Bizim gibi metal sektöründe çalışan işçi aileler için toplu sözleşme süreci geride kaldı. Verilen yüzde 28’lik zam daha yıl dolmadan eriyor. Vergilerle, kesintilerle zaten geri alınıyor. Sendika da işçiden yana değil; patronla sendika kendi aralarında anlaşıp ücreti açıklıyor. Geçim derdi ise bize, özellikle kadınlara kalıyor.
Evimizin dış cephesinde yalıtım yok, yani ısınmıyor. 2+1 evi 1+1 gibi kullanıyoruz; bir odayı hiç açmıyoruz, doğal gaz çok yakmasın diye. Evde bebek olduğu için salonda ve yatak odasında elektrikli soba kullanmak zorunda kalıyoruz. Isınmayan bir eve verdiğimiz paraya bak! Üstelik bebek var, onun masrafları var.
Bezden bile kısmaya çalışıyoruz. Gündüz daha ucuz bez, gece daha pahalı bez takıyoruz. Bebek günde en az dört-beş kez altını kirletiyor; poposu tahriş olmasın diye bezini sık sık değiştirmek gerekiyor. Bebeklik dönemi en masrafsız dönem diyorlar. Büyüyünce ne yapacağız, onu düşünüyoruz. Görece daha ucuz olan üç harfli marketlerde en ucuz bezler bile 200–300 lira ve çoğu zaman ciltte yara yapabiliyor.
Eşim metal iş kolunda çalışan bir işçi. On yıldır aynı işte çalışıyor ama emeğinin karşılığını aldığını söylemek zor. Eskiden ödüller, çekler, küçük hediyeler olurdu; çocuklar için şenlikler, balonlar… Şimdi onların hiçbiri yok. Burada bir düzen kurduğu için de işten ayrılamıyor. Ayrılsa başka bir yerde asgari ücretle çalışacak. Çocuktan dolayı ben de çalışamıyorum. Kazanacağım parayı kreşe vereceğime çocuğuma kendim bakayım diyorum.
Geçim sıkıntısı eşimle aramızdaki iletişimi bile değiştirdi. Evliliğimizin ilk zamanlarıyla şimdiki hali arasında büyük fark var. Hele çocuk olduktan sonra, geçim derdi dışında bir şey konuşamaz olduk. Sürekli ekonomi konuşuyoruz: kiralar, zamlar, ay sonu nasıl gelecek, doğal gaz faturası, çocuk bezi…
Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde de sohbetler böyle: “Şu ne kadar olmuş, senin doğal gaz kaç geldi, ben şöyle idare ediyorum.” Normal hayata dair bir şey konuşamıyoruz. Sürekli hesap kitap. Kredi kartı borcu, şu borç, bu borç… En çok da kiralar yıpratıyor bizi. Ev almak artık hayal. Babam emekli olunca bir ev alabilmişti ama bugün emekli ikramiyesiyle ev almak mümkün değil.
İşçilerin hakkını gerçekten gözeten bir sendika olsa, en azından kira yardımı için diretse, bir faydası olurdu. Benim babam memurdu; işçi sınıfını pek bilmezdim. Eşim sayesinde yeni yeni öğreniyorum. Patron senden aldığını sana veriyor, onu da eksik veriyor; üstüne bir de lütufmuş gibi sunuyor.
İzin almak bile sorun. Hasta olmayacaksın, çocuğun hastalanmayacak, rapor almayacaksın, robot gibi çalışacaksın. Sürekli işten çıkarmalar oluyor. Az kişiyle çok iş yaptırıyorlar, insanların pestilini çıkarıyorlar. Bugün 50–60 bin lira bile yetmezken, asgarinin biraz üstüyle yaşamaya çalışıyoruz.
Fotoğraf: Pixabay
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















