Genç kadınlar yoksulluk ve baskı kıskacında
19 Mayıs Gençlik Bayramı kutlanırken, genç kadınlar artan şiddet, cezasızlık ve işsizlikle boğuşuyor. Kadın cinayetleri artarken, eylemlere katılanlar ailelerine ihbar edilerek baskılanıyor.

Bugün gençliğin bayram günü ancak genç kadınların hâli bayramdan çok uzakta: Yaşamın her yerini dolduran şiddet, eşitsizlik, baskılanma, gelecek kaygısı, güvensiz yaşam alanları...

Şiddet Artıyor, Karşısında Örgütlenme Alanları Daraltılıyor

Genç kadınlar bugün yaşam hakkı konusunda bile güvende değil. Her geçen gün artan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, genç kadınların yaşamını korku ve kaygıyla kuşatıyor.

Kadın cinayetlerinde faillerin cezalandırılmaması, soruşturmaların etkin yapılmaması da şiddeti adeta teşvik edici bir yerde duruyor. Gülistan Doku dosyasının 6 yıl sonra açılıp dönemin valisinin tutuklanması ve her ne kadar sınırlı tutulmaya çalışılsa da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya ve başka devlet yetkililerine işaret etmesi, kadınların yıllardır dile getirdiği cezasızlık ve devlet koruması tartışmalarını bir kez daha görünür kıldı.

Şüpheli kadın ölümlerinin etkin soruşturulmadığını; delillerin karartılmadan ya da kaybolmadan toplanmasının, delillerin soruşturmaya eklenmesinin kamuoyu baskısı olmadan yapılmadığını pek çok şüpheli kadın ölümü dosyasında gördük: Bahar Taş, Rojin Kabaiş... Sadece nisan ayında 26 kadın cinayeti, 23 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

Genç kadınlar uzun zamandır yaşadıkları KYK yurtlarındaki sorunlara da dikkat çekiyor. Genç kadınlar yurda geç geldiklerinde ailelerinin aranması ya da yurda alınmamakla tehdit edilirken, yurtlarda güvenliklerinin sağlanmadığından şikâyetçiler pek çok yerde. Yabancı erkeklerin kadın yurtlarına girerek genç kadınları taciz ettiği olayların üzerinden çok geçmedi.

İş yerlerinde de genç kadınlar şiddet, taciz ve mobbing ile karşı karşıya. Bir yanda sömürüyü katlamak için tacizi, şiddeti, mobbingi kadın işçiler üzerinden en temel araçlardan biri olarak kullanan patronlar ve temsilcileri; bir yanda iş bulma kaygısı, geçim kaygısı güden genç kadınlar...

Bunun karşısında ise genç kadınların örgütleneceği, yan yana geleceği, bunlara karşı mücadele edeceği, seslerini birlikte yükseltecekleri alanlar ise hedefe konuyor. Üniversitelerde genç kadınların yıllardır yan yana geldiği kadın kulüp ve toplulukları kapatılıyor, askıya alınıyor, yaptıkları etkinlikler rektörlükler tarafından engelleniyor. Üniversitelerde, liselerde tacize, şiddete karşı genç kadınları koruması gereken, öğrencilerin tırnaklarıyla kazıyarak kazandığı CİTÖK (Cinsel Tacizi Önleme Kurulu) gibi yapılar etkisizleştiriliyor ya da kapatılıyor.

İş yerlerinde genç kadınların hakkını aramasının önüne geçilmesi için sendikalaşma hakkı patronlar tarafından yok sayılıyor; bu anayasal hakkın gaspına iktidar gözünü kapatıyor, hatta patronun yanında duruyor.

Eşit, özgür, şiddetsiz bir dünya için örgütlenen, mücadele eden, demokratik bir yaşam isteyen genç kadınlar, polis tarafından aileleri aranarak marjinalize ediliyor, ailelerinin şiddetinin hedefi hâline getiriliyor, baskılanmaya çalışılıyor. İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesi, bu polis aramalarının en ağır sonucu olması açısından örnek verilebilir. 18 yaşındaki Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu, Hatay Kırıkhan’da polis babasının silahından çıkan kurşunla yaşamını yitirdi. İlayda Zorlu, Emniyet’in aileyi arayıp 18 yaşındaki İlayda Zorlu’nun 8 Mart eylemine katıldığını söylemesinin ardından, ailesinden ağır baskı gördüğünü arkadaşlarına ifade etmişti.

Ne İşte Ne Evde Genç Kadınların Sayısı Artıyor

İşsizlik de genç kadınların tepesinde sallanan sopalardan biri; kötü çalışma koşullarına, mobbinge, düşük ücrete razı etmenin bir yöntemi olarak da kullanılan işsizlik genç kadınlarda artıyor. 2026’nın ilk 3 ayında daha fazla genç kadın iş gücünden çekilmiş. 67 bin genç kadın istihdamdan düşmüş. 2026'nın ilk 3 ayında ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadın sayısı 12 bin artarak 1 milyon 631 bin oldu.

Ancak tüm bunlar karşısında genç kadınlar mücadeleye, “Bunu kabul etmiyoruz” demeye devam ediyor. Bu veriler genç kadınların içinde bulunduğu kıskacı gösterirken bir yandan da genç kadınlarda biriken öfkeye ve mücadele potansiyeline işaret ediyor.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden