Benito Mussolini bundan 104 yıl önce Ekim 1922'deki Roma Yürüyüşü'nün ardından, İtalya Kralı III. Vittorio Emanuele tarafından başbakan olarak atandı. Mussolini, karşıtlarını gizli polisi aracılığıyla ortadan kaldırıp işçi grevlerini yasakladıktan sonra, faşist hareket ve taraftarları, ülkeyi tek partili bir diktatörlük hâline getiren yasalarla iktidarlarını pekiştirdiler.
Almanya’da Hitler’in Nazizmi, İtalya’da Mussolini’nin faşizmi dünyada karanlık bir dönemi temsil eder. Çok uzak değil, neredeyse bir insan ömrü kadar önce… İtalya’da ve Almanya’da faşizmin ve Nazizmin yıkılmasının ardından yine aynı çürük kökler Avrupa’da “aşırı sağ” adı altında ırkçı, şoven politikalarla uç vermeye devam ediyor. Sadece Avrupa değil “büyükbaş” emperyalist ABD’nin Trump’ı ve onu çevreleyen tüm “dostları” faşizmin ayak izlerini takip ediyor.
104 yıl önce İtalya’da Mussolini’nin başbakan olarak atanması, ülkeyi yokuş aşağı götürdü. Kadınların, işçilerin, öğrencilerin yaşamları zapturapt altına alındı. Sermayenin çıkarları en gerici, insanlık dışı ve son güç baskı politikalarıyla korundu. Şimdi benzer süreçleri aynı biçimde olmasa bile farklı yönleriyle yaşıyoruz.
AKP dışında kazanılmış neredeyse tüm belediyelere operasyon yapıldı, halkın iradesi apaçık gasbedildi, kadınların süresiz nafaka hakkı gasbedildi, “ailem güvende” diye düzenlenen operasyonlar yeni kutuplaşmalar, LGBTİ’lere yönelik nefret kışkırtıldı. Bu saldırı tüm bir halka yapılan bir saldırıydı. T24 bir gecede kapatıldı, kurumların, siyasilerin, mücadele edenlerin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Bu süreç durdurak bilmeden devam ederken emekçinin üç beş kenara attığı VURGUN yedi.
Fatma Betül Sayan Kaya son günlerin en ünlü isimlerinden biri. 500 binden fazla kişinin mağdur olduğu, yatırdığı parasını çekemediği fon dolandırıcılığında ismi ortaya çıktı. 163 milyon lira başlangıç sermayesi ile söz konusu fonlara girdikleri ve 2,17 milyar lira alıp çıktıkları konuşuluyor. Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının yüz binlerce insanın parasını alarak servetine servet kattığını görüyoruz. Skandal ortaya çıkmasaydı bu biçimde görevini sürdürecekti, büyük bir servet sahibi olarak yoksullara ilişkin “politikalar” üretmeye devam edecekti.
Kadınlar yoksulluk, geleceksizlik ve şiddet sarmalında yaşam mücadelesi verirken, Bakanlığın kadınlara ayırdığı bütçe kadar parası olan eski Bakan var karşımızda. Olay bu kadar çarpıcı.
Ailem güvende diye operasyon yapanlar, sadece Kaya ve onun gibilerin ailelerinin güvende olmasını sağlamaya çalışıyor açıkça gördük ki. Şimdi bu azınlık dışında hiç kimsenin güvende olmadığı ayan beyan ortaya çıkmış durumda.
Ancak hepimiz biliyoruz ki, “Fatma Betül Sayan Kaya yalnız değildir!” Bu çürümüş düzenin içinde pastanın her yerinden ısırmaya çalışan herkes kadınların, çocukların hakkına geçmiştir.
Ekim ayındaki dergimizde kadınlar, çocuklarını besleyemediklerini, eğitim masraflarını yetiştiremediklerini apaçık anlatıyor. Vurguncular sefa sürerken, kantinlerde “askıda tost” emekçi çocuklarının rutini olmuş vaziyette.
Dergimizin bu sayısında tüm bu karanlığa rağmen ne yapmalıyızın ipuçlarını arıyoruz…
Fotoğraf: Pexels
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















