O koltuk sizin değil, halkın emanetidir
'Makam kişisel bir mülk değildir. O koltuk, seçim sandığında ortaya çıkan halk iradesinin emanetidir.'

Ben yıllardır ücretli öğretmenlik yapıyorum. Yıllarımı eğitime, çocuklara ve geleceğimize verdim. Ancak bugün hâlâ yarım sigorta ile çalışıyor, bu nedenle emeklilik hakkımı elde edemiyorum. Yıllarca emek vermiş olmama rağmen geleceğimi güvence altına alamıyorum. İşte tam da bu yüzden yıllardır var olan bu sistemin değişmesini istiyorum.

Bir yerde başlamak gerekiyordu. Ben bu değişimin yerel yönetimlerden, belediyelerden başlayabileceğine inandım. Çünkü belediyeler yalnızca yol yapan, park yapan kurumlar değildir. İnsanların hayatına doğrudan dokunan, çalışanların ve emekçilerin geleceğine ilişkin önemli kararlar alabilen kurumlardır.

Seçim sonuçları bana göre bir değişimin sinyaliydi yani bir başlangıçtı.

Bizler sandığa giderken yalnızca bir belediye başkanı seçmedik. Aynı zamanda yıllardır değişmesini istediğimiz düzenin değişebileceğine dair umudumuzu da sandığa taşıdık.

Peki bugün geldiğimiz noktada ne görüyoruz?

Seçtiğimiz, güvendiğimiz başkanların; değiştirmesini umduğumuz mevcut sisteme geçişini görüyoruz.

İşte asıl kırgınlığım burada başlıyor.

Çünkü biz değişim istedik. Yıllardır aynı sorunları yaşayan insanların sesinin duyulmasını istedik. Emek verenin, çalışanının, yıllarını bu sisteme veren insanların geleceğinin güvence altına alınmasını istedik. Ama bugün çok daha derin bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Çünkü biz seçmenler sandığa gittiğimizde yalnızca bir kişiye oy vermiyoruz. O kişinin temsil ettiği siyasi partiye, o partinin programına, anlayışına ve yönetim biçimine de oy veriyoruz. Elbette adayın kişiliği ve çalışmaları önemlidir. Ancak seçimin sonucunu belirleyen şey, yalnızca adayın şahsi iradesi değildir; seçmenin ortaya koyduğu siyasi tercihtir.

O halde şu soruyu sormak hakkımız değil mi?

Bir insan, kendisini seçtiren siyasi partiden ayrıldığında, seçmenin verdiği oyla elde ettiği makamı da yanında götürebilir mi? 

Bana göre götüremez. Çünkü o makam kişisel bir mülk değildir. O koltuk, seçim sandığında ortaya çıkan halk iradesinin emanetidir.

Parti değiştirilebilir. Siyasi görüş değiştirilebilir. Yeni bir siyasi yol seçilebilir. Ama halkın verdiği emanet, kişisel bir mülk gibi başka bir siyasi partiye taşınmamalıdır.

Bugün bir partinin adayı olarak seçilip yarın başka bir partinin çatısı altında aynı makamda oturmak, seçmenin tercihinin ne kadar dikkate alındığı sorusunu beraberinde getiriyor.

Seçmenin iradesi nerede? Sandıkta verdiğimiz oyların hiçbir anlamı kalmayacak mı?

İşte tam da bu nedenle siyasi makamların birer emanet olduğunu unutmamak gerekiyor.

O koltuk sizin değil. O koltuk halkın.

Biz, size bizi temsil etme yetkisini verdik. Bu güvenin karşılığının siyasi hesaplarla değiştirilmesini kabul etmek zorunda değiliz.

Ben yıllardır değişsin diye bekleyenlerdenim. Çocuklarımızın, gençlerimizin ve emekçilerimizin geleceği daha güvenceli olsun diye değişim isteyenlerdenim.

Bugün şunu daha iyi anlıyorum; makamlar gelip geçicidir. Partiler değişebilir. Siyasetçiler değişebilir. Ama halkın iradesi kalıcıdır. O irade, hiçbir siyasi koltuğun sahibi değildir.

Artık şunu çok daha net görüyoruz:

Değişim yalnızca sandıkta başlamaz. Değişim, emekçilerin kendi elleriyle yarattığı örgütlü güçle, sınıfsal dayanışmayla ve bu ülkenin tüm değerlerini üretenlerin yönetenler konuma geçmesiyle başlar.

Fotoğraf: DHA

İlgili haberler
Tuzla Belediye Meclisinde çocuk istismarı gündem oldu, ‘ahlaksız’ tartışması yaşandı

6 yaşındaki çocuğun yaşadığı istismarı Tuzla Belediye Meclisi toplantısında gündem eden CHP Meclis Üyesi Halil Kütük’e AKP’liler ahlaksız dedi.

Tuzla’da işçi kadın buluşmasından notlar: Asgari ücretin altında çalıştırma, baskı, mobbing...

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin çağrısıyla 8 Mart öncesi bir araya gelen işçi kadınlar, krizin hayatlarına yansımasını, işyerlerinde yaşadıkları sorunları ve çözüm önerileri konuştu.

Kadınlar CHP'ye mutlak butlan kararına tepki gösteriyor

Ankara Bölge Adliye Mahkeme 36. Hukuk Dairesinin CHP hakkında aldığı 'mutlak butlan' kararının ardından işçi ve emekçi kadınlar tepki gösteriyor.


Editörden