‘İşçileri hem sömürüyor hem zehirliyorlar’
Sincan’a zehir saçan Erkunt Döküm Fabrikasını, Sincanlı emekçi kadınlarla konuşuyoruz...

27 Ocak Salı günü Evrensel Gazetesi’nin manşetinde de yer alan bir çevre skandalına uyandık. Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan Erkunt Döküm Fabrikasından çıkan zehirli döküm atıklarının, aylardır aynı bölgede bulunan Erkunt Makine Fabrikasının önüne, hiçbir koruyucu önlem alınmadan döküldüğü ve bu atıklarda insan sağlığını tehdit eden ağır metallerin tespit edildiği ortaya çıktı. Buradan toprağa, suya ve havaya yayılan atık partikülleri sadece orada çalışan işçilerin değil, OSB’nin etrafındaki mahalle sakinlerinin de sağlığını tehlikeye atar durumda.

Çevre mahallelerde yaşayan sakinlerle kapı kapı gezip bu skandalı konuştuğumuzda, umutsuz olup “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenler olduğu kadar, çözüm arayanlarla da karşılaştık. İmza kampanyası yapılmasını öneren ve bizimle birlikte sokağını gezerek imza toplayan, çevresindeki tanıdıklarından imza isteyen kadınlar oldu. Konuştuğumuz kadınlar arasında, kendisi ya da bir yakını OSB’deki fabrikalarda çalışanlar konuya daha hassas yaklaşıyorlardı ve bir şeyler yapma konusunda daha isteklilerdi.

‘Bu zehre neden göz yumuluyor’

Çevre mahallelerden konuştuğumuz kadınlardan biri: “Bu sadece can sıkıcı bir durum değil; sağlığımızı çok derinden etkileyen görünmez bir tehdit. Yetkililerden bu duruma kalıcı bir çözüm bulunmasını istiyorum. Sincan, nüfus olarak kalabalık bir ilçe; burada çocuklarımız var. Zaten hava kirliliği sağlığımızı yeterince tehdit ederken bu zehirli atıklar tehlikeyi ikiye katlıyor. Bizler bu konuda elimizden geleni yapacağız. Ancak sormadan edemiyorum: bu zehre göz göre göre neden göz yumuluyor? İnsan sağlığı bu kadar ucuz mu?” diyerek tepki gösterdi.

Mahallede yaşayan kadınlar, fabrikanın önünden geçerken yayılan dayanılmaz kokudan bahsederken, insanların artık pencerelerini açamadığını söylediler. Bir kadın, “AKP ve patronlar iç içe, bir şey olacağı zor. Bunu halletsek devamı gelir” dedi. Bir başka kadın astığı çamaşırların hemen siyahlaştığını ifade etti.

‘Bakanlık haber olmadan harekete geçmedi’

Konuştuğumuz kadınlardan bir diğeri bu tür olayların iklim krizinin nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekerek iklim krizinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini, susuzluğun kapıya dayandığını dile getirdi: “Böyle bir dönemde bu tür çevresel suçlar yaşamı daha da yaşanmaz hale getiriyor. Çevre Bakanlığı haberler çıktıktan sonra değil, daha önce denetleyip caydırıcı ceza vermeliydi. Haber çıkınca harekete geçildi.” “Sincan hep böyleydi, böyle gelmiş böyle gider” demenin doğru olmadığını, bir yerden başlanması gerektiğini vurgularken “Peki ya başka fabrikalar? Onlar ne olacak?” şeklinde tepkisini dile getirdi.

Konuştuğumuz kadınlardan biri; “Çok korkunç bir olay. Evimin hemen yakını burası. Çok üzücü ama en çok işçilere üzülüyorum. İnsan hayatını değerli görmeyen bir yerde çalışıyorlarsa, kim bilir başka ne tür davranışlara da maruz kalıyorlardır. Elvankent’te, Sincan’da yaşayan bir sürü çocuk var. Onların sağlığını, gelişimini düşünmemek çok zalimce” dedi.

Eşi OSB’de bir fabrikada çalışan bir kadın ise “Hem zehirliyorlar hem işçileri mağdur ediyorlar. Yine de düzelir diye umut ediyoruz. Çünkü işçinin elinde çalışmaktan başka bir şey yok” şeklinde konuştu.

Farklı siyasi görüşlere sahip, çevre mahallelerden kadınların ortaklaştığı nokta, Sincan’da zehirli atık solumak istemedikleriydi. Bu ortak talep meselenin sadece bir çevre skandalı değil, halk sağlığı ve yaşam hakkı ihlali olduğunu da gösteriyor. Aynı anlayış OSB’de çalışan işçilerin düşük ücretlerle, sağlıksız ve güvencesiz koşullarda çalışmaya mahkum edilmesinde de karşımıza çıkıyor. Bu anlayışa karşı birlikte ve kararlılıkla mücadele etme ihtiyacı her geçen gün daha görünür hale geliyor.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Erkunt’ta olmayan grevin öğrettikleri

Sendikal bürokrasi ve uluslararası tekel olan Mahindra’nın örgütlü gücü karşısında Erkunt işçisinin şimdilik nefesi yetmedi.


Editörden