Bugün Yasemin aramızda değil ama onun yazıları, mücadelesi, öğrettikleri hep bizimle olacak; mücadelemizde yaşayacak.

‘Eğitim sistemi bugün hâlâ şunu söylemeye devam ediyor: Herkes eşit. Ama ben sınıfın içine biraz daha dikkatle bakınca başka bir cümle duyuluyor: Bazıları yarışa birkaç adım önde başlıyor.’

Kendisini öldürmeye teşebbüs eden şahsa çocuklarının isteği dışında görüş kararı çıkmasından korkan Dilek Hemşire, mahkemelerin çocukların beyanını esas almasını istiyor.

‘Kadınlar yan yana geldiğinde biliyorlardı Bahar'ın ölümünün münferit olmadığını. Şiddeti, istismarı, cinayetleri aklayanın iktidar politikası olduğunu.’

’Benim hikayem döner tezgahında geçiyor ama eminim başka kadınların hikayesi de başka yerlerde yazılıyor. Yerler farklı ama yaşanan mücadele aynı.’

‘Pankarta yazılan taleplerin tanıdık gelmesi; bir kadının yüksek sesle, korkmadan attığı slogana eşlik etmek; 8 Mart'ta böyle bir kalabalıkla yürümek benim için çok özeldi.’

‘Bu kocaman sesin yankısı içinde kalmasına rağmen solmamış rengarenk bir kadın var karşımda. Kendi sesini duymak isteyen, duyurmaya çalışan.’

Uludağlı kadınlar, Kadın Çalışmaları Topluluğu talebi reddedilse de dayanışmayı büyütmeye devam ediyor. Üniversitemizde dayanışmayı örmek isteyen kadınlardan mektuplar var!

Savaş politikalarının yükünü en ağır biçimde sırtlanan kadınlar için barış hayati bir meseleyken, açıklanan son komisyon raporu kadınların somut taleplerine sağır kalıyor.

'Bize öğretmek istedikleri bu: Yerini koru, ses çıkarma, şanslı olduğuna inan. Dayatmak istedikleri şey ise net: Şans maskesi giydirilmiş bir çaresizlik.'

Yıllardır olduğu gibi bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Mamak sokaklarında yürüyeceğiz. Halaylar çekip dergimizin sayfalarını birlikte karıştıracağız.

'Adalete güvenim vardı' diyor Ayşe, ancak şimdi onun da yok olduğunu dile getiriyor. Bu sözler bir hayal kırıklığını içerse de aslında sistemsel bir soruna işaret ediyor.

‘Erkekler aptalca bir karar alsalar bile risk almış oluyorlar, kadınlar risk alınca adı duygusal karar oluyor. Yani “risk almak” ifadesi bile terminolojide erkeksileşmiş.’

‘Tacizciyi değil mağduru koruyan, çocukları çocuk yaşta evlilik yoluyla istismara maruz bırakan bu düzeni değiştireceğiz.’

Esenyalı gibi büyük işçi mahallelerinde iftar çadırlarının kaldırılması, emekçi kadınları yoksulluk ile utanç arasında bir kıskaca hapsediyor.

Dosyamızda işçi- emekçi kadınların kendi özgün talepleriyle sınıf mücadelesinde nasıl güçlenebileceklerini inceliyoruz.

Bugün ‘ateş düştüğü yeri yakar’ söylemini çoktan geride bırakmış durumdayız. Ateşin düştüğü yeri değil, hepimizi yaktığı bir dönemden geçiyoruz.

'Bir ilişkide sınırlar nerede başlar, sevgiyle kontrol arasındaki o ince çizgi tam olarak nerede silikleşir? Bunları daha net görmek istedim.'

Sincan’a zehir saçan Erkunt Döküm Fabrikasını, Sincanlı emekçi kadınlarla konuşuyoruz...

‘Benim babam memurdu; işçi sınıfını pek bilmezdim. Eşim sayesinde yeni yeni öğreniyorum. Patron senden aldığını sana veriyor, onu da eksik veriyor; üstüne bir de lütufmuş gibi sunuyor.’

Editörden