Avrupa’da yayılan eylemler ve Trump hezimeti: ‘Öldü’ dediğiniz işçi sınıfı kabusunuz olmaya devam ediyor
Avrupa sokaklarından ABD seçimlerine uzanan mücadeleler, kadınların ve işçi sınıfının sağ siyasete ve sermayeye karşı yükselen itirazını görünür kılıyor.

Ekim ayı boyunca başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde farklı kesimlerin talepleri için sokağa çıktığına şahit olduk. İspanya’da ve Portekiz’de konut talebi, Fransa’da liselerden başlayan ve tüm ülkeyi saran yoksulluk ve yolsuzluk karşıtı eylemler, İtalya’da ve Yunanistan’da savaş bütçesine “hayır” demek için sokaklara dökülenler, Arnavutluk’ta “Ülkemiz satılık değil” sloganıyla sokaklarda birleşenler ve saymaya devam edebileceğimiz farklı ülkelerde halk sokaklarda mücadeleye sarılıyor. 

Fransa’daki gibi belirli günler genel grev ilan edilerek üretimin ve hayatın durduğu en etkili eylem biçimleri örgütleniyor, Sırbistan örneğinde gördüğümüz gibi yıllarca koltuğundan kımıldamayan cumhurbaşkanı etkili eylemler, kapı kapı gezip örgütlenmeler sonucu koltuğundan oluyor. Son yıllarda aşırı milliyetçi, sağ ve faşist siyasetin pençelerini geçirdiği Avrupa’da onlarca liman işçisinin Filistin için iş bırakması önemli bir tabloya da işaret ediyor. Avrupa’daki eylemlerin en önemli unsurlarından biri de kadınlar. Eylemleri örgütleyen, ön saflarda yer alan özellikle genç kadınlar son süreçte etkili konuşmalarıyla öne çıkıyorlar. Farklı kesimlerin sokaklarda yan yana geldiği Avrupa önümüzdeki sürece dair bazı ihtimallerin de yolunu açıyor. 

Irkçı ve kadın düşmanı propagandaya akıtılan milyonlar 

EPF tarafından yayımlanan ve Avrupa Parlamentosunda sunulan kapsamlı rapora göre, Avrupa’da doğrudan kadın haklarını, kürtajı, cinsel sağlık haklarını ve LGBTİ’leri hedef alan kurumsal aktörlerin harcamaları son yıllarda adeta rekor seviyeye ulaşmış durumda. Avrupa genelinde faaliyet gösteren 275 aşırı milliyetçi ve dinci aktörün, yalnızca 2019-2023 yılları arasında sağ, ırkçı ve faşist kampanyalara harcadığı toplam para 1.18 milyar dolar olarak belgeleniyor. AB içi donörler toplam 1.18 milyar dolarlık fonun yüzde 73'ü Avrupa Birliği içindeki sermayedarlar, vakıflar ve sağcı ağlar tarafından finanse ediliyor. Sağ, ırkçı- faşist propagandaya ayrılan bu kadar bütçe elbet Avrupa’daki farklı kesimlerde belirli karşılık bulmuştur. Özellikle göçmen ve LGBTİ karşıtı argümanların bir yandan toplum, değerler ve ekonomik açmazların sebebi olarak hedef gösterilmesi farklı biçimlerde yaygınlaştırılmış ve rağbet görmüştür. Ancak bugün sokaklara yansıyan hoşnutsuzluk doğrudan sağ siyasetin ortaya serdiği yoksullaşmanın sonucunu da taşıyor. 

Irkçı ve faşist söylemlerle kadınların güvenlik sorununu göçmen ve mültecilere bağlayan argümanlar belirli oranlarda verilerle de çürümeye başlamıştır. Son yıllarda Avrupa’ya göç dalgası azalmış, birçok mülteci ülkesine geri gönderilmiştir. Buna rağmen Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi (EPRS) 2025 Raporu, AB genelinde her üç kadından birinin şiddete maruz kalmaya devam ettiğini ve aşırı sağın sınırları kapatma söyleminin iç boş olduğunu ve kadınların esas kendi yaşadığı evlerde şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Ayrıca sağcı ve muhafazakar blokların yönetimde olduğu veya baskın olduğu ülkelerde, kamu bütçelerinden kadın sığınma evleri ve cinsiyet eşitliği projelerine ayrılan paylar her geçen yıl azalıyor. 

Ekonomik yanlara bakarsak, “ana-vatan” ve geleneksel aile propagandaları, kürtaj tartışmaları ekonomik sonuçların altında nispeten ezilmiş söylemlere dönüşmüş vaziyette. Fransa’da RFLD 2026 raporuna göre, Fransa'nın kadın hakları örgütlerine sağladığı doğrudan yardımlar sadece bir yıl içinde yüzde 71 oranında azalmış durumda. 


Çığ gibi büyüyen savaş sanayi bütçesi

Avrupa genelinde bu kesintilerin ana sebeplerinden biri savaş sanayiye ayrılan bütçe. 2025 ve 2026 yıllarında Avrupa genelinde savunma bütçelerinin gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 5'ine çıkarılması yönündeki küresel baskı, kadın hareketleri tarafından en büyük tehditlerden biri olarak görülüyor. Kadınlar bunun etkisini her geçen gün daha net görüyor. Emperyalist ülkeler ve onlara bağımlı kapitalist ülkeler arasındaki yeni saflaşma ve savaşlar bir yandan Avrupa’yı özellikle Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle etkiliyor ve sermayedarlar bu sürecin kaymağını yiyor. 

Örneğin Fransa 2026 Finans Tasarısı kapsamında, savunma harcamalarını 6,7 milyar Avro artırırken, kadın hakları, sağlık ve eğitimi kapsayan Dayanışma ve Kalkınma bütçesinden 700 milyon Avro yani yüzde 16 kesintiye gitti. Ayrıca çok taraflı sosyal yardımlar 2025'e kıyasla yüzde 42 düşürüldü. 

Kamu harcamalarındaki bu kesintiler nedeniyle kreş bulamayan, çocukların bakımını üstlenmek zorunda kalan Fransız kadınların iş gücüne katılımında düşüşler raporlara yansıyor. Çalışan annelerin yüzde 35'i kreş sorunu nedeniyle çalışma saatlerini düşürmek zorunda kalıyor veya esnek, güvencesiz işlere yönelmek zorunda kalıyor. 

İşte bu yüzden Avrupa’daki sağ propaganda veya son dönemde seçilmiş mevcut sağ yönetimler sokaktaki kesimler tarafından sınanıyor. Bu süreçte belki de en önemli mesele “sosyalizm” sloganları ve propagandasının tekrar bu kadar açıktan sokağa ve sloganlar yansıması oldu. Bu bütün çabaya rağmen özellikle işçi sınıfının meydanlarda gücünü gösterebildiği ve yeni bir dünya hayal edebildiğinin somut karşılığıdır. 

Kadınlar Trump’ı sildi süpürdü

Sadece Avrupa’daki emperyalistler değil, batılı emperyalistlerin kocabaşı Trump’ın da tüm propaganda kampanyaları, kadın ve LGBTİ düşmanı, ırkçı siyasetine rağmen senato ve temsilciler meclisi seçimlerinde yenilgiye uğraması büyük bir ders niteliği taşıyor. 

Keisha Lance Bottoms ABD tarihinde valilik makamına seçilen ilk siyah kadın olarak tarihe geçti. Bottoms, kürtaj kısıtlamalarını destekleyen ve kampanyasına kendi kişisel servetinden 200 milyon dolar yatıran kürtaj karşıtı milyarder rakibi Rick Jackson'ı mağlup ederek Georgia valilik makamını Demokratlara kazandırdı. Deb Haaland New Mexico Valisi oldu. Haaland, ABD tarihinde valilik koltuğuna oturan ilk yerli Amerikalı kadın oldu. Peggy Flanagan da ABD Senatosuna seçilen ilk yerli Amerikalı kadın oldu. Gina Hinojosa, Texas’ın ilk Latin Amerika kökenli valisi oldu. 

Mesele, elbette ABD’de Demokratlar ya da Cumhuriyetçiler arasında taraf tutmak veya seçilen kadınları yalnızca kadın oldukları için övmek değil. Asıl mesele, Trumpizmin, yani ABD sermayesinin en güçlü temsilcilerinden birinin ve onun siyasi liderinin tüm çabalarına rağmen seçim yenilgisi alması. Ortadoğu’yu savaşa sürükleyen ve kan gölüne çeviren Trump, bugün ABD’deki iç siyaset karışıklığıyla yüz yüze. 

Bugün dünyanın dört bir yanında, farklı biçimlerde mevcut sisteme başkaldıran kesimler ve bu kesimlerin bir parçası olan kadınlar, belki de uzun zamandır içimizde unutulmaya yüz tutmuş umudun yeniden kıvılcımlanmasını sağlıyor. Sermayedarlar ve onların temsilcilerine önemli dersler veriyor: Öldü dediğiniz işçi sınıfı kabusunuz olmaya devam ediyor. 

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Vitrinlerdeki parıltının arka bahçesi Bangladeş: Üretimin asıl yükü kadın işçilerin omuzunda

Günlük 12 saat çalışıp ayda yalnızca 4 pantolon bedeline ücret alan Bangladeşli tekstil işçisi kadınlar, ağır sömürü şartlarında üretim yapıyor. Dev sermayedarlar kadınların sırtından büyüyor.

Fransa'dan izlenimler: Seçimlere kadar Fransa sokakları hareketli olacak

Fransa’da Eylülden bu yana yaşananları Fransa'da yaşayan gazeteci Atefeh Daneşger, Ekmek ve Gül’e yazdı.

Hindistan’da borç ve sömürü kıskacında kadınlar: Şeker kamışı işçileri rahimlerini aldırıyor

Hindistan’da Coca-Cola ve PepsiCo gibi şirketlere şeker kamışı toplayan kadınlar, işlerini kaybetmemek için rahimlerini aldırmayı planlıyor.


Editörden