Uyuz tüm yaş gruplarında, tüm etnik gruplarda, tüm sosyoekonomik düzeylerde görülebilir. Salgınlar nedeniyle özellikle bakım evleri, yurt, yatılı okullar ve toplu yaşanan yerlerde daha sık gözlenir.
Antep’ten Van’a ailesiyle beraber gelen Yasemin ve Nergis yaşadıklarını anlatıyor…
Yaşadığımız sorunların sebebini kendimizde görmek ve çözümsüzmüş gibi düşünmek ağır bir yük oluşturuyor ve hayatlarımızı çıkmaz bir hale getiriyor. Peki; değişmez mi hayat ve yaşadığımız koşullar?
Gizli koalisyon ortağı olarak kanatlarının altına alan, her birini okul, yurt, kuran kursu açmaya yönlendiren iktidar bunları sürekli olarak yüreklendirdi.
Boşanmalara arabuluculuk uygulamasının beyannamelerde yer alma biçimi ise bu uygulamanın kadınları nasıl baskı altına alacağını apaçık ortaya seriyor…
MESEM ve derinleşen yoksulluk, çocukları eğitimden koparıp ucuz iş gücüne dönüştürüyor. Devlet politikaları, çocukluğu korumak yerine çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor.
Ayşe ve Emine iki komşular. Biri taşeron işçi diğeri ev kadını. Daha önce ek gelir olsun diye mantı ve kozmetik iş yapmışlar olmamış. ‘Ev işi bizim omzumuzda, çocuk bakımı bizim omzumuzda’ diyorlar.
'İranlı kadınlar yalnız değil, biz yalnız değiliz.'
Patronlar ve yöneticiler, işçileri sendikaya üye olmaktan ve greve çıkmaktan vazgeçirmek için her türlü yolu denemiş, kadın işçilerin ailelerini arayarak baskı kurmaya çalışmışlar.
Van’dan lise öğrencisi Ruken, liselerde öğrenciler üzerine kurulan baskıya ve genç kadınların maruz kaldığı cinsiyetçiliğe dikkat çekiyor.
Peri Tekstil işçisi Meral 2026 yılından beklentilerini yazdı...
‘O gün orada yalnız değildim hissiyatının ne kadar güçlü olduğunu anladım. Baskılara karşı miras bırakılmış bir mücadelenin parçası olmak, tarifi imkansız bir güven ve aidiyet duygusuydu.’
‘Görünmeyen her şiddet biçimi sürer; fark edilen her şiddet ise sorgulanır, konuşulur ve değişmeye başlar.’
TKIS Blinds işçilerinden Ayşe’nin neşesi, mücadeleye ve arkadaşlarına olan inancı, yaşamında da fabrikasında da zorluklara karşı dik duruşu direniş boyunca hepimize yol gösteriyor.
‘Kadınlarla bir önceki yerel seçimlerden sonra bir sonraki yerel seçimlerde aday çıkartma kararı almıştık ve bugün, mahallemizin sorunlarını bizden daha iyi kimse bilemez diyerek bir aday çıkardık.’
İkitelli’de iki mahallede iki kadın… İkisinin de derdi kiralar. Kiralar aldı başını gitti, üstelik de insanın yaşayabileceği evler değil oturduklarımız… Peki ne yapmalı?
Bir filmden herkes değişik bir sonuç çıkarabilir ama kaçımızınki Ayşe’nin çıkardığı sonuçlar gibi olur bilinmez. Ayşe’nin maceraları devam ediyor.
Unutma ve göz yumma ki sana, bana, bize göz kulak olanımız olsun... Varlığımızdan güç ve umut devşiren çocukların bir geleceği olsun...
MEB’in 2024 bütçesi görüşmelerine topladıkları imzalarla giden Tuzluçayırlı kadınlar, meclise ve kampanya sürecine dair düşüncelerini paylaştı.
Dergimizin bu dosyasında çocuk emeğinin nasıl örgütlü ve bilinçli bir tercihle iktidarın politikaları ile yaygınlaştırıldığını ele alıyoruz.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















