Kocaeli’de yoksulluk anketinin gösterdikleri: Bir araya geldikçe korku azalıyor, dayanışma büyüyor
Sohbet ederken kadınların ruh halleri de değişiyordu. ‘Elimizden bir şey gelmez’ düşüncesi ve korku yan yana geldiğimizde, yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördüğümüzde yerini dayanışmaya bırakıyordu.

Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği olarak, derinleşen yoksulluğun kadınlar üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak üzere Ekmek ve Gül’ün hazırladığı anket çalışmasını gerçekleştirdik. Okul bahçesinde çocuğunu almaya gelen, işten çıkıp evine giden, kapısının önünde komşularıyla oturan kadınlarla bir araya geldik. Sohbet eşliğinde yaptığımız anket çalışmamız, kadınların yaşadıkları zorlukları bizimle paylaşmalarını sağladı.

Kadınlar isyan etmekten çekinmiyor

Körfez ilçesinde, evlerde buluştuğumuz kadınlar, giderek zorlaşan ekonomik koşulların onları çalışma hayatının bir parçası haline getirdiğini anlattılar. Çalışmaktan normal koşullarda memnun olacaklarını fakat hem evde hem işte çok yorulduklarını, çalışmalarına rağmen evdeki bütün işleri yine kendilerinin yaptıklarını anlattılar. Sosyal hayatlarının olmadığını, evden işe işten eve gittiklerini, aile içinde bile kaliteli zaman geçiremediklerini söylediler. Her şeyin ucuzunu kovalayan, ne yemek yapacağını düşünen, çocuğunu okula hazırlayan ve tüm bunları sağlayabilmek için aynı zamanda çalışmak zorunda olanlar onlardı. Ucuz gıdalara yöneldiklerini, evlerine az da olsa et girdiğini fakat sadece çocuklarına yedirebildiklerini anlattılar.

İzmit’in mahallelerinden birinde cemevi bahçesinde bir araya geldiğimiz kadınlar ise yine benzer şeyler söylediler. Hepsi en temel ihtiyaçlarından vazgeçtiklerini söylediler. Geçinmekte giderek daha çok zorlandıklarını, kira ve faturalarını ödeyebilmek için birçok ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını anlattılar. Eskiden yoksullaşma üzerine sohbet ettiğimiz kadınların artık daha öfkeli ve tam olarak ne yaşadıklarını gizlemeden anlattıklarını gördük.

Aynı mahallede okul bahçesinde, kapısının önünde, yolda anket yaptığımız kadınlar, konuşmaktan ve isyan etmekten çekinmiyordu. Hemen hepsi borçları olduğunu, kredi kartı kullandıkları için ay sonunu borçlu bitirdiklerini söyledi.

Kreş ve bakımevi en acil taleplerden

Yoksullaşma yüzünden güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını anlattı kadınlar. Mahallelerde ve iş yerlerinde 7/24 hizmet veren kamu kreşleri, hasta ve yaşlı bakımevleri acil talepleri arasındaydı. Kadınların üçte biri yoksulluğun sebebinin devlet politikaları ve adaletsiz gelir dağılımı olduğunu söyledi.

Korku yerini dayanışma hissine bırakıyor

Geçim sıkıntısının, evde tartışmalara neden olduğunu; stres, kaygı, kendini güvende hissetmeme halinin en çok hissettikleri duygular olduğunu söylediler. Tüm bu yaşadıklarının çözümünün ne olduğunu hem yazarak hem de bizimle konuşarak ifade eden kadınlarda genel olarak umutsuzluk öne çıkıyordu. Ancak sohbet ederken kadınların ruh halleri de değişiyordu. "Elimizden bir şey gelmez" düşüncesi ve korku yan yana geldiğimizde, yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördüğümüzde yerini dayanışmaya bırakıyordu. Evde, okulda, iş yerinde yoksullaşmayı en çok hissedenler olarak ev içi şiddet, güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmak, tencerede ne kaynayacağından çocuğunun beslenme çantasına ne koyulacağı derdi kadınların öfkesini büyütüp cesaretini örgütlüyordu.

Fotoğraf: Canva pro yapay zeka

İlgili haberler
Türkiye'de kadına yönelik şiddet araştırması: Kadınlar en çok aile içinde şiddete uğruyor

TÜİK’in yayımladığı sınırlı veriler, kadınların en çok evli oldukları, boşandıkları ya da birlikte oldukları erkekler ile ailelerinden şiddet gördüğünü ortaya koyuyor.

Ekmek ve Gül Türkiye'de kadın yoksulluğu araştırmasını açıklıyor

Ekmek ve Gül olarak 2 bin 800 kadınla yaptığımız 'Türkiye'de kadın yoksulluğu panoraması' araştırmasının sonuçlarını kadınlarla birlikte değerlendiriyor, mücadeleyi büyütmenin yollarını arıyoruz!

Ekmek ve Gül Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması Araştırması: Kadınlar kaygı, borç ve açlık kıskacında

Ekmek ve Gül'ün 15 ilde 2 bin 800 kadınla yaptığı araştırma kadın yoksulluğunun, toplumsal üretim ilişkilerinin gündelik yaşama yansımalarıyla birlikte ele alınması gerektiğinin altını çiziyor.


Editörden