Benzer deneyimleri duymak yalnızlık hissini hafifletiyor
'Bir ilişkide sınırlar nerede başlar, sevgiyle kontrol arasındaki o ince çizgi tam olarak nerede silikleşir? Bunları daha net görmek istedim.'

Merhaba, benim adım Sude. Bursa Uludağ Üniversitesinde okuyorum. Dün katıldığım flört şiddeti farkındalık atölyesi deneyimimi size anlatmak istiyorum. Hani bazı günler olur, hem eğlenirsin hem de düşündürür seni. Tam olarak öyle bir gündü.

Güne tatlı bir başlangıç yaptık. “İsim Tombalası” diye bir oyun oynadık. Elimizde “Lahmacun seviyorum” gibi 12 farklı özelliğin yazdığı kağıtlar vardı ve o özelliklere uyan insanları bulmaya çalıştık. Hem komikti hem de buzları anında eritti. Düşünsene, daha birbirimizin adını tam öğrenmeden “Sen lahmacun seviyor musun?” diye ortalıkta dolaştık. Hızlıca kaynaşmamızı sağlayan bir oyundu.

Sonra asıl konuya, yani flört şiddetine geçtik. İşte orası hem düşündürücü hem de akıcıydı. Gerçek hayat hikayeleri dinledik, gruplara ayrıldık, senaryolar üzerinden konuştuk. Kağıtlara çizimler yaparak sunumlar hazırladık. Dışarıdan bakınca “Ne var ki, çizim yapmışsınız işte” denebilir ama o çizimleri yaparken konuyu gerçekten içimde bir yere oturttuğumu fark ettim. Bazen kalemle çizdiğin bir şey, kelimeden daha çok etkiliyor insanı.

‘Bu gerçekten sevgi mi?’

Bu atölyeye hem kendi özel hayatım için hem de bir psikoloji öğrencisi olarak katıldım. Bir ilişkide sınırlar nerede başlar, sevgiyle kontrol arasındaki o ince çizgi tam olarak nerede silikleşir? Bunları daha net görmek istedim. En çok da manipülasyon kısmı aklımda kaldı. Mesela “Ben senin iyiliğini düşünüyorum” cümlesi. İlk duyduğunda kulağa ne kadar koruyucu geliyor değil mi? Ama biraz durup düşününce insan ister istemez soruyor: Gerçekten benim iyiliğim mi düşünülüyor, yoksa ben yönlendiriliyorum muyum? Üstelik bunu yapan kişi bu konuda ustaysa, bir bakmışsın kendi kararlarını bile sorgular hale gelmişsin. İşte atölye bana tam o noktada durmayı öğretti; “Bir dakika, bu gerçekten sevgi mi?” diye sormayı.

İkinci atölyede de bazı cümleleri değerlendirdik. Mesela, “Bu kadar açık giyinme, insanlar hakkında kötü düşünebilir.” Kırmızı ve yeşil kartlarla hislerimizi ifade ettik. Basit bir yöntemdi ama etkisi büyüktü. En çok da herkesin kendi geçmişinden bir şeyler paylaştığı anlar beni etkiledi. Meğer insanın kafasını kurcalayan şeyler sadece ona ait değilmiş. Başkalarının da benzer şeyler yaşadığını duymak o yalnızlık hissini gerçekten hafifletiyor. Sanırım bazı konular konuşuldukça yük olmaktan çıkıyor.

Günün sonunda içimde hem bir sakinlik hem de bir farkındalık vardı. Uludağlı Kadınlar ve Nilüfer Gençlik Meclisi ortaklığında düzenlenen bu etkinlikte erkek katılımının da yüksek olması ayrıca umut vericiydi. Konunun sadece “kadın meselesi” ya da “erkek meselesi” gibi değil, insan meselesi olarak konuşulması bana çok kıymetli geldi. Fikirlerin saygıyla paylaşıldığı bir ortamda olmak hem kişisel hem de mesleki olarak bana gerçekten iyi geldi.

Atölyeyi hep birlikte çekildiğimiz bir fotoğrafla noktaladık. Eve dönerken biraz düşünceliydim ama içim rahattı. “İyi ki gelmişim” dedim kendi kendime. Hatta şimdiden bir sonraki etkinliği merak ediyorum.

Bazen bir gün, insanın bazı cümlelere bakışını değiştiriyor. O gün benim için öyle bir gündü.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
ODTÜ’lü Kadınlar Kadın Şenliğinde buluştu: 'Şenliğimiz mücadelemizden vazgeçmiyoruz demenin en neşeli hali'

ODTÜ'lü kadınlar, 8 Mart yaklaşırken mücadelelerini ve dayanışmalarını bir kadın şenliği düzenleyerek kutladı.

Panayır Mahallesi’nde 8 Mart’a giderken kadınlar dayanışmayı büyüttü

Niksarlılar Derneği ve Bursa Ekmek ve Gül Grubu'nun düzenlediği 8 Mart etkinliğinde kadınlar yaratıcı drama atölyesi ve 8 Mart'ın tarihçesi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

Uludağ Üniversitesi Kadın Dayanışma Ağı ve Nilüfer Gençlik Meclisi’nden flört şiddeti atölyesi

Nilüfer Gençlik Meclisi ile Uludağ Üniversitesi Kadın Dayanışma Ağı, ilişkilerde güvenlik konusundaki artan kaygıları ve yaşanan sorunları konuşmak üzere bir araya geldi.


Editörden