İlk 8 Mart’ım
‘Pankarta yazılan taleplerin tanıdık gelmesi; bir kadının yüksek sesle, korkmadan attığı slogana eşlik etmek; 8 Mart'ta böyle bir kalabalıkla yürümek benim için çok özeldi.’

8 Mart, benim için her gün yürüdüğüm sokaklarda o gün biraz daha politikleşerek sesimizi duyurduğumuz bir gündü. Kadınların kamusal hayattaki görünürlüğünün kısıtlanması yıllardır var olan bir şeydi ancak o gün kadınlarla yürürken bunun olmadığını hissettim. Sadece benim yaşadığımı sandığım deneyimlerin ve duyguların başka kadınlarınca da yaşandığını görüp onlarla aynı yükü paylaştığımı fark ettim.

Pankarta yazılan taleplerin tanıdık gelmesi; bir kadının yüksek sesle, korkmadan attığı slogana eşlik etmek; 8 Mart'ta böyle bir kalabalıkla yürümek benim için çok özeldi. Yürüyüş içinde duygularım sürekli değişiyordu. Öldürülen kadınların isimleri okunması üzüntümü, en insani taleplerimiz için dahi hak mücadelesi yürütmemiz öfkemi yükseltiyordu; beraber yürüdüğümüz kadınların hazırladıkları özgün pankartları okumak umutlu hissettiriyordu. Bu deneyimin bana kattığı şey; kadınlar olarak farklı hikayelere, yaşayışlara sahip olmamıza rağmen ortak taleplerimizin ağzımızdan aynı şekilde çıkması olmuştu.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden