DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül dergisi Kasım 2026 sayısı

Mirabel Kardeşler’den bugüne değişmeyen bir gerçek var: Kadınların yaşam hakkını ve eşitliğini hedef alan hiçbir baskı mücadeleyi sona erdiremedi.

25 Kasım 1960’tan 2026’ya bitmeyen mücadele

25 Kasım, yalnızca katledilen kadınları anma günü değil; onların yarım bırakılan mücadelesini sürdürme, şiddetin ve eşitsizliğin kaynağı olan düzene karşı birlikte mücadele etme günüdür.

Güvende olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu

‘Güven, yalnızca birilerinin bize sağlayacağı bir his değil; haklarımızı birlikte savunabildiğimiz, sözümüzün karşılık bulduğu, birbirimizin arkasında durabildiğimiz koşullarda yeniden kurabileceğimiz

Dosya: Kadınları kuşatan karanlık: Saray oligarşisi

Dergimizin bu sayısı; grev kırıcılığına, tacize ve cezasızlığa direnen kadın işçilerin karşısındaki fon vurguncularının gerçekliğini ortaya seriyor.

Saray oligarşisine fon kıyağı, kadınlara kesintisiz yoksulluk

Bir avuç sermaye grubuna, iktidar çevrelerine aktarılan her kaynağın, aslında kadınların temel talepleri ya da eşit yaşam hakkı için kullanılmayan kamusal kaynaklar olduğu bir gerçek.

Bir dava dosyası bize ne anlatır?

Patron Ahmet Aslansoy'un cinsel saldırısına uğrayan işçi kadına "itibarı zedeleme" soruşturması açıldı. Sanık patron polis koridorunda korunurken, kadın işçinin kararlı mücadelesi simge oluyor.

Saray düzeninde örgütlenme: Temel Conta, Digel ve Smart Solar örnekleri

Temel Conta, Digel ve Smart Solar deneyimleri, kadın işçilerin yalnızca patronla değil; saray düzeniyle mücadele ettiğini, direnişin en önünde yer aldığını belgeliyor.

Görmeyelim, duymayalım, konuşmayalım

Sansür mekanizmasından en çok etkilenen yine kadınlar oldu. Zira uzun yıllardır kadınlar ancak ses çıkardığında cinayet failleri yakalanabiliyordu.

Aydınlık yarınlar için tek güvencemiz mücadelemiz

Ancak şunu bilmeliyiz ki biz direnmezsek, mücadele etmezsek, bir kurtarıcı beklersek delip geçemeyiz bu karanlığı. Bu yüzden de yan yana gelmenin koşullarını yaratmak için adımlar atmalıyız.

Avrupa’da yayılan eylemler ve Trump hezimeti: ‘Öldü’ dediğiniz işçi sınıfı kabusunuz olmaya devam ediyor

Avrupa sokaklarından ABD seçimlerine uzanan mücadeleler, kadınların ve işçi sınıfının sağ siyasete ve sermayeye karşı yükselen itirazını görünür kılıyor.

Kadınlar COP31’den mor yeşil kamucu dönüşüm bekleyebilir mi?

COP31’in yeşil ve mor dönüşüm vaatleri, sermayenin doğayı ve emeği sömürmeye dayalı yapısını sorgulamadıkça eşitsizlikleri ortadan kaldıramaz. Zira gerçek dönüşüm, sermayeye karşı mücadeleden geçiyor.

Halktan kaçırılan bütçeden kadınların alacakları var

Bu sayfanın ulaştığı her kadının da bütçeden talebini yazması için sayfamızda bir alan bırakıyoruz...

Selden sonra işçi kadınların vücudunda yaralar oluştu: ‘Çeşme suyundan nasıl makine yağı geliyor?’

‘Sen burada ölsen bile ses çıkaramazsın’ diyorlar. Bu durum hepimizi korkutuyor. En ufak bir ses çıkardığımızda bizi işimizle tehdit ediyorlar.’

Suzan’ın hikâyesi: Bir ömür boyu katlanmak zorunda değiliz

Suzan’ın hikâyesi, kadınların evlilik içinde maruz kaldığı görünmez şiddeti ve boşanmak istediklerinde karşılaştıkları baskıları anlatıyor.

Şiddet sadece evin içinde değil, iş yerlerinde de

Kadın işçiler fabrikalarda yalnızca ağır koşullarla değil; hakaret, aşağılama, baskı ve ayrımcılıkla da mücadele ediyor.

Birbirimizin hikayesinde ortak mücadelemiz var

Şık Makas direnişiyle bir araya gelen kadınlar, Tokat Ekmek ve Gül Grubu’nda deneyimlerini paylaşarak farklılıklarını dayanışmaya, ortak sorunlarını birlikte mücadeleye dönüştürüyor.

‘Rastlantısal yaşıyoruz’

Mehmet Akif Mahallesi’nde Meryem ve Sevda’yla konuştuk; bitmeyen geçim derdini, güvensiz evleri, çalışma hayatının yükünü ve geleceğe dair kaygılarını dinledik.

Dayanışma elini uzatma sırası bende

‘Biliyorum ki kadınlar birbirine sahip çıktığında, yalnız olmadıklarını gördüğünde daha güçlü oluyor.’

‘20 Kasım’da Başak Gürkan için adalet talebimize ses ver’

‘Herkesi 20 Kasım 2026 tarihinde görülecek duruşmaya katılmaya, Başak'ın ailesinin yanında olmaya ve adalet talebimize ses vermeye davet ediyorum.’

‘35 yıldır güvendiğim mahallemde artık korkuyorum’

'Bizi yalnızlaştıran düzene karşı birbirimizin sesini duymak, birbirimize sahip çıkmak ve birlikte mücadele etmek zorundayız. Biz sadaka değil hak, vaat değil güvence, teselli değil adalet istiyoruz'

Editörden