynep izin verir misin?” dediğimde “Yaz, bütün kadınların okumasını çok isterim” dedi. “Peki yazacağım ama buradan tüm kadınlara ne söylemek ne mesaj vermek istersin?” deyince “Abla kadınlar hiçbir zaman korkmasınlar, başka kadınlara anlatmaktan yardım istemekten çekinmesinler. Kadınların birbiriyle dayanışması çok güzel. Kızımı da sizler gibi yetiştireceğim inşallah büyüyünce size benzer. Buradan tüm Ekmek ve Gül kadınlarına selam etmek istiyorum iyi ki varsınız” dedi.

Fotoğraf: Özgün Ekim Baran Türker


Editörden