Merhaba Ekmek ve Gül okurları,
Bu mektubu sizlere Esenyurt’tan yazıyorum. Birkaç aydır Ekmek ve Gül dergisini yakından takip ediyorum. Takip ettikçe yıllardır içimde büyüttüğüm bütün dertlerin sadece bana özgü olmadığını anlamaya başladım. İnsanın kendini iyi şeyler için de kötü şeyler için de yalnız hissetmiyor olması ne güzel bir hismiş.
Ben beş altı yıl öncesine kadar Anadolu yakasında yaşıyordum, kendi iş yerimiz vardı. Bugün ise tekstilde çalışıyorum. Bu tarafa taşındığımızdan beri bütün zamanımı, hayatımı çalışmaya, borç ödemeye harcadım. Hâlâ öyle. Ama bugün bazı açılardan daha farklı hissediyorum. Geçtiğimiz ayki sayıda “AKP’nin 25 yılı: Kuşatma, saldırı, direniş” dosyasının yazılarını okurken, neredeyse okuduğum her cümlede yaşadıklarımın sorumlusunun kendi beceriksizliğim, kendi çıkmazım değil; AKP’nin bana dayattığı koşullar olduğunu anladım. Belki biraz geç oldu ama anladım. Yaşadığım ekonomik sorunların sorumlusunu hep kendim tutardım. Şimdi anlıyorum ki ne borçla baş etmeye çalışan sadece benim ne sürekli mesaiye kalan ne de sürekli hesap kitap yapan benim. Meğer yıllarca ördükleri şey bizlerin sırtına koca bir kambur olmuş, biz de böyle kendi kabuğumuza çekilince bu kamburun altından kalkamaz olmuşuz. Ama dedim ya, dergiyi okumaya başladığımdan beri bazı mevzulara bakış açım değişti, değişiyor da. Çevremdeki arkadaşlarımla ettiğim sohbetler, iş yerinde yaşadığım herhangi bir sorunda aklıma gelenler, mücadele etme isteğim günbegün değişiyor, artıyor. Anlıyorum ki artık bu iktidarın bize vadettiği tek şey korku, baskı, yoksulluk, darboğaz. Yoksa ülkenin çoğunun bu kadar borç batağına saplanması, gençlerin bu kadar uyuşturucuya bulaşması, katillerin bu kadar rahatça sokakta kol gezmesi mümkün mü?
Daha geçen haftalarda “Ailem Güvende” operasyonu yaptılar. LGBT’leri aldılar, hepimizin ailesi artık güvende (!) Yahu hangi ailenin güvenliği? Katiller sokakta, tecavüzcüler sokakta, çocuk istismarcıları sokakta, hırsızı yolsuzu sokakta. LGBT’leri tutuklayınca yoksulluk ortadan mı kalktı? Gençlere kötü örnek oluyorlarmış. Her sokak başında uyuşturucu satanlar kötü örnek olmuyor mu? İlkokul öğrencisinin bile ulaşabileceği bir şey oldu artık silah. Bunlar kötü örnek olmuyor mu? Yaz boyunca “Öğretmenlerin eteğine, kıyafetine nasıl karışırız” diye kafa yorana kadar çocuklara bir öğün ücretsiz yemek vereydiler ya! Siyaset yapanı al, LGBT’yi al, sanatçıyı al, gazeteciyi al... Peki ya yıllardır vurgun yapanlar ne olacak? Onlara gık denmiyor. Foyalar ortaya çıkmadıkça herkes birbirinin hırsızlığına göz yumuyor. Daha geçen gün bir emekli polis intihar etti, kim konuşuyor bunları? Bırakın insanlar istediği gibi yaşasın, istediğini giysin. Siz iktidarsanız eğer bu insanların geçimini düşüneceksiniz, maaşını düşüneceksiniz, sağlığını düşüneceksiniz. Bu yoksulluğun, sefaletin, şiddetin içinde LGBT’leri tutuklamakla kimsenin ailesi güvende filan olmuyor. Bu yalanları gelin külahımıza anlatın!
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
‘Ailem Güvende’: Güvencesizliğin ortasında koca bir yalan
İşçi bir kadın boşanmak için iki yıldır uğraşıyor, kanser tedavisi gören bir annenin kızı yoksulluk nedeniyle MESEM’e gitmek istiyor. İşte iktidarın ‘güvende’ dediği ailelerin gerçek tablosu.
Güvenlik ve güvencesizlik kimin için?
‘Giderek büyüyen ve büyüyecek olan yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı örgütlenmek, kamusal kreş ve bakım hizmetleri için mücadele etmek zorundayız.’
VURGUNCU’lara karşı estirelim rüzgarları
Kadınlar yoksulluk, geleceksizlik ve şiddet sarmalında yaşam mücadelesi verirken, Bakanlığın kadınlara ayırdığı bütçe kadar parası olan eski Bakan var karşımızda. Olay bu kadar çarpıcı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















