Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yoğun yağışlar nedeniyle yoksul emekçi mahallelerinde evleri ve iş yerlerini sel bastı. İnsanlar servislerde ve iş yerlerinde mahsur kaldı. Kimi mahallelerde evleri su bastı ve insanlar mağdur oldu.
Biz de Mehmet Akif Mahallesi’nde ikamet eden Meryem ve Sevda ile atölyelerinde, öğle molalarında bir araya gelerek yoğun yağışların kadınları nasıl etkilediğini, yaşamlarının hangi alanlarında kendilerini güvende hissettiklerini sorduk.
Başka ülkelerde yaşıyor gibiyiz
Sohbete başladığımız Meryem, “Ev iş arasında mekik dokuyoruz. Sabah çocukları hazırlayıp okula gönderiyoruz, ardından koştur koştur işe gidiyoruz. Akşam işten çıkıp koştur koştur eve geliyoruz. Yemek, çocukların dersi, evi topla. Sonra tekrar aynı döngü. Bütün bir haftamız böyle geçiyor. Ne sosyalleşebiliyoruz ne de memleketten haberimiz oluyor. Ancak yaşamımıza değiyorsa, iş yerinden biri duymuş ve konusunu açmışsa haberdar oluyoruz yaşananlardan. Çocuklar, ev, iş kendimize ancak uyurken vakit ayırabiliyoruz” diyor.
Geleceğe dair umutsuz olduğunu belirten Meryem, “İş kazaları oluyor, kadın cinayetleri yaşanıyor. En güvenli dediğimiz okullarda bile çocuklarımız güvende değil. Kendi çocuğumuz annesiz kalmasın diye bütün bu yaşananları seyrediyoruz” ifadelerini kullanarak devlete karşı güveninin de sarsıldığını söylüyor: “Ülkeyi yönetenler bizimle alay ediyorlar. Onlar başka bir Türkiye’de yaşıyorlar, biz başka bir Türkiye.”
‘Kocamın yoksulluktan ölmesini istemiyorum’
Sohbetimize devam ettiğimiz Sevda’ya, “Kendinizi güvende hissediyor musunuz? Son yaşadığımız sel baskınları ve yoğun yağışlar sizi nasıl etkiledi?” diye sorduğumuzda, “Rastlantısal yaşıyoruz hayatı” diye yanıt veren Sevda, şöyle devam ediyor:
“Bizim binanın yanındaki bina kentsel dönüşüm nedeniyle yıkıldı. Bizim binada yalıtım olmadığı için beşinci katta oturmama rağmen yatak odamı, banyomu, tuvaletimi su bastı. Her yer rutubet içinde. Hiçbir konuda kendimi güvende hissetmiyorum. Tükenmiş hissediyorum çünkü her yerden sıkışmış durumdayız.”
Sevda, güvenli evlerde korkmadan insanca yaşamak istediğini belirterek, “34 yıldır çalışıyorum ama hâlâ açız, yoksuluz, sürekli borçla yaşıyoruz. Kiramı, faturalarımı ödeyemiyorum. Ben neden devlete, belediyeye yardım için başvurmak zorunda kalayım? Onlar memleketin halini görmüyor mu?” diyor. Üç yıldır yardım başvurusu yaptığını ve sadece bu yıl 5 bin liralık bir çocuk yardımı alabildiğini belirten Sevda, eşinin hasta olduğu için çalışamadığını, kendisinin ise sigortasız çalıştığını söylüyor. Yoksulluğun sağlık hakkına erişimlerini de kısıtladığını belirten Sevda, “Eşim ameliyat sırası bekliyor, sıra bile alamıyor. Kocamın yoksulluktan ölmesini istemiyorum” diyor.
Sevda, bütün bu zorlukların içinde dayanışmanın önemini de vurguluyor: “Biz yoksullar çoğunluğuz, her şeyi yapabiliriz. Dağ bile devirebiliriz. Yeter ki birlik olmayı başarabilelim. Bir parmağı kullanarak iş yapmak var, bir de bütün parmaklarını kullanarak iş yapmak var. Ancak bizler yan yana gelip değiştirme inancını yitirdik, yitirmeye devam ediyoruz. Korku, endişe ve kaygı bizlerin bir araya gelmesini engelliyor.”
Fotoğraf: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















