Çocukların sınıflarına, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve kitaplarına kavuştuğu yeni bir eğitim yılı başladı. Kimi çocuklar için bu başlangıç, özenle hazırlanmış bir beslenme çantasının telaşıyla geçerken kimi çocuklar okula evdeki imkanların elverdiği kadar doldurulmuş bir çantayla geliyor. Hatta bazı çocuklar okula yeterince beslenmeden gidebiliyor.
Bir çocuğun derste açlığını düşünmek zorunda kalması, eğitimde eşitlikten söz etmeyi güçleştiriyor. Çünkü öğrenmek için yalnızca okulda olmak yetmez. Çocuğun kendisini güvende, sağlıklı ve değerli hissetmesi; temel ihtiyaçlarının karşılandığını bilmesi de gerekir.
Okulda güven duygusundan söz ettiğimizde yalnızca ekonomik koşulları düşünmemeliyiz. Çocukların okula giderken şiddet korkusu taşımadığı, okulun kapısından içeri girdiğinde kendisini güvende hissettiği bir eğitim ortamına ihtiyacımız var. Yaşanan okul saldırıları, çocukların en temel haklarından birini bir kez daha hatırlatıyor: Okul, çocukların korkacağı değil, kendilerini güvende hissedeceği bir yer olmalı.
Çocuğun güvenliği yalnızca fiziksel tehlikelerden korunması anlamına da gelmez. Açlığın, yoksulluğun, dışlanmanın ve eşitsizliğin yarattığı güvensizliklerden de korunması gerekir. Ekonomik yoksunluk bazen yalnızca boş bir beslenme çantası anlamına gelmez. Çocuğun arkadaşlarında gördüğü ve kendisinin sahip olamadığı en basit şeylere bile sürekli özlem duyması, kendisini eksik ve dışlanmış hissetmesine neden olabilir. Bu tür sosyal ve ekonomik yoksunlukların, çocukların karşı karşıya kaldığı bazı riskleri artırabildiğini de göz ardı etmemeliyiz.
Bu nedenle okullarda bütün öğrencilere her gün bir ücretsiz, sağlıklı ve yeterli öğün yemek verilmesini istiyoruz. Bu bir lüks değil, çocukların eğitim hakkının ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gereken temel bir ihtiyaç.
Bir çocuk arkadaşının beslenme çantasına bakarken kendi açlığını saklamak zorunda kalmamalı. Bir çocuk okul kapısından girerken şiddet korkusu taşımamalı. Bir çocuk ailesinin ekonomik koşulları yüzünden kendisini diğerlerinden daha değersiz hissetmemeli.
Okullar yalnızca ders anlatılan yerler değildir. Çocukların günlerinin büyük bölümünü geçirdiği, arkadaşlık kurduğu, öğrendiği ve büyüdüğü yaşam alanlarıdır. Bu nedenle okulları gerçekten güvenli hale getirmek istiyorsak, güvenliği yalnızca kapılarda ve duvarlarda aramamalıyız. Çocuğun karnının tok olduğu, şiddetten uzak olduğu, kendisini eşit ve değerli hissettiği bir okul ortamı yaratmalıyız.
Yeni eğitim yılının başında dileğimiz çok basit: Hiçbir çocuk aç kalmasın. Hiçbir çocuk okulda korkmasın. Hiçbir çocuk yoksulluğu nedeniyle kendisini eksik hissetmesin. Her çocuk sağlıklı bir öğüne, güvenli bir okula ve eşit bir eğitim hakkına ulaşabilsin. Çünkü çocukların geleceğini konuşuyorsak, bugün onların hem sofrasındaki yeri hem de okuldaki güvenliği hakkında konuşmak zorundayız. Şimdi çocuklar için yalnızca eşit bir eğitim değil, eşit ve güvenli bir yaşam alanı kurmanın zamanı.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















