Meme kanseri geçirmiş kadınlar endişe içinde: ‘Ya iğnemi bulamazsam?’
Meme kanseri sonrası tedavi için kullanılan Zoladex ve muadili Lucrin’e erişimde yaşanan kriz, binlerce hastanın tedavisini aksatıyor. Kadınlar ve aileler, ilaç yokluğu nedeniyle büyük kaygı yaşıyor.

Sağlık hizmetlerinde özelleştirme ve dışa bağımlılık işçi ve emekçi kadınların sağlık hakkını günbegün ortadan kaldırıyor. Başta meme kanseri tedavisinde kullanılan Zoladex isimli ilacın ruhsatı, Sağlık Bakanlığının 24 Nisan’da yayımlanan ruhsatlı beşeri tıbbi ürünler listesinde 7 Kasım 2025’te askıya alındı. Bu durum, meme kanseri sonrası tedavi amaçlı bu ilaca erişmesi gereken birçok kadının tedavisinin aksamasına neden oldu.

‘Zoladex yok ama bir araştırın’

Zoladex’e erişilememesi üzerine Change.org’da kampanya başlatan Beste Şimşek ile konuştuk. Şimşek, meme kanseri olduğunu kızını emzirirken memesinde fark ettiği bir kitle sayesinde fark ettiğini anlattı. “Tüp bebekle anne oldum. Bu süreçte sürekli hormon yüklemesi yapıldı. Kızım bir buçuk yaşındaydı, emzirme sürecindeydim. Emzirirken bir kitle olduğunu fark ettim ve takip etmeye başladım” diyen Şimşek, bu kitleye önce süt bezesi denildiğini ancak yine de şüphelenerek başka bir doktora gittiğinde yapılan biyopsi ile meme kanseri ve hormon pozitif olduğunu öğrendiğini anlattı. Tedavi sürecini bitirdikten sonra hormon pozitif olduğundan dolayı üç ayda bir Zoladex isimli iğneyi vurulması gerektiğini belirten Şimşek, “Son bir ayda, iğne vurulmam gerektiğinde doktorlar, ‘Zoladex yok ama yine de bir araştırın’ dediler. O an şanslıydım, tedavi gördüğüm hastanenin yanında iki tane kalmıştı. Birini ben aldım, diğer iğne için de bana ulaşan birini yönlendirdim ve son iğnemi vuruldum” dedi.

Sosyal medya üzerinden kendisine meme kanseri olan kadınların sıklıkla ulaştığını, bu nedenle meme kanseri olan kadınlarla bir grup kurduğunu belirten Şimşek, sürekli irtibat ve dayanışma halinde olduklarını dile getirdi. Bu kadınlarla konuştuğunda da birçok kadının Zoladex iğneyi bulamadığını, muadil iğne olarak önerilen Lucrin’in de piyasada çok zor bulunduğunu öğrendiğini belirtti.

Yoksul kadınlar bu ilaca nasıl ulaşacak?

Şimşek daha sonra Zoladex iğneye nasıl ulaşılabileceğine dair bir araştırma yaptığını ve yurt dışında birçok ülkede bu iğnenin piyasada olduğunu söyledi. Bu ülkelerden ilacı temin edebilmek için o ülkede muayene olmak, reçeteyi veya raporu orada yazdırmak gerektiğini belirten Şimşek, “Biz bu iğneleri ülkeye nasıl sokabiliriz? Bu düşündürücü. Durumu olan insanlar bunu bir şekilde yapabilirler. Uçaktı, oteldi, ilacın ücretiydi bunları karşılayabilirler. Ama şu an peruk alamayacak durumda olanlar; aylardır kan tahlili, PET çekimi, kemoterapi için sıra bekleyen bir sürü insan var” dedi. Bu süreçte kendisi gibi meme kanseri hastalığını geçirmiş kadınlar için de bir şeyler yapmak istediğini söyleyen Şimşek, sosyal medya hesabından buna yönelik paylaşımlar yapmaya başladığını ve imza kampanyasını bu biçimde başlattığını anlattı.

Bakanlıktan ‘Biz sizi arayacağız’ tutumu

Bu şekilde seslerinin biraz da olsa duyulduğunu belirten Şimşek sonrasında Sağlık Bakanlığından bir geri dönüş aldığını söyledi. Görüşmelerinde onlardan istediği cevabı alamadığını belirten Şimşek, “Onların söylediği şey; ‘İlaç firmasıyla alakalı bir durum, bizimle alakalı değil ama muadil iğnelerimiz mevcut, bunlara yönelebilirsiniz.’ Tamam, onlara yönelebiliriz ama bunlar bugüne kadar doktorlar ‘Zoladex en iyi ilaç’ derken, muadil iğneler önerilmemişken biz neden ‘Hiç yoktan onu vurulalım’ deyip ona atlayalım?” diye soruyor.

Sağlık Bakanlığıyla irtibata geçen kişilerle de bu süreçte konuştuğunu ancak onların da tatmin edici cevaplar alamadığını dile getiren Şimşek, “Bir iş görüşmesine gidersiniz, ‘Biz sizi arayacağız’ derler ya, bu da öyle. Hiçbir şekilde telefonlara geri dönüş olmadığı hakkında bana geri bildirimler oldu. Bizim istediğimiz şey bir cevap, bir açıklama. Biz bir ülkenin vatandaşıyız. Başımızdakiler de bizi yönetiyor. Tabii ki bizim sağlığımızı da dikkate almaları gerekiyor” dedi.

Bu süreçte meme kanseri olan tüm kadınların sesini duyurmayı amaçladığını belirten Şimşek, bu süreçte birçok kadınla iletişime geçtiğini ve her birinin kendi hikayesi olduğunu ifade etti: “Kimi ailesine anlatamamış, gizli gizli tedavi oluyor; kimi şapkayla geziyor, kiminin durumu çok iyi ama bu durumun yarattığı psikoloji nedeniyle üzgün. Her kesimden insan var.”

Önümüzdeki ay kendisinin de iğne vurulması gerektiğini söyleyerek, “O kadar stresliyim ki! Sürekli vücudumu dinliyorum, sürekli bir şeylerim mi başladı diye düşünüyorum” dedi. Tedavi sürecindeyken kendisiyle birlikte çocuğunun ve ailesinin de psikolojisinin bozulduğunu, şimdi çocuğunu toparlamaya çalıştığını belirten Şimşek, “Bir hastalık kaptığım zaman; öksürdüğümde, hapşırıp tıksırdığımda herkes korku içinde. Bizim, bu hastalığı geçirmiş kişilerin grip olma, başka bir hastalık geçirme lüksü yok. Çünkü çok çabuk düşüyoruz ve çok zor toparlanıyoruz” ifadelerini kullandı. Şimşek’in talebi ise Zoladex’in Türkiye’ye yeniden getirilmesi ve vatandaşların sağlıklı yaşam hakkının sağlanması.

Bakanlık ilaç şirketinin çağrı merkezi gibi davranıyor

Dilan ise Zoladex’e ulaşamayan ancak daha sonra muadil olduğu söylenen Lucrin isimli ilacı kullanan ve onu da bulmakta zorlanan kadınlardan. İki buçuk yıl önce 4. evre meme kanseri teşhisi aldığını ve zorlu bir tedavi süreci geçirdiğini anlatan Dilan da hormon pozitif hastalardan. “Benim kesinlikle regl olmamam gerekiyor yoksa hastalığımın tekrarlama olasılığı çok yüksek” diyen Dilan, bu yüzden düzenli olarak Lucrin kullandığını belirtti. Ancak Lucrin’in ecza depolarında olmadığını, çok zor bulunduğunu öğrendiğinden beri büyük bir stres altında yaşadığını anlattı.

10 Aralık 2025 tarihinde sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter), bu ilacın bulunamamasına ilişkin paylaşım yapan Dilan, aynı gece kendisinin Sağlık Bakanlığı tarafından arandığını söyleyerek kendisine tedarik açısından herhangi bir sıkıntı olmadığının söylendiğini belirtti. 2026’nın nisan ayında ise Bakanlığın kendisine dağıtım firmasının numarasını verdiğini, oradan da tatmin edici bir cevap alamadığını belirten Dilan, en son Sağlık Bakanlığının kendisine sadece dağıtım firmasının ilacı ne zaman getireceğine dair bilgi verdiğini söyledi. Sağlık Bakanlığının kendisine önce 18 Mayıs’ta ilacın geleceğini, bir sonraki arayışında bu tarihin 30 Mayıs olduğunu ifade ettiğini söyleyen Dilan, “Ya bu tarih yeniden değişirse? Ya iğnemi zamanında vurulamazsam ne olur, onun kaygısıyla yaşıyorum” dedi. “Sağlık Bakanlığının dağıtım firmasının çağrı merkezi gibi davranmaktan fazlasını yapması gerekiyor” diyen Dilan, muhatap bulamadığını söyledi.

Eczane eczane dolaştı

İlaca en son erişebildiğinde, İstanbul’un Sultangazi ilçesindeki neredeyse bütün eczaneleri gezdiğini belirten Dilan, “3 aylık ilaç reçetem var. 3 tane aldığımda da vicdan yapıyorum başka insanlar erişemiyor diye. Ama kendimi de düşünmem gerekiyor, ya bulamazsam diye. Devlet bu süreci bu kadar zorlaştırmamalı, bu ilaçlar kolayca erişebileceğimiz ilaçlar olmalı” diyor. Dilan ilaca erişmekte güçlük çektiği ve eğer zamanında ilacı alamazsa kanserin yeniden başlayacağından endişelendiği için iki aydır yumurtalıklarını aldırmayı düşündüğünü belirtti. Dilan da Sağlık Bakanlığından tatmin edici bir açıklama ve kullanması gereken Lucrin ilacına erişimin kolaylaştırılmasını talep etti.

Hastaların tedavisi aksıyor

Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimler ve Kadın Sağlığı Kolundan Pınar Saip, Zoladex’in Türkiye’de bulunmaması nedeniyle bütün hastaların endişe içinde olduklarını belirtti. Zoladex’in tam bir muadili olmadığını ancak benzeri bir ilaç olan Lucrin’i kullandıklarını belirten Saip, bu ilacın da piyasada zor bulunduğunu söyledi.

Zoladex’in prostat, meme ve belli over kanseri türlerinde sıklıkla kullanılan bir ilaç olduğunu belirten Saip, “Özellikle hormon duyarlı tümörlerde kullandığımız bir ilaç. Bunun piyasada bulunmaması hem hekimler açısından ciddi bir sorun oluşturuyor çünkü hastaya ciddi bir seçenek sunmakta zorlanıyoruz hem de hastalar çok endişe yaşıyorlar. Kanser hastalarının tedavisi de aksıyor” dedi.

Bu ilaçlar yumurtalık fonksiyonlarını baskılayarak kadınları ilacı kullandıkları sürece menopoza sokuyor. İlaçların menopozda olmayan kadınlarda kullanıldığını dile getiren Saip, “İlaçlara ulaşamadığında da yumurtalıklarını aldırmak seçeneği kadınların kafasından geçiyor, tedavisinin aksamaması için” dedi. İlacın hastalığı olmayan ama hastalığın ileride tekrar belirme ihtimali olan hastalarda kullanıldığını, genellikle 5 yıl sonunda da ilaçların bırakıldığını dile getiren Saip, metastatik, kanseri yayılmış hastalarda düzenli ve uzun bir süre için bu ilaçların kullanılması gerektiğini belirtti.

Bakanlık bu sorunu çözmeli

Şu an ilaç tedariğinde yaşanan sorunun neden kaynaklandığını tam olarak anlamadıklarını belirten Saip, “Firma, tedarik zincirinde bir problem olduğunu söylüyor. Firmaya ait bir problemmiş gibi görünüyor. Türkiye, Avrupa’daki en düşük fiyatla ilaçları alıyor. Kuru düşük tutuyorlar. Düşük tuttukları için de firmalar zaman zaman ilaçları piyasadan çekiyor. Ama bu olayda neden bu mudur, bilemiyorum. Ama bakanlığın bir an önce tedavi aksamalarını engellemek için firmaya da baskı yaparak bir çözüm bulması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Saip, bu ilaçların ara verilecek ilaçlar olmadığını, sürekli alınması gerektiğini ifade ederek, “Biz özel sektöre mecburuz. Bütün ilaçları kamusal olarak üretebilecek, eski SGK ilaç fabrikaları gibi fabrikalarımız olsa bu tür sorunlarla uğraşmayabiliriz. Bu ilaçlar kamusal olarak da üretilebilir” dedi.

30 binden fazla yurttaş bu ilacı kullanmak zorunda
29 Nisan 2026’da BBC Türkçe’de yayımlanan “Türkiye’de prostat ve meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri neden eczanelerde bulunamıyor?” başlıklı haberde, 2025 yılında toplam 150 bin kutu Zoladex satıldığı ve Türkiye’de ortalama 30 bin hastanın Zoladex kullandığının tahmin edildiği bilgisine yer veriliyor. Aynı zamanda, AstraZeneca şirketi tarafından üretilen Zoladex’in Türkiye’den çekilmesi kararında ticari kaygıların etkili olduğu iddiaları da haberde yer alıyor.
‘Hastaları ölüme terk etmeyin’

Zoladex’i kullanmak durumunda olan onlarca kadın, internet üzerinden seslerini duyurmaya ve taleplerini anlatmaya çalışıyorlar. Şikayetvar isimli sitede birçok meme kanseri kadın, Zoladex’e erişim talep ediyor.

Gülay: “Zoladex bulmak için inanılmaz çaba harcıyorum ama maalesef yok ve benim durumumda olan (Tümörü hormona duyarlı olan) hastalar için bu ilaç mutlaka gerekli çünkü bulunmaması metastaz demek. Bu ilacın bir an önce temin edilerek eczanelere, ecza depolarına gelmesi gerekli. Hastaları bu kadar basit sebepler ile ölüme terk etmeyin.”

Sueda: “Aynı sorunu annem için yaşıyoruz. Tüm hormon pozitif meme kanseri hastaları aynı sorunu yaşıyor. İlaç kurundaki ticari anlaşmazlıktan dolayı birebir muadili olmayan bir kanser ilacını temin edemiyorlar. Şaka gibi. Sağlık Bakanlığı ile iletişime geçtim. ‘Çok geçmiş olsun ama ilaç Türkiye’de artık yok’ dediler. Bu nasıl bir cevap? Bu hastalıkta stres, üzüntü yaşanmaması gerekiyor. Hiçbir çözüm bulamıyorum. ‘Muadil’ olarak sunulan Lucrin adlı iğne de bulunmuyor. Tedaviler aksamış durumda.”

Tezcan: “Erken teşhisin hayat kurtardığı söylenirken, kanser tedavisinde kullanılan bu kadar kritik bir ilacın hastalar tarafından temin edilememesi, hem sağlığımı hem de psikolojimi olumsuz etkiliyor. Bu ilaç sıradan bir grip ilacı değil, kanser tedavisinde kullanılan hayati öneme sahip bir ilaçtır.”

‘Çocuklarımızın tedavisi aksamasın’
Zoladex’e muadil olarak kullanılan Lucrin ise yalnızca meme kanseri sonrası tedavi için değil, aynı zamanda kız çocuklarında erken ergenlik tedavisinde de kullanılıyor. Bu nedenle ilacın bulunamaması kız çocuklarının sağlık hakkını da etkiliyor. Şikayetvar Platformunda birçok ebeveyn çocukları için bu ilacı bulamadıklarını ve ivedilikle temin edilmesi gerektiğini söylüyor.
Rüya: “Diyarbakır merkezde yaklaşık iki aydır kızım için doktor tarafından raporlu olarak verilen Lucrin 3.75 iğneyi hiçbir eczanede bulamıyorum. Kızım 8 yaşında ve bu ilacı 11 yaşına kadar düzenli olarak kullanması gerekiyor. Ancak iki aydır ilacı temin edemediğimiz için tedavisine ara vermek zorunda kaldık. Sağlık Bakanlığının ve ilgili ilaç firmalarının acilen bu konuda devreye gerekerek ilacın temin edilmesi için çözüm üretmesini talep ediyorum. Çocuklarımızın tedavisinin aksamasına daha fazla göz yumulmamasını istiyorum.”

Fotoğraf: Pixabay

İlgili haberler
GÜNÜN DİKKATİ: Her yıl 18 bin kadına meme kanseri teşhisi konuyor

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Türkiye’de her yıl 18 bin kadına meme kanseri teşhisi konuyor.

Meme kanseriyle mücadele yalnızca biyomedikal değil politik de

'Kadınların zaman ve mekan kısıtları, tarama merkezlerine başvurularını geciktirir ya da tamamen engeller. Tarama hizmetlerinin belirli saatlerle sınırlı olması, bu durumu daha da güçlendirir.'

Meme kanseri riskini genetik testlerle anlamak mümkün

Genetik ve Farmakoloji Uzmanı Dr. Gülay Özgön, meme kanserinde genetik testlerin hastalık tanısında olduğu kadar tedavide de önemli bir rol oynadığını söyledi.


Editörden