Fransa’daki eylemlerin fitilini eylül ortasında öğrenciler ateşledi. Okullarda ekipman eksikliği vardı, binalar onarım ve tadilat bekliyordu, öğretmen sayısı yetersizdi ve sınıflar kalabalıktı. Protestolar kısa sürede yayıldı; kadınlar ve Fransa’daki birçok kesim ortak taleplerle sokaklara çıktı. Öğrencilerin derdi iyi bir eğitim, diğer kesimlerin derdi ise genel olarak ekonomi. Sizlerle Fransa'da şahit olduğum sürecin izlenimi paylaşmak isterim.
Protestolar nereden başladı?
Eylemler Paris’in banliyölerinden, yani ekonomik olarak daha yoksul ve devletin daha az yatırım yaptığı yerlerden başladı, ardından yavaş yavaş diğer bölgelere ve şehirlere yayıldı. Banliyölerdeki bazı üniversiteler de öğrencilere destek verip okulları kapattı ve barikat kurmaya başladı. Bunun üzerine hükümet okulları tatil ederek öğrencileri durdurmaya çalıştı.
Öğrencilerin yalnız olmadığını da belirtmek gerekir. Tüm okullar ve öğrenciler sendikalara ya da konfederasyonlara üye. Bu yapılar öğrencilerin temsilcisi olarak devletle müzakere ediyor ve talepleri iletiyor. Fransa Anayasası bu örgütleri resmen tanıyor; okul kapatmak ya da taleplerin etrafında protesto düzenlemek de hak olarak görülüyor.
Eylemler büyüdükçe sarı yelekliler, işçiler ve çiftçiler de öğrencilerin yanında olduklarını ve protestolara katılacaklarını duyurdu. Ben de 10 Ekim ve 24 Ekim Cumartesi günleri sahadaydım ve protestoları yakından takip ettim.
Farklı kesimler, farklı eylem biçimleri
Gördüğüm kadarıyla halkın büyük bölümü, yani öğrenciler, işçiler, çiftçiler ve sarı yelekliler, ellerinde pankartlarla barışçıl biçimde itiraz ediyor, slogan atıyordu. Bu, Fransa’da her zaman şahit olduğumuz türden bir itiraz ve eylem biçimiydi. Zaten Paris’te haftada iki kez protesto ve eyleme tanık oluyoruz.
Cumartesi günü de kitlenin büyük bölümü barışçıl bir şekilde eylem yapıyordu, ancak ön saflarda farklı eğilimleri görmek de mümkündü. Fransa’da daha radikal eylemler yapan gruplar var ve taktikleri “Siyah blok” (black block) olarak biliniyor. Bu gruplar siyah giyiniyor, yüzlerini kapatıyor ve kamu mallarına zarar veriyor. Hatta Louis Vuitton, Dior gibi lüks markaların mağazalarını tahrip edip ateşe verebiliyorlar.
Bu grupların arasında “aşırı sol” denilen kesim de var, İslamcılar gibi farklı kesimler de olabiliyor. Yani ortada tek bir örgüt yok. Eylem biçimleri birbirine benzese de propagandaları ve amaçları farklı. Polisin müdahalesi ve tutuklamalar da en çok bu alanlarda sertti.
Fransa seçimlerine kadar protestolar sürebilir
Bunun yanı sıra, altı ay sonra Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağını unutmamak gerekiyor. Siyasi akımlar da ortamı kendi lehlerine çevirmek için çaba gösterecektir.
Fransa’nın sol lideri ve aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı olan Jean-Luc Mélenchon, bu eylemlerde etkin olan isimlerden biri. Aşırı sağcı Marine Le Pen ise durumdan kendi cephesinden yararlanmaya çalışıyor. Polisi eleştiriyor; durumu toparlayamadıklarını ve kontrol edemediklerini, şehrin kaosa sürüklendiğini, dolayısıyla hükümetin yetersiz olduğunu söylüyor.
Yani her iki taraf da durumu kendi politikaları doğrultusunda lehine çevirmek istiyor ve Macron’un merkez sağ hükümetini eleştiriyor. Bu nedenle seçim atmosferini de hesaba katmak gerekiyor.
Temel neden ekonomik sorunlar
Tüm bu olayların temel sebebi, Macron hükümetinin ekonomik zafiyeti. Fransa’nın ekonomik büyümesi bu yıl geçen yıla göre ciddi biçimde geriledi. Bunun asıl nedeni, Avrupa’da ve özellikle Fransa’da yakıt fiyatlarının artması ve yaşam maliyetlerinin çok yükselmesi olarak görülüyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve Babülmendep Boğazı’nın fiilen işlevsiz hale gelmesi bunun en önemli etkenlerinden. Çünkü Avrupa’nın yakıtı bu iki boğazdan geliyor.
Önümüzdeki günler için protestolara yeniden çağrı yapıldı. Ben şahsen bu sürecin önümüzdeki altı ay boyunca, yani seçimlere kadar devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü Macron hükümetinin ekonomik krizi yönetmek, durumu toparlamak ve memnuniyetsizliği gidermek için uzun vadeli bir planı yok. Macron şu anda Ortadoğu ülkelerini ziyaret ederek onlardan daha fazla yakıt taahhüdü almaya çalışıyor. Oysa o ülkeler de şu anda enerji ihracatında pek iyi durumda değil.
Fotoğraf: Atefeh Daneşgar
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















