Dayanışmaya çağrı olması gereken bir son
‘Filmin başındaki yaratıcılık, şehirlerin yer değiştirmesi, zaman algısının kayması filmi dayanışmaya ve bir aradalığa çağrı yapan bir yere götüremez miydi?’

Küçükçekmece Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği ile izlediğimiz Sarı Zarflar filminin seyir keyfi çok güzeldi. Film boyunca yönetmenin İstanbul gömleğini giymiş bir Hamburg ve Ankara kılığına girmiş bir Berlin fikrini oldukça yaratıcı ve hicivsel buldum. Film bir tiyatro oyunu ile başlıyor; sahne çıkışı başrol Derya ve tiyatro yazarı Aziz’in birbirlerini tebrik edemeyişlerinden aralarındaki mesafeyi ve soğukluğu anlıyoruz.

Derya ve Aziz’in, barış bildirgesi nedeniyle meslekten ihraç edilecekleri, Derya’nın devlet tiyatrosundan, Aziz’in akademiden atılacağı, hayatlarını kökten değiştirecek bir sürecin başlangıcını görüyoruz. Ankara'dan (Berlin) taşınmak zorunda kalıp İstanbul'a (Hamburg) ailelerinin yanına döndükleri ve geçmiş aile yaşantılarının çatışmalarını görüyoruz. Barış Akademisyenleri sürecinde çiftimizin hayata tutunmak için aldığı kararları izliyoruz.

Film boyunca iki karakterin kararları, hataları ve tercihleri konusunda ikisine de hak verirken buluyoruz kendimizi. Filmin çıkışında dernekteki kadınlarla konuştuğumuzda Derya karakterine karşı büyük bir sempati oluştuğunu fark ediyoruz. İdeolojik olarak ayrıştığı için daha önce hiç televizyon işi yapmamış, devlet tiyatrolarında tanınmış bir sanatçı olan Derya'nın, eşinden habersiz bir şekilde bir televizyon dizisi için görüştüğünü görüyoruz. Aziz, meslekten ihraç edilen akademisyen olarak taksicilik yaparak para kazanmaya çalışıyor. İstanbul'a gelince yazmaya başladığı oyununu arkadaşlarının tiyatrosuna getirerek kolektif bir dayanışma sahnesi kurmaya katılıyor. Ama Derya'nın ikna olmadığını daha ilk provada anlayabiliyoruz. Aziz, yaşadığı adaletsizlik sürecinden dayanışma ile çıkmaya çalışırken; Derya ise yaşadığı yalnızlıkla tek başına karar alarak kanalda çalışmaya başlıyor.

Derya, bir kadın olarak aile içinde değersizleştirilmeyi yakından tanıyor. Aziz, ise bu kadar büyük bir aşağılanmayla belki ilk defa karşılaşıyor. Bu da ikisinin aldığı kararları farklılaştırıyor. Derya’nın kanalda çalışma kararı onun için bir kaçış veya ideolojik uzaklaşma mı yoksa hayatta kalma refleksi mi? Yönetmen maalesef bunu bir kaçış olarak göstermeyi tercih etmiş. Oysa piyasa şartlarında TV kanalında çalışmak zorunda olması, onun dayanışmadan ve kendi ideolojisinden uzaklaşmak zorunda kalması anlamına gelmemeli! O zaman bu sistem içinde hayatta kalmak için çalışan herkesi "bu sisteme hizmet ediyor" diye yargılamamız gerekir.

Bu süreçte iki karakterin de ne kendi aralarında ne de meslektaşlarıyla bir dayanışma içinde olduğunu göremiyoruz. Karakterlerin bu süreçte ne yapacaklarını bilmeyişlerinin ve farklı yerlere savruluşlarının sebebi, bu süreçten önce de örgütlü olmayışları olabilir mi? Peki, gerçekten yaşanan suçlamalar, sistemin yarattığı çelişkiler ve kaygılar çiftlerin birbirinden daha da uzaklaşmasına mı sebep olur; yoksa haksızlıklar insanları bir araya getirip dayanışmaya mı sevk eder?

Filmin sonunda iki karakterin başka hayatlar yaşadıklarını görüyoruz. Ancak maalesef film bize dayanışmaya işaret eden bir son vermiyor. Filmin başındaki yaratıcılık, şehirlerin yer değiştirmesi, zaman algısının kayması filmi dayanışmaya ve bir aradalığa çağrı yapan bir yere götüremez miydi?

Fotoğraf: Fragmandan ekran alıntısı

İlgili haberler
Barış akademisyeni Nükhet Sirman yaptığı bir araştırma gerekçe gösterilerek gözaltına alındı

Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Nükhet Sirman, yürüttüğü saha araştırması kapsamında yaptığı bir görüşmeyle ilgili İstanbul'da gözaltına alınıp Mersin'e götürüldü.

Barış istemekten vazgeçmeyeceğiz

Ankara Kadın Platformundan kadınlar savaşın kadınlar için ne anlama geldiğini anlatıyor ve tüm kadınları barış için birlik olamaya çağırıyor.

Barış Akademisyeni Prof. Dr. Şemsa Özar yaşamını yitirdi

Boğaziçi Üniversitesi’nden emekli iktisatçı Prof. Dr. Şemsa Özar yaşamını yitirdi. Kadın emeği çalışmaları ve barış imzacılığıyla tanınan Özar, çarşamba günü İzmir’de son yolculuğuna uğurlanacak.


Editörden