Kasım ayı boyunca 2027 yılında sağlığa erişimimizden çocuklara beslenme verilip verilmeyeceğine, HPV aşısının ücretsiz olup olmayacağından silahlanmaya ne kadar para ayrılacağına dair her şeyi belirleyecek bütçe teklifi Mecliste görüşülecek. Kapalı kapılar ardında görüşülen bütçe teklifleri ise halkın gündeminden uzak tutulmak isteniyor. Oysa bu bütçe her bir kadının, her bir çocuğun, her bir emekçinin gününü nasıl geçireceğinin belirleyicisi. Çocuk işçiliğin önlenmesine para ayrılmazken MESEM’e ayrılması, Sanayi Bakanlığı bütçesinde sadece sermayeye ayrılacak teşvik konuşulurken işyerlerinde kötü çalışma koşullarında çalıştırılan işçilerin konuşulmaması, işsizlik fonunun güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırmak için ayrılması... Bu çok net gösteriyor ki bu bütçeden ne istediğimizi daha yüksek sesle söylemedikçe önümüzdeki yılı emekçilerin çok zor, sermayedarların ise kaymak gibi geçirmesi planlanıyor.
O yüzden kadınlar bütçeden ne istediklerini, bugün yaşadıkları sorunları, öfkelerini Ekmek ve Gül için kaleme aldı.
Bu sayfanın ulaştığı her kadının da bütçeden talebini yazması için sayfamızda bir alan bırakıyoruz...
Söz sizin.
Çocuklarımız işe değil okula gitsin istiyoruz
Tuğba
Malatya
17 senedir pek çok fabrikada çalışmış 56 yaşında bir tekstil işçisiyim. Çalışmaya da devam ediyorum ancak patrona kalsa ilk fırsatta kapıya koyacak. Son yıllarda sözüm ona tekstilde daralma ve kriz var, faturasını bizim üzerimize yıkmaya çalışıyorlar. Çok değil iki hafta önce patron işletmeye gelerek asgari ücrete fazla zam yapılırsa işten çıkarma yapacağını söyledi. Daha zam tartışması ne işçiler ne bütçe komisyonlarında yapılmadan patrondan göz dağı geldi. Ama kötü çalışma koşulları, uzun saatler süren mesailerin lafı bile geçmiyor.
4 çocuk okutuyorum, kimse bu çocuklar nasıl okula gidiyor ne yiyor ne içiyor demiyor. Okul masraflarını geçtim, toplum içinde çocuklarımın eksikliklerinden ötürü nasıl mahzun kaldıkları aklıma geldikçe istemsizce ağlıyorum. Onu bile saklamaya çalışıyoruz, yoksul olmak ayıpmış gibi. “Ayıp değil mi şiddet görünce gelip bunu anlatıyorsun? Ayıp değil mi neden kocanın maaşı yetmiyor diyorsun? Neden yetinmiyorsun üç beş kuruşla? O zaman dayağı kocandan küfrü patrondan asık suratı evladından görürsün!”
Asıl ayıp olanları söyleyeyim. Hırsızlık, devlet kasasını boşaltmak, garibanın hakkını yemek mesela. Çocuklarının ihtiyacını alamayacak duruma düşürülmek ayıp. Parasızlık, kocandan geçim sıkıntısının yarattığı şiddeti görmek ayıp olan.
25 Kasım’a giderken ne istiyorsun diye sordular. Ne diyeyim, adımın işçi ya da kadın cinayeti listelerinde geçmemesini. Çocukların ve kadınların her defasında hedef tahtasında olmamasını. Artık psikolojimizi bozan ekonomik sıkıntıların giderilmesini, borca girmeden yaşayabilmeyi, istediğim gibi alışveriş yapmayı. Çocukların işe değil okula gitmesini, hastaların sağlığa ulaşabilmesini. Koşulların düzelmesi için siyasetçilerin artık kendine çeki düzen vermesi lazım.
***
Hayatta kalmak için değil insanca bir yaşam için bütçe
Sıdıka
Malatya
Ömrünün üçte birini tekstil fabrikalarında geçirmiş 45 yaşında bir kız kardeşiniz olarak yazıyorum. Bu sektörde geçim derdinin ve işsizlik krizinin en çok yaşandığı bir döneme şahitlik ediyorum. Hatırladığım kadarıyla geçmiş yıllarda bir asgari ücretle geçim sağlanabiliyorken şu anda imkansız. Çünkü asgari ücret enflasyon karşısında eridi. Fiyatlar günlük değişiyor, bugün aldığımızı diğer gün aynı fiyattan bulamıyorum. İki çocuğum var, ikisi de hem okula hem de dershaneye gidiyor. Dershane masrafları, yol, okul masrafları, beslenme derken yetişemiyoruz. Beslenme özellikle başlı başına bir stres nedeni. İki kişi çalışmamıza rağmen yetmiyor, yetişmiyor.
Depremin ardından yaşamımız tepetaklak oldu, tek başına geçim kaygısı değil sıfırdan hayat kurmak zorunda kaldık. Kendimi evliliğimin ilk yıllarında gibi hissediyorum, borç içinde ayakta durmaya çalışıyoruz. Ama arada bir fark var: iki çocuğun sorumluluğu. Çocuğunu ayakkabısız bırakamazsın, giyiminden, sağlığından kısamazsın. Sosyal devlet diyorlar ama hani sosyal devlet? Bu ülkede sağlık açığı var, güvenlik açığı var, eğitim açığı var, emek hırsızlığı var. Bir ay boyunca gece gündüz çalıştığımız alın terimizin karşılığı bir kiraya eşit.
Sizin koşullarınız yüzünden kadınlar ve çocuklar güvende değil
Aile politikaları adı altında her gün önümüze haberler çıkıyor bir yandan üç çocuk yapın baskıları bir yandan ailem güvende kapsamında gözaltılar. Hangi güvenden bahsediyorsunuz? Asıl sizin yarattığınız koşullar yüzünden kadınlar ve çocuklar güvende değil.
Ama artık yalnızca yaşadığım sorunları anlatmak değil, nasıl bir hayat istediğimizi de söylemek istiyorum. İnsanca yaşayabileceğimiz, insan onuruna yaraşan bir ücret, ücretsiz sağlık, eğitim ve kreş istiyoruz. Ücretlerin yoksulluk sınırının üzerine çekilmesini, çalışma koşullarının iyileşmesini istiyorum. Çalışma hayatında koşulların eşit haklarla, eşit ücretle olmasını istiyoruz. Kadınların güvende olduğu bir yaşam, kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetleri karşısında ağırlaştırılmış caydırıcı cezaların uygulanmasını istiyorum. Yalnızca hayatta kalmak değil, çocuklarımızla birlikte insanca yaşamak istiyoruz.
***
Kadınların ihtiyacı lütuf değil hak
Adana’dan kadınlar bütçeden taleplerini Ekmek ve Gül’e anlattılar.
Ücretsiz kreş haktır
Büşra: “Boşanmış bir kadınım ve ilkokula giden bir kız çocuğum var. Şartlarım uygun olmadığı için ücretsiz kreş istiyorum. Ben işe giderken çocuğuma bakacak kimseyi bulamıyorum. Aldığım ücret ancak geçinmemize, kiramıza ve çocuğumun okul ihtiyaçlarının bir kısmına yetiyor. Bakıcı tutacak gücüm yok, hiç kimseden de destek göremiyorum. Genç kadınların çalışmasını istiyorsanız ücretsiz kreş hakkımızı hayata geçirin.”
Ulaşım ücretsiz olsun
Huriye Kilis: “Sağlık ve ulaşım hizmetlerinin ücretsiz ve ulaşılabilir olmasını isterdim. Kadınların kendilerine zaman ayırabilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve çeşitli etkinliklere katılabilecekleri ücretsiz sosyal yaşam merkezleri de açılsın.”
Güvenceli istihdam, ücretsiz barınma ve hukuki yardım
Dilek: “Bir kadın hayatının herhangi bir döneminde dibi görebilir ve böyle bir durumda ayağa kalkması, savaşması erkeklere göre çok daha zor olabilir. Ücretsiz hukuki yardım, barınma ve sağlık hizmetleri kadınlar için çok büyük bir destek olur. Sonrasında istihdama ve eğitime erişebilmesi için yol gösterilmesi, kadının yeniden yeşermesine ve ışığını yaymasına vesile olur.”
Nesligül Sarıkaya: “Benim öncelikli talebim, kadınların ihtiyaç duydukları anda ücretsiz hukuki yardıma ulaşabilmesi.”
Çocuklara 1 öğün ücretsiz sağlıklı yemek
Şükran Gül: “Öncelikle kadınların barınma hakkı güvence altına alınmalı. Çocuklarımızın elinden tutulmalı; eğitim, barınma ve en az bir öğün ücretsiz yemek sağlanmalı. Kadınlara ve çocuklara sahip çıkılması benim için en önde geliyor.”
Müteahhide kaynak var işçilere neden yok?
Market işçisi: “Evde iki kişi çalışıyoruz. İki de küçük çocuğumuz var. Ev kirası benim ücretime bedel, bir asgari ücret oranında… Geçinemiyoruz. İki maaşla geçinemiyorsak sorun bizde değil asgari ücrettedir. Bütçede vergi affına, müteahhide kaynak var ama işçilere neden yok? Asgari ücret çocuk büyüten bir ailenin kirasını da ekmeğini de eğitim masraflarını da karşılayacak seviyeye çekilmeli!
Tasarruf diye kapatılan sokak lambalarını açın
Fatma Koç: “Kadınların hakları son zamanlarda o kadar çok tırpanlanıyor ki taleplerimiz en temel ihtiyaçlar düzeyinde kalıyor. Ben öncelikle kamu tasarrufu gerekçesiyle sokak lambalarının kısıtlanması uygulamasının kaldırılmasını istiyorum. Sokaklar yeniden aydınlık ve kadınlar için daha güvenli hâle getirilsin.”
Özlem Özçelik: “Ben öncelikle sokakların kadınlar için güvenli hâle getirilmesini istiyorum. Eskiden komşularımızla gece de dışarı çıkar, çekirdek çitleyerek yürüyüş yapardık. Şimdi karanlıktan kimin çıkacağı korkusuyla hızlı adımlarla işimizi bitirip eve giriyoruz.”
***
Vergide adalet istiyoruz
Bornova Belediyesinden temizlik işçisi: Belediyede şirket işçisiyim, bekarım, bir çocuğum var ve tek gelirle yaşıyorum. Geçen kış botlarım parçalanmıştı, attım, şimdi kara kara onu düşünüyorum. Hem benim hem çocuğun ihtiyacı var. Kira maaşımın büyük kısmını götürüyor, gerisi yemeğe, faturaya gidiyor. Başka bir ihtiyacı karşılamak borçlanmadan mümkün değil. Ücretlerimiz ihtiyaçlarımızı karşılamıyorsa devlet sorumluluk almalı. Vergilendirmede de vergilerin dağıtımında da adalet istiyoruz.
Barınma en temel hak değil mi? Öyleyse bütçede artan kira oranları dikkate alınarak barınma ödeneği ayrılmalı. Özellikle tek gelirli aileler için bu elzem.
***
Emekli maaşlarına zam
Bayraklı’dan bir kadın: “Dizlerim tutmuyor, pazar uzak. 65 yaş kartım olmasa pazara dahi gidemem yol parası yüzünden… Tek emekli maaşıyla geçiniyoruz. Çocuklar arada destek atıyor. Zamanında iki göz bir oda yapmışız da sokağa atılma derdimiz yok. Yoksa nefes dahi alamayız. Emekli maaşlarına zam istiyoruz.”
Meclisteki Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçe görüşülürken emeklilik ücretlerinin en az asgari ücret düzeyine artırılması için muhalefet partileri tarafından verilen çok sayıda önerge reddedildi.
SİZ DE BÜTÇEDEN TALEPLERİNİZİ YAZIN!
Bu sayfayı otobüs duraklarına, ofisinize, atölyenize, apartman kapınıza yanına bir kalem iliştirip asın bakalım çevrenizdeki kadınlar bütçeden neler talep ediyor... Ya da komşularınızla çay içerken, okul arkadaşlarınızla teneffüste, iş arkadaşlarınızla molada doldurun.
Twitter: ekmekgul08
Instagram: ekmekvegul
Telefon numarası: 533 209 01 78
Mail: [email protected]
İlgili haberler
Güvende olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu
‘Güven, yalnızca birilerinin bize sağlayacağı bir his değil; haklarımızı birlikte savunabildiğimiz, sözümüzün karşılık bulduğu, birbirimizin arkasında durabildiğimiz koşullarda yeniden kurabileceğimiz
Dosya: Kadınları kuşatan karanlık: Saray oligarşisi
Dergimizin bu sayısı; grev kırıcılığına, tacize ve cezasızlığa direnen kadın işçilerin karşısındaki fon vurguncularının gerçekliğini ortaya seriyor.
Saray oligarşisine fon kıyağı, kadınlara kesintisiz yoksulluk
Bir avuç sermaye grubuna, iktidar çevrelerine aktarılan her kaynağın, aslında kadınların temel talepleri ya da eşit yaşam hakkı için kullanılmayan kamusal kaynaklar olduğu bir gerçek.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















