Gülistan Doku soruşturması her gün yeni bir gelişme ile ilerlerken nisan ayının temel gündemlerinden biri oldu diyebiliriz. Dönemin valisinin tutuklandığı dosya, genç bir kadına yapılanların üstünün devletin tüm olanakları ile nasıl kapatıldığını ortaya serdi.
Yıllar önce Mecliste yapılan konuşmalar, tutanaklar ortaya koyuyor her şeyi. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 27 Mayıs 2021 tarihli komisyon toplantısında; “Gülistan Doku meselesinde bana bir soru sorulursa veya burada bize sorulursa, biz haksızlıkla karşılaşmış oluruz... Yani bu konu bizim takibimizde bir iş de onun için arkadaşlar, bu konuyu PKK, HDP siyasallaştırmaya çalıştı. Bu siyaset meselesi değildir” derken, 2022 yılında bu konuda verilen bir soru önergesine “Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğunun anlaşıldığını” belirtmiş. O nedenle bir kendini bilmez valinin hataları değil söz konusu olan. Bizzat İçişleri Bakanı ve tüm AKP teşkilatı tarafından ortaklaşa bir çabayla sorumlular korunmuş. Bu koruma soruşturmayı da engellemiş ve dosyanın kapanması sağlanmış.
Adalet Bakanı Akın Gürlek 2025 yılında ortaya çıkan gizli tanık beyanları ile yeni delillere ulaşıldığını iddia etse de dosyada çok sayıda delilin var olduğunu hepimiz anlamış durumdayız.
‘Türkiye Başsavcılığı’
Bakan “Gülistan Doku soruşturması gibi toplum vicdanında derin iz bırakan faili meçhul olayların aydınlatılması için bu alanda kurumsal kapasitemizi güçlendiriyoruz” diyerek, bakanlık bünyesinde oluşturulan yedi yeni daire başkanlığını duyurdu. Hukukçular tarafından ciddi endişelerle karşılanan bu yeni yapılanma “Türkiye Başsavcılığı” olarak isimlendirilirken, savcılıklara müdahale eder tarzda kurulan birimler ile gücü merkezde toplamak istendiği ve adaletin bu biçimde sağlanamayacağı ifade ediliyor.
Şimdi daha net anlıyoruz ki Gülistan’ın dosyası yeni deliller ortaya çıktığı için yeniden açılmadı. Deliller dosyada vardı, şimdi birileri “bakın artık” dedi. Merkeze alınmış vali, onu koruyan Bakanın olmadığı bir ortamda harcanabilir görüldü anlaşılan. Kadınların, yakınlarının ısrarla takip ederek gündemde tuttuğu bu dosya üzerinden “Bu ülkede artık adalet var” denilmesi uygun bulundu.
Rabia Naz, Nadira, Yeldana...
Adalet kadınların mücadelesiyle gelecek
Oysa Gülistan Doku dosyası istisnai bir durum içermiyor. Suçla ilişkilendirilmiş, suça ilişkin haklarında çok somut veriler olan kamu görevlileri ve her düzeyden yöneticileri korunup kollandı bu ülkede. Durumu daha iyi anlamak için Gülistan’ın dosyası ile birlikte Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından ismi zikredilen diğer dosyalara bakalım birlikte.
• Rabia Naz Vatan’ın ölümüne ilişkin babasının mücadelesi dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin kalkan olduğu bir sürece dönüştü. Canikli’nin şikayeti üzerine baba Şaban Vatan cezaevinde yattı. Olayı takip eden gazeteci Metin Cihan aldığı tehditler nedeniyle ülkeyi terk etmek durumunda kaldı. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, baba Şaban Vatan’ın iddialarının yersiz olduğunu açıkladı.
• Nadira Kadirova, bakıcı olarak çalıştığı AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın Ankara'daki evinde, 23 Eylül akşamı yaşamını yitirdi. “İntihar etti” denildi ve birçok çelişki olmasına karşın dosya kapatıldı.
• Elazığ’da 28 Mart 2019’da evinde ölü bulunan Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Yeldana Kaharman’ın ölümünde Mehmet Ağar’ın AKP’li milletvekili oğlu Tolga Ağar’ın adı geçti ve ilgili haberlere erişim engeli getirildi. Bu ölüm de kayıtlara intihar olarak geçti.
• Önceki dönem Kızılay Başkanlarından Kerem Kınık'ın kızı Fatıma Zehra Kınık Demir’in bir kişinin ölümüne ve üç kişinin yaralanmasına neden olduğu kazada yargının tutumu çok tartışıldı.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, depremden etkilenen 11 ilde 2 bin 673 kişi hakkında ceza davası açıldı. Bu rakam, müteahhitler, inşaat mühendisleri, fenni mesuller, yapı sahipleri ve bazı kamu görevlilerini kapsıyor, ancak kamu görevlileri hakkında ciddi ve etkili bir soruşturma söz konusu değil.
İş cinayeti dosyalarında, önlem almayan işletmeleri denetlemeyen kamu görevlileri sorumlu tutulmadı. 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma’da kamu görevlilerinin yargılandığı dosyada, zaman aşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verildi.
Soma Holding CEO'su ölen madenci başına yaklaşık 6 gün hapis yatarak 2019 yılında tahliye edildi. Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan davanın başlarında tutuklandı, daha sonraki süreçte beraat etti.
Özellikle kadınlara karşı işlenen suçlarda büyük bir pervasızlık olduğuna ayrıca dikkat çekmeli. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketine boşanmaların hızlanmasına ilişkin düzenlenmenin ekleneceğini, nafaka konusunda da düzenlenme yapmak için ayrıca çalıştıklarını ifade ediyor. Aile yılı ilan eden, boşanmaları engellemeyi kendisine düstur edinmiş bir iktidarın uzun süren boşanma davalarını dert etmesinin nedeni erkekler istediğinde boşanmaların kolayca gerçekleşmesi arzusundan. Çekişmeli boşanma davalarından nafaka, tazminat gibi ekonomik hakların ayrılması kadınların devlet eliyle yoksulluğa ve geleceksizliğe terk edilmesi anlamına gelecek.
Gülistan ve bu ülkedeki birçok kadının başına gelenler münferit değil. “Gülistan nerede?” sorusunu bıkıp usanmadan dillendiren kadınlar ve Gülistan’ın yakınları sayesinde bu dosya altı yıl sonra yeniden gündeme geldi. Sistemin kendisine ilişkin sorun söz konusu iken kamuoyunun gündeminde olan dosyalardan birkaçı seçilerek itibar ve prestij kazanma çabalarına ilişkin adımlar atıldığını görüyor, biliyoruz ve anlıyoruz.
Adalet bekleyen çok dosya var, dosyası kapatılan çok kadın... Kadınlar adalet demeye devam edecek, çünkü kamuoyunun gündeminde olsun olmasın eksiksiz, tıkır tıkır işleyen bir adalet mekanizmasına ihtiyaç var. Adalet birilerinin kadınlara yüce gönüllükle bahşedeceği bir şey değil, olması gereken sadece. Kadınların mücadelesi devam ediyor ve görüyoruz ki mücadele belirliyor bir şekilde gündemi.
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
Ekmek ve Gül dergisi Mayıs 2026 sayısı
Dergimizin bu sayısı bizi susturmak isteyenlerin karşısında dayanışmayı ve örgütlülüğü çoğaltmanın bir aracı, mücadele ateşini harlayacak bir yelpaze olmayı sürdürüyor.
Zeren Ertaş davası: Cezasızlık düzeni yaşamlarımızı çalıyor!
‘Zeren’in asansörde yaşamını yitirmesi de, bir arkadaşımızın yurtta taciz edilmesi de, hakkını arayan öğrencinin soruşturmalarla yıldırılması da aynı politikanın ürünüdür.’
Kayıp kızlardan kayıp kadınlara: Dersim’de travma sürekliliği ve bellek
'Dersim’de kadınlar bütün kayıplarımız için, mezar hakkı için adalet talep etmektedir. Anılarına saygılarımla...'
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























