Bastırılmış bir hafızanın anlatısı: Anneannem
‘Seher’in hikayesi, farklı kimliklerin aslında ne kadar iç içe geçtiğini ve “öteki” kavramının ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.’

Anneannem, Fethiye Çetin tarafından kaleme alınmış, Türkiye’de uzun yıllar konuşulmayan bir gerçeği kişisel bir hikaye üzerinden görünür kılan çarpıcı bir anlatıdır. Kitap, yazarın anneannesi Seher’in aslında küçük yaşta ailesinden koparılmış bir Ermeni çocuk olduğunu öğrenmesiyle başlar. Bu keşif, sadece bir aile sırrının açığa çıkması değil; aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihine dair bastırılmış bir hafızanın gün yüzüne çıkmasıdır. Anlatı boyunca okur, bir kadının kimlik arayışına, suskunlukla örülmüş bir hayatın kırılma anlarına ve hafızanın derin katmanlarına tanıklık eder.

Eser, bireysel bir yaşam öyküsü üzerinden ilerleyen bir anlatıyı; kimlik, aidiyet, kayıp ve sessizlik temalarını işler. Yazar, anneannesinin yaşadıklarını sade ama etkileyici bir dille aktarırken, okuru da geçmişle yüzleşmeye davet eder. Bu yönüyle kitap hem edebi hem de toplumsal açıdan önemli bir tanıklık metni olarak öne çıkar.

Geçmişle dürüst bir yüzleşme

Anneannem”, yalnızca bir aile hikayesi değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın nasıl bastırıldığı ve yeniden nasıl kurulabileceği üzerine güçlü bir metindir. Seher’in hikayesi, farklı halkların ne kadar iç içe geçmiş yaşamlar sürdüğünü ve tarihsel kırılmaların bireyler üzerinde nasıl derin izler bıraktığını gösterir.

Kitap, halkların kardeşliğini romantize etmeden, acıların tanınması ve geçmişle dürüst bir yüzleşme üzerinden kurulması fikri üzerinden yeniden düşünmemizi sağlar. Çünkü gerçek bir birlikte yaşam, ancak inkar edilen hikayelerin kabulüyle mümkün olabilir. Bu bağlamda eser, empati kurmanın ve “öteki” olarak görülenin aslında ne kadar “bizden” olduğunu fark etmenin kapısını aralar.

Toplumsal hafıza ise bu anlatıda merkezi bir yer tutar. Uzun süre suskun bırakılmış bir geçmişin, bireysel anlatılar aracılığıyla yeniden hatırlanması; sadece geçmişi anlamak değil, aynı zamanda daha adil ve barışçıl bir gelecek kurmak için de gereklidir. “Anneannem”, bu hafıza inşasına katkı sunan önemli bir edebi tanıklıktır.

Kişisel olanla toplumsal olanın buluşması

Türkiye’nin yakın tarihine dair en derin kırılmalardan biri, uzun yıllar boyunca sessizlikle çevrelenmiş ve çoğu zaman bireysel hikayelerin gölgesinde kalmıştır. Fethiye Çetin’in kaleme aldığı Anneannem, tam da bu sessizliğin içinden yükselen, kişisel olanla toplumsal olanı buluşturan güçlü bir anlatıdır. Seher’in hikayesi, farklı kimliklerin aslında ne kadar iç içe geçtiğini ve “öteki” kavramının ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.

Kolaj: Canva pro


Editörden