Çocuklarımın korkusunu kim duyacak?
Kendisini öldürmeye teşebbüs eden şahsa çocuklarının isteği dışında görüş kararı çıkmasından korkan Dilek Hemşire, mahkemelerin çocukların beyanını esas almasını istiyor.
Altı yıl önce eşim tarafından yedi yerimden bıçaklanmış ölümün eşiğine gelmiştim. Sizlerle yaşadıklarımı daha önce de paylaşmıştım. Altı yıl geçmesine rağmen bitmeyen bu sorunların oluşturduğu düğümden bahsetmek istiyorum. Üç yıl önce boşanma gerçekleşti. Hakim ayda iki kere olan babanın çocukları görme hakkını da elinden aldı.
Kızım beş yaşlarındaydı bu karar alındığında. Bir sene kadar öncesinde babası geldiğinde onunla gidiyordu. Görüştüklerinde kızıma “Annenin peşini bırakmayacağım, anneniz başkasıyla evlenecek siz ortada kalacaksınız, sizi ben alacağım” diyormuş. Kızım, yalnız kaldığımızda konuşuyor, korkularını dile getiriyor, “Bizi bırakmayacaksın değil mi anne?” diyordu.
İşte mahkeme, bu adamın kötü yanlarını, çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini değerlendirerek o güzel kararı verdi. Oğlum zaten hiç görüşmek istemiyordu, çünkü beni bıçakladığı gün yerdeki kanları görmüştü, o zaman altı yaşlarındaydı. İki yıl bile dolmadan cezaevinden çıkıp çocukları görmek istediğinde oğlum sekiz yaşına gelmişti. Oğluma “İstersen gidebilirsin, gitmezsen sıkıntı çıkarırlar” dedim. Oğlum da “Anne, düşüncelerime saygı duyacağını söylemiştin, bana saygı duy” dedi. Ben de arkasında durdum. Hakkı olmadığı halde, görüş günü olmayan günlerde okula geldi, çıkış saati herkes çıkarken biz geri dönüp okulun içine kaçtık. Müdürün odasına kilitledik kendimizi, polis çağırdık. O kadar kötüydü ki ve bu bir defa olmadı. Defalarca uzaklaştırma kararı aldırdım, elektronik kelepçe taktırdım, üç gün zorlama hapis cezası bile aldı.
Daha sonra karar, bu şahıs tarafından istinafa götürüldü. İstinaf iki yıl sürdü. Dört ay önce oğlumun kararı bozuldu. Yerel mahkemeler nadiren de olsa doğru karar veriyor ama nedense bu kararlar hep istinafta bozuluyor.
Çocuklarıma açıklamak zorunda kaldım. Oğlum zaten istemiyordu. Kızım da sekiz yaşına geldi. Farkındalığı gelişti. Kızım, “Ne güzel yaşıyorduk, onunla karşılaşırsak ona kötü şeyler söylerim, istemiyorum” diyerek koşup kendini odaya kilitledi.
Şimdi ise çocukların görüştürülmemesi ya da en azından uzman eşliğinde görüştürülmesi için yeni bir dava açtım, aynı mahkemeye düştü. Bu şahıs, öfkesini kontrol edemeyen, çocukları manipüle edip korkutan bir şahıs. Nasıl güvenip de vereceğim kendisine evlatlarımı? Bu kadar cezasızlık, adaletsizlik varken korkuyorum.
Çocukların üstün yararı ilkesini görmek istiyorum
Bu çocuklar vücudumdaki bıçak izlerini, yaralarını görüyorlar; yüzleri değişiyor. Sol elimi bir iş için kullanmakta zorlandığımda panik oluyorlar, yardım etmek istiyorlar. Biz kolay toparlanmadık. Atladığım bir şey olmasın diye çocuklarımı bir buçuk yıl travma merkezine götürdüm. Yaralarımızı saran olmadı, hepsi ile ben ilgilendim, peşinde koştum. Biz savaş verdik, hâlâ da veriyoruz.
Hani çocukların üstün yararı deniliyor ya, bunu görmek istiyorum. Sosyal hizmet uzmanı çocuklarımı dinledi. Şimdi mahkemeden, çocuklarıma zorla, isteklerinin dışında onu görmeleri için bir karar çıkacak da çocuklarımın hayatı mahvolacak diye korkuyorum.
Çocukların beyanını esas almak zorundalar. Her korkan çocuk korkusunu yansıtır, asla gizleyemez. Adalete inancım iyice bittiği bu zamanda korkuyla, ne olacağını merak ederek bekliyorum. Kadınları ve çocukları korumak neden bu kadar zor? Bizleri korumak istemediklerini düşünüyorum her gün gördüğüm haberlerden dolayı.
Paylaşmak iyi geldi. Adaletin bu kadar dibe vurduğu bu zamanlarda eminim ki herkesin bir yerlerde yaşadığı acıları, yangıları vardır. Acılar paylaştıkça azalır, mücadele duyuldukça başkalarına umut olur. Umarım benim evlatlarım için verdiğim mücadele de mutlulukla biter.
Sevgiyle...

Görsel: Canva pro yapay zeka


Editörden