Bazı acılar vardır ki yalnızca bir ailenin değil; bir mahallenin, bir kentin ve vicdan sahibi herkesin yüreğine düşer. Başak Gürkan'ın katledilmesi de böyle bir acı.
Başak'ın öldürüldüğü haberini ilk duyduğumda aklıma ilçemizde yaşanan diğer kadın cinayetleri geldi. İki Başak, iki Sibel... İsimler farklı olsa da hikayeler birbirine ne kadar benziyor. Acılar aynı, geride kalanların gözyaşları aynı, faillerin savunmaları aynı. Her seferinde bir kadın daha yaşamdan koparılıyor; bir çocuk annesiz, bir aile evlatsız, kardeşler kardeşsiz bırakılıyor.
Bugün Başak Gürkan'ın davasını takip etmek için mahkemedeydim. Saatler boyunca soğuk koridorlarda bekleyenler yalnızca ailesi değildi. Dostları, komşuları, kadın hakları savunucuları ve onu hiç tanımamış insanlar da oradaydı. Mahkeme salonunda karşılaştığımız manzara ise insanın aklında ister istemez sorular oluşturuyor. Bir kadının yaşam hakkını elinden alan sanığın takım elbiseli ve özenli bir görüntüyle hakim karşısına çıkması, yıllardır tartışılan "iyi hal" ve "takdiri indirim" uygulamalarını yeniden düşündürüyor. Adaletin, dış görünüşten ya da mahkeme salonundaki tavırlardan değil; işlenen suçun ağırlığından hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.
Başak artık aramızda değil. Onun yarım kalan hayalleri, geride bıraktığı evladı ve ailesinin yaşadığı tarifsiz acı hiçbir zaman tamamen dinmeyecek. Ancak onu anmanın ve yaşatmanın yolu, yaşananları unutmamak ve kadınların yaşam hakkını kararlılıkla savunmaktan geçiyor.
Yaklaşık altı saat boyunca mahkeme koridorlarında beklerken şunu düşündüm: Başak geri gelmeyecek. Bunu hepimiz biliyoruz. Ancak ailesinin yanında olmak, onları yalnız bırakmamak ve adalet taleplerine ses vermek hepimizin sorumluluğu. Çünkü sessizlik, bu acıların sıradanlaşmasına neden oluyor.
Bugün Başak Gürkan için adalet isterken, aynı zamanda katledilen tüm kadınlar için adalet talep ediyoruz. Adalet yalnızca geçmişte işlenen suçların hesabını sormak değildir; yeni acıların yaşanmasını önleyecek toplumsal ve hukuki iradeyi de ortaya koymaktır.
Başak Gürkan'ın adını unutmayacağız. Onun şahsında yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınları saygıyla anıyor, geride kalan ailelerin acısını paylaşıyoruz.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Başak Gürkan cinayetinde ilk duruşma 3 Haziran’da: ‘Bu dava hepimizin vicdanının sınavı’
Boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülen Başak Gürkan cinayetinin ilk duruşması 3 Haziran’da görülecek.
Başak Gürkan'ın katledilmesine ilişkin dava 22 Eylül'e ertelendi
Boşanma aşamasında olduğu Barış Arslan ve babası Kudret Arslan tarafından katledilen Başak Gürkan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması bugün görüldü. Dava 22 Eylül'e ertelendi.
Başak Gürkan cinayetinin ardından: İktidara öfke ‘yaşama’ talebinde büyüyor
Kadınların öfkesi, 'yaşamak isteme' talebinden büyüyor. Konuştuğumuz her kadın, iktidarın değişmesi ve bu düzenin kadınlara biçtiği rolleri yıkmak gerektiğini dile getiriyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN























