Dünya ve ülke gündemi durmadan değişiyor. Ama değişmeyen bir şey var: Kadın cinayetleri.
Neredeyse her günümüz, bir kadın cinayetinde failin yakalanması, en ağır cezayı alması, gidenlerin hakkının savunulması için çaba harcamakla geçiyor. Gidene ne yapılması gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz; elimizden geldiğince, gücümüz nispetinde... Peki ya geride kalanlar?
Nimet, işte o geride kalanlardan biri. Nimet’in kız kardeşi Tuğba Dursun 2021 yılında, evli olduğu erkek tarafından, çocuklarının gözleri önünde, uykusunda 13 bıçak darbesiyle öldürüldü.
Nimet şu an 49 yaşında; hiç evlenmemiş. Küçük yaşlarından beri çalışıp ailesine destek olmuş. Onu arıyorum, bir kahve içmeye gelmek istediğimi söylüyorum. Sesi sevinçle yükseliyor: “Gel tabii! Mutlaka bekliyorum” diyor.
Tüm aile sıcacık karşılıyor beni. Üç beş sohbetten sonra konu dönüp dolaşıp Tuğba’ya geliyor. Herkesin içini bir hüzün kaplıyor; boğazımız düğümleniyor, gözlerimizi birbirimizden kaçırıyoruz. Çocuklar etrafımızda, konuşamıyoruz. “Bahçeye çıkalım, daha rahat konuşuruz” diyorum. Bahçeye çıkıyoruz, yine de bir süre konuşamıyoruz. Konuya nereden başlayacağımızı bilmiyorum. “İçinden geldiği gibi anlat, tutma kendini” diyorum.
Gözleri dalıyor bir süre. “Bir günde… Sadece bir günde hepimizin hayatı tamamen değişti,” diyor.
Kız kardeşi Tuğba, 20’li yaşlarında görücü usulüyle evlenmiş, arka arkaya üç çocuk sahibi olmuş. Hiç çalışmamış. Evliliğin ilk yıllarında başlamış şiddet. “Kocası çok kıskançtı, evden başka hayatı yoktu. Çoğu zaman bize gelmesine bile izin vermezdi. Yaşadığı şiddetin bir kısmını biliyorduk ama çoğunu saklamış bizden; öldürüldükten sonra öğrendik birçok şeyi” diyor Nimet ve anlatmaya devam ediyor:
“Evlendikten hemen sonra hamile kaldı, kız çocuğu bekliyordu. İki gün sonra doğum yapacaktı. ‘Bebek hareket etmiyor’ diye bizi aradı. Hastaneye götürdük; bebek karnında ölmüştü. Doktorlara, polise, bize ‘Temizlik yaptım, perde astım’ dedi. Meğer eşi sabaha kadar dövmüş onu, bebek karnında ölmüş.
Çok iyi niyetli, çok neşeliydi; yaşadıklarını bize yansıtmazdı. Ama bazen şiddet gördüğünü duyuyorduk. ‘Çocuklarımı bırakamam’ derdi. Meğer kocası tehdit edermiş; ‘Katliam yaparım, seni de tüm aileni de öldürürüm’ dermiş. Hepsini ölümünden sonra öğrendik.”
Tuğba, 2021 yılının eylül ayında, olay gününden iki gün önce, büyük oğlu evde uyurken; küçük çocuk kucağında, ortanca oğlunu okula bırakmaya gitmiş. Eve geldiğinde büyük oğlu çok ağlıyormuş. “Ne oldu?” diye sormuş. “Babam bana dokundu, canımı çok acıttı” demiş çocuk. Bunun üzerine kavga etmişler. Kocası, “Bir daha yapmayacağım, bu duyulmasın” demiş. İki gün sonra da Tuğba’yı çocuklarının gözünün önünde soğukkanlılıkla öldürmüş. Öldürüldüğünde 34 yaşında olan Tuğba, geride üç küçük çocuk bırakmış.
‘Kadın dayanışması sizi hayatta tutar’
Nimet’ten dinliyorum o dönem yaşadıklarını:
“Ne yerde ne gökteydik. Daha acımızı yaşayamadan karşı taraf çocukları almak istedi. Hemen dava açtılar; çocuklara bakmak için değil, bizden alınıp sosyal hizmetlere verilsin diye uğraştılar. Kardeşimin hatırasıydı onlar; bana düşkündüler, veremezdim. Olaydan iki gün sonra sosyal hizmet uzmanı geldi. ‘Çocukları kontrole geldik, süreci izleyeceğiz’ dediler. Biraz rahatladık.
Eş dost aracılığıyla bir avukat arayışına girdik. Cenazeye gelen bir arkadaşım, Adana Kadın Platformundan bahsetti. Kadın avukatlar olduğunu, istersek bize de yardımcı olacaklarını söyledi. Avukat Sevil Aracı ile tanıştık. Olayın ve sürecin nasıl işleyeceğini bize anlattı. O kadar destek verdi ki moral bulduk. İlk duruşmaya onlarca kadın gelmişti; hepsi tek tek bana sarıldı, destek verdi. Kadınlarla karşılaşana kadar korkumuz vardı, davayı kaybederiz diye. Adliyenin yolunu bilmezdik, neyi nasıl yapacağımız hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Kendimi çok iyi hissettim; yalnız olmadığımı ve davayı kazanacağımızı anladım. Kadınların desteği bize büyük moral verdi. Sonraki süreçte çocuklara psikolojik destek aldırdık. Geceleri uyuyamıyorlardı, sürekli atak geçiriyorlardı. Her şeyi adım adım çözmeye başladık.
Karşı taraf her mahkemeye tek geldi ama biz her mahkemeye çok kalabalık gittik. Onlarca kadın geliyordu mahkemeye, bize destek veriyordu. Hepsi bana sarılıp teselli veriyordu, moral buluyorduk.
‘Beni aldattı, cep telefonu mesajını yakaladım’ diye savundu kendini. Ancak cep telefonu kayıtlarında böyle bir mesaja rastlanmadı. Ceza almamak için kardeşime iftira attı. Dava uzun sürdü ama ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.
Bu dayanışma, bu mücadele olmasa ceza bile almadan çıkabilirdi. Daha önce kendi halinde bir aileydik, şimdi kalabalık bir aileyiz. Kadınların desteği bizi ayakta tuttu. Artık ne olsa kadınlara danışıyorum, onlara soruyorum ve biliyorum ki ne olursa olsun kadınlar arkamda.
Kadın cinayetleri eskiden de bu kadar çok muydu? Yoksa biz Tuğba’dan sonra daha çok mu dikkat ediyoruz, bilmiyorum. Ama biliyorum ki kadınların desteği ve birliği birçok kadını hayatta tutacak. Keşke Tuğba gördüğü şiddeti bize söyleseydi; hayattayken ona daha çok yardımcı olabilirdik. Şimdi tek amacım yeğenlerime güzel bir gelecek sağlamak. Okusunlar, iyi yerlere gelsinler istiyorum.
Kimsenin bu acıyı yaşamasını istemem. Ama artık biliyorum: Kadınlar birlikte oldukça güçlü. Buradan tüm kız kardeşlerime seslenmek istiyorum: Kendilerine yapılan şiddete boyun eğmesinler, ‘düzelir, değişir’ diye beklemesinler. Kadınlar birbirlerine destek olur, birbirlerine kız kardeş olur. Kadın dayanışması sizi hayatta tutar.”
Fotoğraf: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















