DERGİMİZDEN
Kadınları ve sağlıkçıları koruyan, şiddetin tekerrür etmeyeceği bir adalet düzeni istiyoruz.
İşe gidip gelirken kadınların sohbetlerine kulak misafiri oluyorum, yaşadıkları ekonomik sıkıntıyı anlatıyorlar. Herkesin ortak derdi geçim sıkıntısı… Bir an önce zamlar geri alınmalı.
Böylesi bir yoksulluk tablosu karşısında isteklerimiz de çok büyük değil; çocuklarımız için güvenceli bir gelecek, temel ihtiyaçlarımızı karşılayabildiğimiz güvenceli bir iş, insanca bir yaşam...
Kirke, yalnızlığa mahkûm edilmiş bir kadının kendi gücünün farkına varmasının, çalışarak büyütmesinin ve zorluklar karşısında yılmadan mücadele ederek kendini yoktan var etmesinin öyküsü…
Yeni yılın ilk sayısında Ekmek ve Gül'de kadınlar yoksulluk ve her gün artan zamlar karşısında yaşadıklarını anlatırken mücadele çağrısı yapıyor.
Bu ay ülkenin dört bir yanında ve her alanda haklarımızı savunmak ve daha fazlasını talep etmek için yan yana gelmeye, fırtınanın önüne geçmeye çağırıyoruz hepinizi.
İkilem basit: Sürünerek hayatta kalmak mı, insanca yaşamak mı? İlk seçenek her gün daha fazla yoksulluğa ve giderek açlığa adapte olma kabiliyeti gerektiriyor. İnsan bedeni, insan gibi yaşamak istiyor
İMES’te çalışan kadın işçiler kötü çalışma koşullarının yanı sıra tacizden de bıkmış durumda. Tüm zorluklara karşın mücadele ve yan yana gelmek kadın işçiler için artık tek çıkış yolu olarak görülüyor
Metal işçisi Semra’nın evinde soba tütmüyor, evi de iş yeri de ısınmıyor… İzin yapmak, dinlenebilmek, esnek çalışmanın bunca yoğun olduğu yerde hayal. Çocuğuna ayıramadığı vakit kursağında bir düğüm.
‘Simiti, pastayı, böreği, galetayı, peksimeti üreten bizler bunları yemeyecek duruma gelmişsek daha ne duracağız. Sönen kadınların hayatı olmasın.’
Parça başı işle her hane neredeyse dumanı tüten bir fabrikaya dönüşüyor. Kocaeli’de tekstil atölyelerine parça başı çalışan kadınlar 10 kuruşa 100 liralık sütyen yapıyor…
‘Önemli olan her işyerini kendi özgünlüğü içinde ele almak ve meslek, kadro, unvan, sendika, siyasal görüş ayrımı yapmadan en geniş emekçi kitlesini bir araya getirmek...’
‘150 yıl evvelinin ‘8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat canımız ne isterse’ talebi bile fazla görülüyor gelinen noktada, konuşmayalım da ne yapalım?’
Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi İşyeri Temsilcisi ve SES İzmir Şube Yöneticisi Hülya Ulaşoğlu, sağlık emekçilerinin grev ve eylem süreçlerine dair gözlemlerini yazdı.
Ataşehir Belediyesi yönetiminin servisleri kaldırmak istemesine karşı belediye işçisi bir kadın, sabah karanlığında yaşayacakları zorluklara dikkat çekerken, işçileri bu karara karşı çıkmaya çağırıyor
Fidan, yemek ücreti dahi almadığı iş yerinde asgari ücretle çalışıyor. Fidan, patronun eline milyonluk harcamaların evraklarını verirken, ona yemek ücretini dahi çok görmesine öfkeli…
‘Biz ki doğarken babamızın soyadını alan, evlenince eşimizin soyadını alan bireyleriz. Bizim sadece ismimiz var. Ama biz bütün bunlara karşı savaşacak ve kazanacak dirence sahibiz.’
‘Ben et yemeği çıkınca ya da sütlaç çıkınca paketleyip ya da ekmeğin içine koyarak eve götürüp kardeşlerime yediriyorum. Bu bana çok dokunuyor.’
Dersim’de 135 kadınla yüz yüze yapılan ankette ve Kocaeli’de kadınlarla yapılan anket görüşmelerinden izlenimler gösteriyor ki yoksulluk karşısında kadınlar ilk olarak kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyor
Sendikal bürokrasi bir hastalık, şifası: stratejik ve planlı bir örgütleme. Peki, nedir örgütleme?
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































