Kepengi her açtığımda umudumu da açıyorum
’Benim hikayem döner tezgahında geçiyor ama eminim başka kadınların hikayesi de başka yerlerde yazılıyor. Yerler farklı ama yaşanan mücadele aynı.’

İlk defa Hayat TV’de bir program olarak duydum Ekmek ve Gül’ü. Kısa zaman önce de Sultangazi’de Ekmek ve Gül okuma grubuna katıldım. Ülkenin her bölgesinde benim gibi, “Ben de varım” diyen kız kardeşlerim olduğunu ve seslerini bu dergi üzerinden duyurduğunu öğrendim. Şimdi bu sese ben de sesimi katıyorum.

‎Sabah dükkanı açarken kepengi kaldırdığım o an sadece bir esnaf gibi değil, bir kadın olarak da güne başlıyorum. Döner kesiyorum, kasaya bakıyorum, tedarikçilerle uğraşıyorum. Ama bazen görüyorum ki insanlar yaptığım işe değil, bir kadının bunu yapmasına bakıyor. “Bu iş sana zor gelmiyor mu?” diye soruyorlar. Sanki zor olan iş değil de kadın olmak gibi davranıyorlar.

Dükkanı tek başıma döndürürken şunu fark ettim: En büyük gücüm yine kadınlar oldu. Yan dükkandaki ablanın “Yorulduysan gel bir çay iç” diye davet etmesi, bir müşterimin “Helal olsun sana” demesi. Bunlar küçük gibi görünüyor ama insanın yükünü hafifletiyor.

‎‎Kadın dayanışması için aslında çok büyük laflara gerek yok. Bazen birinin yanında durmak, bazen emeğini görüp hakkını vermek, bazen de sadece “Seni anlıyorum” diyebilmek yeterli.

Biz yan yana durdukça güçleniyoruz. Ben bu dükkanı tek başıma çeviriyorum ama arkamda ilk elden görünmeyen bir kadın desteği var. O olmasa bu kadar güçlü duramazdım.

‎‎Benim hikayem döner tezgahında geçiyor ama eminim başka kadınların hikayesi de başka yerlerde yazılıyor. Bir ofiste, bir fabrikada ya da evde... Yerler farklı ama yaşanan mücadele aynı.

Çalışıyoruz, üretiyoruz, ayakta kalıyoruz. Yoruluyoruz ama vazgeçmiyoruz. Birimiz güçlendikçe hepimiz biraz daha rahatlıyoruz. ‎‎O yüzden kepengi her açtığımda sadece dükkanı değil, umudumu da açıyorum. Belki bir gün kadınların sadece yaptığı işle konuşulduğu bir dünya olur. 

Görsel: Canva Pro yapay zeka


Editörden