Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesinin itirazı üzerine bugün yapılan Genel Kurul'da boşandığında yoksulluğa düşen tarafın süresiz nafaka talep etmesini düzenleyen maddenin iptaline karar verdi.
Antalya 12. Aile Mahkemesi, baktığı bir boşanma davasında uygulama konusu olan Türk Medeni Kanunu’nun nafakanın süre sınırı olmadan istenebilmesini düzenleyen maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak, Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. İtiraz başvurusunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “yoksulluk nafakası” başlığını taşıyan 175. maddesinin, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” şeklindeki birinci fıkrasındaki “...süresiz olarak...” ibaresinin iptali istenmişti.
Adana Kadın Platformu’ndan Avukat Sevil Aracı’ya bu kararın ne anlama geldiğini ve kadınları nasıl etkileyeceğini sorduk. Aracı, yıllardır iktidarın kadınların nafaka hakkına yönelik saldırıları yargı reformları ve paketleri yoluyla gündeme getirdiği ve ancak kadınların tepkisi üzerine bunu yapamadığını hatırlatarak, “Yıllardır kadınların tepkisi nafaka hakkının gasbedilmesinin önüne geçiyordu. Bu yüzden şimdi AYM yoluyla doğrudan bu kararı aldırdılar” dedi.
Aracı, bu adımın kadınların boşanmasına karşı bir adım olduğunu ifade etti: “Zaten bahsedildiği gibi, propaganda yapıldığı gibi rakamlar almıyordu kadınlar. Tekil örnekler tüm kadınların yaşamını temsil etmez. Gerçekte kadınlar boşanırken birçok sorunla baş ediyorlar, şiddete uğruyor, yeni bir yaşam kurmak için mücadele ediyorlar. Şimdi bu hakkın kadından alınması ekonomik olarak boşanmasının önüne geçecektir. Son derece haksız bir karardır.”
Türkiye'de mahkemeler tarafından bağlanan kadın yoksulluk nafakalarının büyük bir çoğunluğu bin TL ile 3 bin TL arasında değişmekte olup, yapılan araştırmalarda ortalama nafaka miktarının bin 179 TL seviyesinde olduğu görülüyor.
Aracı, “Hiçbir dönem Türkiye’de şimdiki gibi hukuk iktidarın, güçlünün maşası olmamıştır. İçinden geçtiğimiz dönem, iktidarın her istediğinin sözde hukuk yoluyla gerçekleştirdiği biçimde ilerliyor. Türkiye’de alınan her ‘hukuki’ karar aslında bizim fakültelerde öğrendiğimiz bağımsızlık ilkesinin rafa kaldırıldığını açıkça gösteriyor” ifadelerinde Türkiye'deki güncel tabloya değinirken “karanlığın” adım adım örülmesinin önünü kesmek için tüm güçle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Nafaka hakkı yıllardır hedefte
Nafaka tartışmaları Aracı’nın vurguladığı gibi bugün ile sınırlı değil. 2015 yılında Boşanmaların Araştırılması Komisyonu Mecliste kuruldu. Komisyonun Meclise sunduğu 476 sayfalık raporu ise fecaatti. Komisyonda hazırlanan raporda, kadınların nafaka hakkını evlilik süresi ile bağlantılandırarak kısıtlanması ve kadınların boşanmadan caydırılmaya çalışılması öne çıkıyordu. Kadınların, 1-2 yıl içerisinde mal paylaşımı davası açmazlarsa eğer, haklarını tümüyle kaybedecekleri yeni bir düzenleme de yer alıyordu. Cinsel istismara evlilikle af getirmek isteyen, şiddet gören kadınlara verilen tedbir sürelerinin kısıtlanması, boşanmalarda ara buluculuk uygulaması gibi önerilerin bulunduğu rapora karşı Türkiye’nin farklı yerlerinde kadınlar sokaklara döküldü. Bu kitlesel ve kararlı karşı çıkışın ardından bu rapor rafa kaldırıldı, ancak sürekli raftan indirilmek üzere bu politikalar ısıtılıp ısıtılıp yıl aşırı gündeme getirildi.
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılma kararının bir gecede Cumhurbaşkanı tarafından alındığı 2021 yılında, aynı tarihlerde Mecliste Kadına Karşı Şiddet Araştırma Komisyonu kurulmuştu. İronik. Komisyonunun dokuzuncu toplantısında Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Yılmaz Çiftçi, eşe karşı şiddet suçunda “bir defaya mahsus” uzlaştırmacı getirilmesi önerisinin yanı sıra tedbir nafakasının 6284 sayılı Kanun’da yer almaması gerektiğini söyledi; nafaka, velayet, tazminat değerlendirmelerinin sonuçlarının boşanma davasından ayrı ele alınması gerektiğini savunmuştu.
Bu komisyonun tartışmalarının ardından bir 6. yargı paketi taslağı 2022 yılında gündeme geldi: Nafaka hakkının evlilik süresiyle sınırlandırılması, kadınlara ödenecek maddi ve manevi tazminatlar için kadınların ayrıca dava süreci yürütmek zorunda bırakılmaları, boşanmalara ara buluculuk uygulaması getirilmesi, evlilik süresi sınırından sonra ödenmesi gereken nafakanın “sosyal yardıma” dönüştürülmesi, yoksulluk nafakasının yanı sıra çocuklara ödenen iştirak nafakasının da topun ağzına konması vardı içinde. Ancak Meclise sunulan tasarı tepkilerin ardından geri çekildi. 2023 yılında ise seçimin ardından oluşturulan kabinede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın göreve geldiği anda yaptığı ilk açıklama “Süresiz nafaka bence adil bir durum değil. Mağdur olan erkeklerimiz varsa onun da yanındayız” idi. Bunun üzerine aile çalıştayları, Medeni Kanun çalıştayı düzenlendi, kimi çalıştaylarda kamu görevlileri tarafından nafakanın “Aileyi dağıttığı” iddiaları öne sürüldü. 2024 yılında ailenin korunması ve güçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planı açıklandı. Hukuki düzenlemelerin “aile” odaklı yapılacağı belirtildi. Bunun ardından da gelsin yargı paketi taslakları…
Tüm bu tablo gösteriyor ki, nafaka tartışması yalnızca bir “ekonomik düzenleme” meselesi değil, kadınların Medeni Kanun’la elde ettikleri temel haklara yönelik sistematik bir müdahalenin parçasıdir.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















