Küçükçekmece’de Atatürk Mahallesi’nin sokaklarını arşınlarken bir tekstil atölyesinin kapısından içeri giriyoruz. İçeride, gündelik hayatın görünmeyen yükünü omuzlayan kadınlar var. Parça başı iş yapan bu kadınlarla yoksulluk, geçim derdi ve çalışma koşulları üzerine konuşuyoruz.
‘Kendimden kısıp onlara yetmeye çalışıyorum’
Atölyede karşılaştığımız 65 yaşındaki Neriman, aslında dinlenmesi gereken bir yaşta hâlâ çalışmak zorunda kalan kadınlardan biri. Eşi emekli ve hasta. Oğlu çalışsa da kalabalık bir hanede sürdürdükleri yaşam mücadelesi giderek ağırlaşıyor.
“Evde yedi kişiyiz” diyor ve devam ediyor: “Dördü çocuk, okula gidiyor. Gelir belli ama gider çok. Torunlarım bir şey istediğinde kendimizden kısıyoruz. Bazen pazardan bir kilo meyve alıyorum, çocuklara yetmiyor. Büyükler yemiyor çocuklar yesin diye.” Sofrada eksilen çoğu zaman onun payı oluyor: “Torunum ‘Babaanne sen yedin mi?’ diye soruyor. ‘Yedim’ diyorum ama yememişim. Kendimden kısıp onlara yetmeye çalışıyorum. Ayda bir, iki defa et alabiliyoruz. Sütü de ancak okul beslenmesine koyabiliyoruz. Sebze meyve hak getire.”
Parça başı işin düzensizliği de ayrı bir sorun. İş olduğunda kazanıyor, olmadığında ise hiçbir geliri yok: “100 parça iş yaparsam 100 lira alıyorum. Her gün iş olmuyor. Olmadığında elimiz kolumuz bağlı kalıyor.”
Devlet sadece kitap veriyor kalanını bizden istiyor
Atölyede konuştuğumuz bir diğer kadın ise Sevda. İki çocuk annesi olan Sevda, asgari ücretle çalışan eşiyle birlikte geçim mücadelesi veriyor. Kirada oturdukları evin koşulları, hayatlarını doğrudan etkiliyor: “15 bin lira kira ödüyoruz. Ev çok küçük, giriş kat. Çamaşır bile kurutmak sorun. Dışarı assam çalınıyor, içeride kurumuyor.”
Sevda’nın en büyük yüklerinden biri de çocuklarının eğitim masrafları: “Devlet sadece kitapları veriyor. Onun dışında her şey bizden isteniyor. Kayıt parası verdim. Temizlik parası, sabun parası... Vermeyince çocuklara kötü davranıldığını hissediyorsun. Mecburen veriyoruz.”
Parça başı iş ise onun için bir tercih değil zorunluluk: “Burada sürekli iş yok ama olduğunda gelmek zorundayım. Günlük kazandığımız parayla çocukların okul ihtiyaçlarını, mutfak masraflarını karşılamaya çalışıyoruz. Burası olmasa sadece eşimin maaşıyla geçinmemiz imkansız.”
Küçükçekmece’deki bu küçük atölye, aslında büyük bir gerçeğin yansıması. Emekli olup dinlenmesi gerekenlerin çalışmak zorunda kaldığı, çocukların ihtiyaçlarının ebeveynlerin temel ihtiyaçlarının önüne geçtiği ve kadınların emeğiyle ayakta duran bir hayat...
Fotoğraf: DHA
İlgili haberler
Kocaeli’de yoksulluk anketinin gösterdikleri: Bir araya geldikçe korku azalıyor, dayanışma büyüyor
Sohbet ederken kadınların ruh halleri de değişiyordu. ‘Elimizden bir şey gelmez’ düşüncesi ve korku yan yana geldiğimizde, yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördüğümüzde yerini dayanışmaya bırakıyordu.
Kadın yoksulluğunu görünür kılmak
Yoksulluk çoğu zaman hane geliri, asgari ücret, açlık sınırı ya da enflasyon rakamları üzerinden tartışılıyor. Oysa bu rakamların evin içinde ya da iş yerinde nasıl yaşandığını en çok kadınlar biliyor
Ekmek ve Gül dergisi Mayıs 2026 sayısı
Dergimizin bu sayısı bizi susturmak isteyenlerin karşısında dayanışmayı ve örgütlülüğü çoğaltmanın bir aracı, mücadele ateşini harlayacak bir yelpaze olmayı sürdürüyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























