‘Ailem Güvende’: Güvencesizliğin ortasında koca bir yalan
İşçi bir kadın boşanmak için iki yıldır uğraşıyor, kanser tedavisi gören bir annenin kızı yoksulluk nedeniyle MESEM’e gitmek istiyor. İşte iktidarın ‘güvende’ dediği ailelerin gerçek tablosu.

Son günlerde “Ailem Güvende” sloganı ile baskınlar operasyonlar yapılıyor. Saray rejimi, kimleri kendine karşı tehdit olarak görüyorsa oraya baskıyla çöküp, gözaltı ve tutuklamalarla göz dağı vermeye devam ediyor. Çocuklarımızın tehlike altında olduğunu gerekçe yapıyor. Ancak gerçek tabii ki bu değil. Gerçek olan şey şu: Hiçbirimiz zaten güvende değildik. Çocuklarımızın geleceğini çok uzun süredir çaldılar. Hiçbir farklılığa, hiçbir sese tahammülü olmadıklarını dergimizin çeşitli sayfalarında yer verilen yazılarda daha önce de anlattık. Bu yazıda ise; örneklerle oldukça açık bir şekilde nasıl bir güvensizlikle burun buruna olduğumuzu anlatacağım.

‘Bizi düşmanlaştırmak için yapılıyor’

Yoksul emekçi kadınların, çalışma ve yaşam koşulları yeterince zor. Kıt kanaat geçinmeye çalıştıkları yetmezmiş gibi bir de erkek şiddeti var. Altı yıldır evli olan Aydan bunlardan sadece bir tanesi. İki çocuk annesi, bir fabrikada çalışıyor ve tam iki buçuk yıldır boşanmaya çalışıyor. Ancak boşanmaya çalıştığı erkek onu hiçbir koşulda rahat bırakmıyor. Tehdit, şiddet ve ekonomik olarak her türlü zorluğu çıkararak pes ettirmeye çalışıyor. Son iki yıl içinde en az dört defa Aydan’a karşı suç işlemesine ve onca şikayete rağmen tek bir gün bile nezarethanede kalmamış, yargılanmamış. Aydan’a soruyorum; “Peki güvende hissetmek nasıl bir duygu?” , “Güvende hissetmek için önce şiddet uygulayan eşimden kurtulmam gerekiyor. Çocuklarımın geleceğini kurmam için iyi bir ücret alıp, kimseye muhtaç olmamam gerekiyor” diyor. 

Aydan’a, “LGBTİ’lere dönük operasyonları çocuklarımızın ve ‘ailemizin güvenliği’ için yaptıklarını söylüyorlar. Peki Aydan sen nasıl değerlendiriyorsun bu durumu” diye sordum. Bu soruya, “Ben böyle düşünmüyorum. Bizi düşmanlaştırmak için yapılıyor. Ancak çalıştığım iş yerinde birçok kadın genel olarak güven içinde olmadığının farkında ama LGBTİ’lere karşı oldukları için operasyonun iyi olduğunu düşünüyorlar” diyor. 

Çocukların bakımı için vardiyalı çalışıyorlar

Bir başka fabrika işçisine topluca ev ziyaretine gidiyoruz. Uzun yıllardır karı koca pek de birbirini görmeden, çocukların bakımı için vardiyalı çalışıyorlar. Gece vardiyasına giderken aralarındaki zaman farkı yüzünden çocuklar bir süre evde yalnız kalıyor. Sürekli çalıştıkları için konu komşuyu pek tanımıyorlar o nedenle kimseye çocukların yalnız olduğunu söylemiyorlar. 

Leyla Aydemir, Eylül Yağlıkar, Müslüme Yağal, Narin Güran ve daha yüzlerce çocuğu düşününce bu işçi ailesinin iki küçük çocuğunu düşünemeden edemiyor insan. Bu işçi ailesine hangi güvenden bahsedecekler? Her gün küçük çocuklarını tembihleyerek üzerine kapı kilitleyip giden bu anne baba, “Senin aileni güvende tutacağız” yalanına pek de inanmıyor.

Bu sistem devam ederse kimse güvende olmayacak

Başka bir örnek ise; Güler. Uzun zamandır ağır hasta ve tedavi görüyor. İki de kızı var. Hastalanıp çalışamaz hale gelince büyük kızı liseyi bırakmak zorunda kalıyor. Güler, haftada bir kemoterapi görüyor. Direnci düşük ve çok bitkin. Yaşadığı ev farelerle dolu, rutubetli. Bu insanın yaşayamayacağı yere, bir de 15 lira kira veriyor. Fakat onu da son dört aydır ödeyemiyor. Her ilaç aldığında iyi beslenmesi gerekmesine rağmen bir lokma ekmek bile bulamadığı zamanlar oluyor. Lise çağındaki kızı belki biraz para kazanırım diye MESEM’e gitmeye karar vermiş. Ama Güler çok tedirgin. Çünkü her gün MESEM’lerde çocukların öldüğünü duyuyor. Bunca yokluk, yoksulluk ve hastalık yüzünden iyice çaresizlik içinde hissediyor. Güler de bu sisteme olan tüm güvenini kaybetmiş. Bu sistem devam ederse asla kimsenin güvende olmayacağına inanıyor.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Güvenlik ve güvencesizlik kimin için?

‘Giderek büyüyen ve büyüyecek olan yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı örgütlenmek, kamusal kreş ve bakım hizmetleri için mücadele etmek zorundayız.’

Bir çocuğun beslenme çantasına sığmayan eşitsizlik

Çocukların eğitim hakkı yalnızca okula gidebilmekten ibaret değil. Açlık, yoksulluk ve şiddet, okul sıralarında eşitsizliği büyütüyor.

Didim halk pazarından: ‘Çocuklarımızı okula güvenle gönderemiyoruz’

Didim Halk Pazarı’nda üreticiler, veliler ve eğitim emekçileri; çocukların beslenme, eğitim ve güvenlik sorunları etrafında ortaklaşan kaygılarını anlattı.


Editörden